“Neyi anlayacaksınız ki? İnsanların tutkuları yüzünden öldürmelerini, aşk ya da nefret yüzünden, şeref ya da intikam için öldürmelerini anlıyor musunuz?”
Başımı, “evet” anlamında salladım.
“O halde zengin ya da güçlü olmak için cinayet işlenebilmesini de anlıyorsunuz? Savaşta ya da devrim sırasında öldürmeyi de?”
Ancak para kokusu almada erkek burnunun üstüne yoktur. Bir gün bir adam çıkageldi, kendisiyle
evlenmemi istedi. Reddettim. Kocamın tekmesinin izi hâlâ tazeydi. Ardından aşk arayan biri geldi,
ama onu da reddettim. Eski aşk acısının izleri hâlâ içimde yaşıyordu.
Gidip yattı, ertesi güne kadar da yataktan çikmadı. Kaybettiği duyguların bir kısmı geri gelmedi. Bazıları geldi, belki de hiç kaybolmamıştı, bilemiyor. Çocukları için hâlâ üzülebiliyor mesela, Şükran için üzülebiliyor, ailesinin hayatını berbat ettiği için kendini suçlamaya devam ediyor. Ama sevinç ona hala uzak bir şey. Yillardir sevindigi hiçbir şey hatırlamıyor.