İnsanlar yaşamı mutluluğa indirgemezler,çünkü mutluluğa indirgenmiş bir yaşam,yoksul geçirilmiş bir ömürdür.Yaşamı mutluluğa indirgeyenler de ruhsal açıdan yoksul kimselerdir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Oysa mutluluk, sahip olarak elde edilebilecek bir hal değil, mutluluğu kabul edebilecek ruhsal bir dönüşüm gerçekleşmeden insan sadece ele geçirmenin anlık coşkularıyla yetinmek zorunda kalacak.
Ayrıca alçakgönüllülük ve kibir, bedenle fazla ilgisi olmayan etik konular olarak fazlasıyla ruhsal yapıyla ilgilidir. Kibir, kendini beğenmişlerde ve zekası pek parlak olmayan insanlarda görülür; parlak zekalı, yetenekli insanlarda görülmez. Böylelerinde olsa olsa güçlerinden gelen mutluluk duygusu vardır; bu güç gerçekten varsa, bu herhangi bir duygu olabilir, ama asla kibir değil.
Mutluluk saydığımız şeylerin, sıradan isteklerin peşinden gereksiz bir gerginlikle koşarken, yaşam bize neler kaybettirmiyordu ki! Örneğin, kırkına merdiven dayadığı bir yaşta, sıradan bir profesör olmuş, ölgün, can sıkıcı, zor anlaşılır bir dille başkalarının düşüncelerini öğrencilerine aktarmak, kısacası, orta karar bir bilim insanı niteliği kazanmak için tam on beş yıl dirsek çürütmüş, gecesini gündüzüne katıp çalışmış, ağır bir ruhsal hastalığa göğüs germiş, başarısız bir evlilik yaşamış, bir sürü haksızlık, saçmalık yaparak yıllarını boşa harcamıştı. Şimdi bunları aklına getirdikçe tüm neşesi kaçıyordu. Yeteneklerinin vasat olduğunu anladığı için yazgısına razıydı artık. Çünkü bundan başka çıkış yolu kalmamıştı; her insan neyse olduğu kadarıyla yetinmek zorundaydı.