Puan vermedi·192 syf.·
2026 429. kitabı
Ah, böyle bilahareket köşemde, hiçbir şey düşün­meden, hiçbir şey sormadan ve hiçbir şey işitmeden kalmak, kalabilmek ne saadet! Fakat mümkün mü? S:15 Sabahları uyandınız mı bulunduğunuz yerden, denize bir kamış uzatmak suretiyle balık avında gönül avutuyorsunuz. Istakoz için atılmış sepetler muayene olunuyor, yahut bahçede güller budanıyor. Sonra sıcak bastı mı hemen içeri giriyorsunuz, aşağıda geniş mermer taşlığa bir masa kurulmuş, taze balıklar tavadan yeni çıkmış, rayihası ciğerlerinizi dolduruyor. İştiha ile yiyorsunuz. Kahve, sigara ve uyku... Şimdi arka odada, güneş görmeyen taraftasınız, Boğaz’dan kopan ve denizlerde serinlenen bir rüzgâr yan pencereden içeri giriyor ve cibinliğinizi hafif hafif şişiriyor, deliksiz uyuyorsunuz. Bunu müteakip kayıkhaneye iniyor ve denize giriyorsunuz. İşte bence yazın ideal olan ömür budur." -Refik Halid Karay- Türk toplumunun geçirdiği sosyal değişimleri ve modernleşmenin insanlar üzerindeki yansımalarını ele alır.Anlatım: Yazar, gözlemlerini zengin Türkçesi ve ironik bir dille kaynaştırır. Okuyucuya keyifli bir sohbet ortamı sunarak birbirinden farklı karakterleri ve çevreleri tanıtır. "Kendimi bugün bayram sabahında uyanmış sekiz yaşında bir bebeğe benzetiyorum: Ruhum o derece hafif, çehrem o kadar gül renkli..."s:29
Türk klasikleri edebiyat roman
Guguklu SaatRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 2010164 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 192. kitabı
Sabahattin Ali’nin parmaklıklar ardında ya da uzak sürgünlerdeyken ailesine yazdığı bu mektuplar, onun o sert ve dik duruşunun arkasındaki devasa şefkati ve kırılgan kalbi önümüze seriyor. Dönemin o karanlık, boğucu atmosferine rağmen satırlardan taşan o sonsuz bağlılık, özlem ve "her şeye rağmen ayakta kalma" çabası insanın boğazını düğümlerken, edebi bir dehayı değil, sadece çok seven bir eşi ve babayı okumak içimi fena sızlattı.
Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202031,5bin okunma
Reklam
8/10
·675 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:24
Fernando Pessoa Huzursuzluğun Kitabı #birlikteokuyoruz kitap kulübünün arkadaşlarının bir kısmı ile okuduğumuz bir kitap idi. @lafazannn yönlendirmesi ile okurken daha düzenli olarak okuma yapıyordum ama tembel bir öğrenci olunca grup okumasından kopunca ben biraz geç bitirdim. Gruptan ayrılanı kurt kapar misali rehavete kapılıp çok uzun süreli olarak elimde kaldı. Kitaba gelince Fernando Pessoa kendi hayatından,düşüncelerinden ,hissettiklerinde,umutlarından veya karamsarlığından bahsettiği anlatı tarzı bir kitap. Zaman zaman Fernando Pessoa ben miyim ya da bu adam benim düşüncelerimi nereden bilebilir ki dediğim satırlar oldu. Çok kitap çizmeyi sevmem hatta okuduğum kitapları hiç incitmeden okurum ama bu kitabın her sayfasında o kadar çok cümlenin altını çizdim ki . Bazı alıntılar ile devam edeyim. " Kendini ifade eden,somut bir ruhum var benim. Ya varlık - dışı bir hal içinde durgunlaşırım ya da uyanırım ve bu durumda,tüm varlığımın gözü ansızın açılmışcasına kelimelere yansıtırım kendimi."sayfa 675 "Yaşadım yaşayalı kendimi anlatıyorum, kendimle olan sıkıntılarının en küçüğü bile, üzerine biraz eğilecek olsam,bir büyünün etkisiyle serpilip ezgili uçurumlarda açan renkli çiçeklere dönüyor hemen."sayfa 675 "Herşeyi hayal ettiğin için, hayatta var olanların tümü sana daha çok acı verecek. Bu da sırtında ki haçın olacak." sayfa 613 "En kesin bilim, kendi yasalarıyla kurallarının dört duvarı arasında yaşayan matematiktir."sayfa 463 "Hatırlamıyor, olduğumu fark ettiğime göre,demek uyanmışım." sayfa 451 "Hayat istemeden çıkılan, deneysel bir yolculuktur"sayfa 443 "Hayat tecrübesi insana hiçbir şey öğretmez,tıpkı tarih gibi "sayfa 187 "Karamsar değilim, hüzünlüyüm."sayfa178 "Hayat,hayatın dile getirilmesine engel olur. Büyük bir aşk yaşasam asla anlatamazdım."sayfa 163 "En
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,6bin okunma
Spoiler! Raskol'un iç dünyasına baktım, buyurmaz mısın?
10/10
·849 syf.·
2026 88. kitabı
Kitabı okumadım... Petersburg şehrinde gezinen bendim. Kutu gibi odada kaldım; kapıyı açmak için yatağımdan kalkmama gerek kalmayacak kadar küçük bir odada... Üniversite öğrencisiydim. Kendi dünyamda, hiç kimseyi almadan yaşadım; yaşamak denirse... Parasızdım fakat bunu dert etmiyordum. Çünkü elimdeki son kuruşları dahi yardıma muhtaç insanlara veriyordum. Bu onları sevdiğim için değil, o an onu yapmak istediğim içindi. Aileme karşı sürekli bir borç altında kalıp minnet duyguları beslemek yoruyordu. Bir şeyler yapmalıydım ama bunu üstümdeki pejmürde elbiselerle yapmak ağırıma gidiyordu. Dilenebilirdim, evet, evet dilenmek... Ama kibrim buna müsaade etmiyordu. Kimseden karşılıksız bir şey almaya alışkın değildim. Bu, onların alanıma girmesini kolaylaştırdığı için buna müsaade edemezdim. Çünkü ben özel bir ruhtum... Belki de ruhum, Napolyon'un evrimleşmiş hâliydi. O benim durumumda olsa acımadan kılıcını savurur, öldürür ama sorgulanmazdı. Çünkü o bir kahramandı. Neden ben de kendi zihnimin imparatoru olmayayım ki? Zihnim, para kazanmaya çalışmadığı kadar kusursuz bir cinayet planı yaptı(!). Evet, çünkü o iğrenç bir kadındı. Ölmeyi hak ediyordu! Boşuna oksijen masrafı! Yeryüzünden bir pisliğin gitmesine neden olmak! Ahh, harika... Bunu ancak benim gibi yüce düşünceler sahibi biri yapabilirdi... Yaptım da... Ama hayır, hayır! Duraklamam pişmanlık gibi görünmesin. Pişman değilim. Yine olsa yine o baltayı alabilirim... Ama bu hezeyanlar da neyin nesi?.. Ahh, bu halüsinasyonlar! Nefret ediyorum. Herkesten nefret! Yaşadığım gerçekler hiç de hayalimdeki gibi tatminkâr değil... Neden beni suçlu görüyorsunuz? Bir adamı öldürmek madem suç, peki içkiye sarılıp da ailesini yok eden zihniyet? Bu da bir cinayet değil mi? Svidrigaylov gibi arzularının peşinde
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
Puan vermedi·118 syf.··
2026 99. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 14:51
Orhan Veli'nin mektuplarını okuduktan sonra ister istemez bu kitabı onunla kıyaslama durumunda buldum kendimi. Öyle çok aksiyon dolu bir mektuplaşma okumadım açıkçası. Orhan Veli'nin mektuplarında daha hareketli, daha inişli çıkışlı bir hayat ve ilişki varken Serin Mavi'de daha sakin ve aile merkezli bir dünya var. Mektuplarda eşine duyduğu özlem, çocukları, gündelik hayatın küçük meseleleri var. Bu yönüyle büyük bir şairden çok ailesini özleyen, geçim derdiyle uğraşan sıradan bir insanı tanıyorsunuz. En güzel tarafı samimiyeti dolu bir mektuplaşmalar olması. Gösterişli ya da edebi olmaya çalışan mektuplar değil, tam tersine doğal ve içten yazışmalar. Behçet Necatigil'in şiirlerinden çok, şiirlerin ötesinde normal bir insanı merak edenler için keyifli bir okuma diyebilirim. Sırada şimdi Sabahattin Ali var..Canım Aliye, Ruhum Filiz..2.okuyuşum olacak ama kıyas adına güzel bir fırsat sanki..
İnceleme
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
İvan Fyodoroviç Karamazov hakkında...
10/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 02:30
İnsan yalnızca düşünerek yaşayabilir mi? Kitap bitti ama İvan bitmedi, benimle birlikte düşünmeye devam ediyor. Ruhum, aklım ona kapılmış durumda. İvan Karamazov sadece bir karakter değil, fikirdir. Onun asıl hayatı dışarıda değil, içeridedir. Bazı insanlar dünyayla kavga eder; Ivan daha çok kendi zihniyle kavga eden biridir. Onun trajedisini en çok İvan Fyodorovicin kabusu, Şeytan bölümünde anlarız. İvan hayatı boyunca akla ve mantığa güvenmeye çalışan bir karakter. Ama bu bölümde aklı, ona huzur getirmek yerine onu parçalamaya başlıyor. İvan'ın trajedisi şurada yatıyor, vicdanı bir ateistinki gibi rahat değil çünkü sanki inanmak için kendini ikna etmeye çalışıyor ama ikna olamıyor. İnanmamak onu mutlu etmiyor. Ivan'ın zekâsı olağanüstü ama roman boyunca bazen o zekânın kendisine karşı döndüğünü görüyoruz. Şeytan figürü ise Ivan'ın zihninin en uç noktaya ulaşmış hâlidir. Onun sorunu ölüm korkusu ya da varoluşsal sancılar değildir, adaletsizliğin ve acının var olduğu bir dünyada nasıl yaşayacağını bilememesidir. O yüzden onun çektiği şey sadece entellektüel bir merak ya da düşünme şekli değil, gerçek bir ıstıraptır. Romanın asıl trajik karakteri Ivan Karamazovdur. Onun trajedisi, zihninin kabul ettiği şeylerle vicdanının kabul ettiği şeylerin farklı olmasıdır. Smerdyakov ile olan son konuşmaları bu yüzden çok sarsıcıdır. Ivan'ın bütün roman boyunca kaçmaya çalıştığı sorumluluk meselesi sonunda gelip onu bulur. Romanın sonunda en ağır yükü Dimitri değil, İvan taşıyordur. İvan'ın ızdırabı sorularına cevap bulamamaktan gelmiyor, hiçbir kolay cevaba razı olamamasından geliyor. Öyle dürüst bir zihni varki kendisini rahatlatacak bir yanıltmaya varamıyor, bu da onu huzursuzluğa mahkûm ediyor. İvan Karamazovun korkak bir düşünür olmaması onu daha da hayran olunur
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
Reklam
Reklam