Puan vermedi·162 syf.··
2026 63. kitabı
2028'den 2065 kadar dönemin özeti ile başlayan kitap esasen 2065 yılında geçmektedir. Ovidius Motel'i farklı milletlerin insanların çalıştığı bir moteldir. Makedon göçmeni, Afgan, Suriyelilerin,Özbek, Afrika kökenli ve Diyarbakırlı çalışanları olan bir motel. Motelde gizli bir müzakare yapılacaktır; Amerika,Rusya, Sudi Arabistan,Almanya, Çin, Hindistan, Iran,Azerbaycan, Şam(Suriye) ve Türkiye'nin temsilcilerinin katılır bu toplantıya. Hararetli geçen bir toplantı olur. Gelecekten gelen bu kitap, okuyucuya farklı bir konu sunmuş. Motel, kuruluşu, bünyesinde barındırığı çalışanlar ve temsil ettiği misyon açısından dikkat çekici bir içeriğe sahip. Kitapta geçen yergileleri ayrıca sevdim. 2060-2070 olası Türkiye'yi okumak isterler için değişik bir deneyim. Alican Ange Yayınları
Ovidius MüzakeresiDadal Ugan · Ange Yayınları · 20257 okunma
Bir Turan Peygamberi
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
Bir Turan Peygamberi…. Tarihimizin en kritik dönüm noktalarından, benim de araştırmayı, okumayı çok sevdiğim 1865 - 1919 yıllarına ait bu edebi eserleri okurken; siyasetin nasıl adım adım değiştiğine de şahitlik ediyoruz. Çok tatmin edici bir deneyim benim için. “AY DEMİR” de 1918 yılında, Müfide Ferit Hanım tarafından yazılmış, o yıllarda yeni yeni parlayan Türk Milliyetçiliğini, Turancılığı bize gösterecek bakalım. Kitabımızda “DEMİR” adında İstanbullu bir doktorun, aşkını ve vatanını ardında bırakıp Orta Asya’ya, Rusların esaretindeki Türk kavimlerini uyandırmaya, onlara unutmaya yüz tuttukları Türklüğü, Turan’ı anlatmaya gidişi konu ediliyor. Kitapta İstanbul’daki siyaset ortamıyla, Orta Asya’daki halkların durumlarıyla, Ruslarla, Müslüman Din adamlarıyla ilgili önemli tespitler var. Bunlara ayrıntılı olarak değineceğim. Ama öncesinde Türk Milliyetçiliği nasıl ortaya çıktı, Müfide Ferit ve kocası Ahmet Ferit kimdir bunları anlatmam gerek yoksa “AY DEMİR” gibi bir karakterin ortaya çıkışı yeterince anlaşılamaz. Şimdii, işte Reformlardı, Aydınlanmaydı, özellikle Fransız İhtilaliydi derken Avrupa’da milliyetçilik zaten vardı. Ancak bizimki gibi bir imparatorluğun içinde, milliyetçilik fikri tehlikeli olacağından uzun yıllar konuşulmadı. Osmanlı’da halk, milliyetlerinden ziyade dinlerine göre sınıflandırılıyordu. Müslimler, Gayri-müslimler şeklinde. Bugün andığımız Namık Kemallerin yer aldığı 1865’te kurulan Genç Osmanlılar bile vatan ve özgürlük vurgusu yaparken, yine Osmanlı olarak, şeriat kurallarıyla hareket edilmesini savunuyorlardı. Ayrı bir Türk milliyetçiliği, Turancılık kavramı yoktu. Taa ki Türk toprakları kaybedilmeye başlayana kadar. Kaybedilen topraklarda yaşayan Türk halkları, kalan topraklara doğru, anadoluya doğru geldikçe, gördükleri zulümün de
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022699 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir Yakut köylünün hayatı
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:17
Rusya ile ilgili değerli bir öykü kitabı. Bir Yakut köylüsünün hayatı anlatılıyor. Fakir ve yoksul bir adam olan Makar ve çevresindeki insanlardan bahsediyor. Çok değerli bir eser. Okunması gerekiyor. Ekim devrimi öncesi Rusya'daki kırsal hayatını anlatıyor.
Makar’ın RüyasıVladimir Korolenko · Vakıfbank Kültür Yayınları · 2020181 okunma
10/10
·288 syf.··
2026 98. kitabı
Birkaç ay önce görüp merak ettiğim kitaplardan biriydi. Herkesin beğendiği ve elimdeki 5nci baskıyı gören kitabın, söyledikleri kadar iyi olup olmadığını öğrenelim dedim. Aslında bu hikaye bana hepimizin bildiği Beyaz Diş'i hatırlattı. Çocukken çok sevmiştim ama yetişkin olunca okuma fırsatı bulamadım. Şimdi yetişkin gözüyle bu hikayeyi yorumlayacağım. Elbette çocukken okusaydım yine beğenirdim hikayeyi. Tehlikeli bir canlı ve o canlıya yakın olmak, maceralara yelken açmak, tehlikenin içinden defalarca geçmek... Bence çocuk aklım severdi. Ana karakter Feo Rusya'nın kırsal bölgesinde annesi ile birlikte kurt vahşileştiriciliği yapmaktadır. Tarihte böyle bir şey var mı bilmiyorum ama mantıksız da gelmiyor. Çünkü eski dönemlerde soylu kesim kendini eğlendirmek için saçma sapan şeyler yapıyordu. Yani Feo'ya gelen kurtlar önceden vahşi ortamlarından alınıp soylular için terbiye ediliyormuş. Sonra kurtlar sorun çıkarınca Feo'ya doğal yaşamlarını dönmeleri için gönderiliyor. Saçma, köpek terbiye edilir ancak kurt no no. Neyse hikaye Rusya'nın delirmiş Çarlarından birinin yaşadığı dönemde geçiyor ama Çarla alakası yok. Burada sorun General Rakof, o bir kurt düşmanı. Aile işi dolayısıyla Feo'ya kafayı takıyor. Annesini hapse atıyor, küçücük bir kız olan Feo'nun ve kurtlarının peşine düşüyor. Ancak sadece Feo'ya değil, sorumlu olduğu bölgenin tamamına akla gelmeyen zulümler ediyor. İşte burada Feo halkın ayaklanmasının başlangıcı oluyor. Bu hikayeye sadece çocuk hikayesi olarak bakabilir miyiz? Çok güzel bir hikayeydi benden tam not aldı
Feo ve KurtKatherine Rundell · Domingo Yayınevi · 2017428 okunma
10/10
·680 syf.··
2026 110. kitabı
Ahmet Cevdet Paşa büyük bir ilim ve devlet adamıdır ömrünün tamamını bulunduğu görevlerde devleti adına çalışmakla geçirmiştir. Hukuk, tarih, dil ve edebiyat gibi farklı konularla ilgilenmiş ve bu alanlarda çalışmaları olmuştur. Kendisi son derece değerli bir şahsiyettir İlber Ortaylı hocamızın tabiriyle "medreselerin yetiştirdiği son güneş'dir" Kitap Osmanlı Devleti'nin 1774 ile 1826 yılları arasında yaşanan önemli olayları içermektedir kitabın giriş kısmında İslam Devletleri tarihi ve Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan da kısaca bahsedilmektedir. Kitapta Rusya ile olan ilişkilerimize, Kırım ve Ermeni sorunu, Mısır da gelişen olaylar, Fransız ihtilali ve Napolyon'un sahneye çıkışı, Yeniçeri ayaklanması ve Nizam-ı Cedid'in kurulması gibi tarihi konuları okuyacağınız değerli bir eserdir.
Osmanlı İmparatorluğu TarihiAhmed Cevdet Paşa · Etkileşim Yayınları · 04 okunma
9/10
·600 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:17
Roman, kötülüğün, pasif bir iyimserlikten çok daha fazla mücadele gerektirdiğinin ayırdına varan, doğru bildiği yoldan sonuna kadar giden sıradan insanların hikayesidir. Kitap, hiç olmaması, yaşanmaması, dünya tarihine geçmeyip gelecek nesillerce zorunlulukla bilinmemesi, üzerine hiç bir kitap yazılmaması ve hiç bir insanın denk gelmek istemeyeceği bir dönemde, toplumsal çöküşün insanları iliklerine kadar kötülüğe sürüklediği bir ortamda, küçücük ve belki bir o kadar da cılız olacağını bilse dahi bir umut ışığını yoktan varetmeye çabalayan insanların, insana cesaret veren, kendini sorgulatan ve belki biraz da yalancı bir utanmazlığa iten, gerçek bir olaydan esinlenerek hikaye edilmiş. Romanın geçtiği dönem 1940-42 yılları. Nasyonel sosyalist partisine sadakat gösterenlerin ayakta kaldığı, diğerlerinin ise yok sayıldığı, bu insanların her an bir ihbar sonucu gestapo soruşturması ile çok önceden karar verilmiş olarak Yüksek Halk Mahkemelerine çıkarıldığı ve mutlak idama sürüklendiği bir dönem. Hitler'in, önce Alman halkına ekonomik refahı getirmeyi vadederek başa geldiği sonra ise bu halkın tüm evlatlarını, savaş açtığı Avrupa ve Rusya'daki savaş planlarında kullandığı bir dönem. Romanın kahramanları da bu savaşlardan birinde evladını kaybetmiş, Hitler'den oğlunun öcünü alma duygularıyla yanıp tutuşan bir marangoz şefi Otto ile acılı karısı Anna. Romanda geriye kalan bir kaç karakter hariç diğer tümü ise Hitler rejiminin dolu dizgin, sınır tanımaz şekilde yürüttüğü sistemli kötülüğün vucut bulmuş halleri; orduyu, basını, yargıyı arkasına almış bir sistemin adsız sansız küçük çarkları. Romanı okudukça insan kendi durumunu gözeterek, her şeye rağmen dünya tarihinin bu döneminde yaşadığı için şanslı olduğunu düşünürken bir yandan da kötülükle mücadele etmek için bazen
Herkes Tek Başına ÖlürHans Fallada · Ketebe Yayınevi · 2024600 okunma