“Dıraverç yapacağız. Alesta funda sancaktan!"
Abuzer Reis,
"Salya demir!" diye bağırdı. Pruva neferleri o ağır demiri griva babasında atılmaya
hazır hale getirdiler. Çok geçmeden "Funda!" emrini duyunca bir besmele çekilip demir salıverildi.
Demirin ağırlığıyla halat denize doğru akmaya başladı. Dibi bulduktan bir süre sonra gerildi.
Kayalıklara iki gomina mesafe kaldığında Amat demire binmiş, sürüklenmekten kurtulmuştu. Fakat bu
kez, pruva tarafından esen dik rüzgârla kafa gömüyor, baş taraf suya batıp çıkıyordu. Demir halatı az
boşlandıysa da fayda etmedi. Abuzer Reis kıç tarafa baktığında dehşete kapıldı:
"Süleyman Reis! Demir tarıyoruz! Kayalıklara doğru gidiyoruz!"
Yapacak hiçbir şey yoktu. Süleyman Reis kıç omuzluktan görünen kayalıklara baktıktan sonra
hafifçe eğildi. Ellerini dizinin üstüne koydu. Koskoca bir denizi yutmaya hazır bir dev gibi ağzını
açtı. Derin bir nefes alırken ciğerlerini sanki fırtınayla doldurmuştu. Derken, tam karşıdan uğul uğul
uğuldayarak esen rüzgâra doğru öyle bir bağırdı ki, sesi gök gürültüsünü bile bastırdı: "Ey rüzgâr!
Dur artık dur!"
Bu ses, dehşete düşen denizcileri bile sağır edecek kadar şiddetliydi. Herkesin umudunu kaybettiği
o anda beklenmedik bir şey oldu ve rüzgâr diniverdi. Fırtına söndü. Deniz yatıştı. Hava sakinleşti.
Sadece şaşıran ve umutlanan denizcilerin yüzü değil, aynı zamanda gökyüzü de aydınlandı. Bulutların
arasından güneş göründü. Her şey sanki bir anda değişti. Yaşlı bir denizci sevinçle, Kur'anı
Kerim'den şu âyeti okudu:
"V elisüleymânerrıyha âsıfeten tecriy biemrihî ilel'ardılletiy bâreknâ fiyha!/Kasırga gibi esen
rüzgârı Süleyman'ın emrine verdik!"
O andan başlayarak, kendisinden nefret edilmesine rağmen Süleyman'ı her denizci rüzgârın
efendisi bilecek ve yedi iklim dört bucakta zincirlerinden boşanan tam
Dünyayı yürüten ve idare eden insanların istekleri değildir. İstekler, rüzgara benzer... Tozları bir yandan alıp öbür yana götürür, bazen bütün ufku karartır. Ama sonunda sakinleşir, yatışır ve arkasından dünyayı yine o sonsuz biçimiyle bırakır...
Dizginlerinden boşanmış bir at
gibi soluk soluğayken doğa
soluğun yetiyorsa yaylanıp tut
yelesini ve katıl rüzgâra
Unutma ki yalnız değilsin
yüreklendiriyor seni aşk
ve birdenbire boşanan
bu çılgın sağanak