Beyaz Geceler

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

5/10
·104 syf.·
2024 63. kitabı
Beyaz Geceler Fyodor Dostoyevski Okuduğum dördüncü Fyodor Dostoyevski kitabı oldu. Diğer okuduğum kitapları Yeraltından Notlar , İnsancıklar ve Kumarbaz . Beyaz Geceler tarz olarak biraz İnsancıklar kitabına benziyordu ama fark şu ki bunda mektuplaşma yok yan yana iki insanın diyalogları var ve de kadın/erkek birbirine aşık değil, erkek hayalperest ve aşık kadın ise erkeği dost olarak görüyor ve başka birine aşık. Yani insancıklar romanı ile konu olarak farklıydı ama dili bana birebir aynı geldi. Genel olarak ben Lev Tolstoy kitaplarını daha çok beğeniyorum ve Dostoyevski kitapları bana çok hitap etmiyor ve bu kitap da öyle oldu. Erkek karakteri kendime biraz benzettiğim için 5/10 verdim yoksa bence 3-4/10 bir eserdi. Durağan, ağır bir olay örgüsü, hayalperest yalnız ve 26-27 yılda yakınlaştığı ilk kıza aşık olan bir erkek, erkeğe çok iyisin deyip dostum ol deyip başkasına aşık olan ve sonra onla giden, erkeği tekrar yalnızlığa bırakan bir kız. Sanki Fyodor Dostoyevski , Franz Kafka ve Yeşilçam senaristleri oturup da roman yazmış tadında bir kitaptı... Biz Tolstoy'dan devam...
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Funda Yayıncılık · 2004102bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2009 1. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2009 00:00
Bakalım yaşıma kaç kitap sığdırmışım ?? Çoğu kütüphanemde olan kitaplardır. 500'e yakın kitabım vardı. Bir kısmını deprem bölgelerine ve köy okullarına gönderdim. Bir kısmını öğrencilerime hediye ettim. Ödünç alıp okuduklarım da var tabi ki. Şiddetle tavsiye edeceğim bir kitap. Kesinlikle okunmalı.
1000Kitap
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Funda Yayıncılık · 2004102bin okunma
Geçici bir hayalin kalıcı bir acıya dönüşme öyküsü
8/10
·104 syf.··
2025 10. kitabı
Dostoyevski’nin kısa romanı Beyaz Geceler, aşkın değil, aşka duyulan ihtiyacın hikâyesi. Yalnız bir adam, Petersburg’un aydınlık yaz gecelerinde karşılaştığı Nastenka’ya bağlanıyor. Aralarındaki birkaç günlük yakınlık, adamın hayal dünyasında koca bir aşk hikâyesine dönüşüyor. Ama gerçek öyle değil… Benim için en etkileyici an, Nastenka'nın beklediği adamı görünce hiç düşünmeden kahramanımızı bırakıp ona gitmesi oldu. Kahramanımız meğerse sadece bir boşluğu doldurmuş. Her aşkta olduğu gibi bir bedene hayalimizdeki karakteri yerleştirdiğimiz gibi giden adamın ruhu kahramanımızın bedenindeydi Nastenka için. Gerçek beden dönünce de olanlar oldu. Sessiz kahramanımız ise o kadar yalnız ve hayal dünyasında yaşıyor ki başkası için çırpınan bir kadına 4 günde deli gibi aşık oluyor ve daha çok kendi dünyasında yaşamayı sevmesine rağmen aşkını itiraf ediyor kısa süre içinde. Aslında Nastenka da onun bir boşluğunu doldurmuştu ama kendi ruhu ve kendi bedeni ile... Nastenka’ya biraz kızdım. Belki o da yalnızdı, belki sadece bir boşluğu doldurdu. Ama gidişi, hayalperest adamın asla unutamayacağı bir yara bıraktı. İşte tam burada Dostoyevski devreye giriyor: İnsan ruhunu o kadar iyi tanıyor ki, basit görünen duyguların arkasında çok derin yalnızlıklar ve kırılmalar olduğunu hissettiriyor. Beyaz Geceler, Dostoyevski’nin büyük eserleri kadar ağır değil. Ama yine de bir kalbin nasıl kırıldığını, bir insanın hayale nasıl tutunduğunu okura sessiz ama güçlü bir şekilde anlatıyor.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Funda Yayıncılık · 2004102bin okunma
Ne uzun bir zaman dilimidir insan ömründe bir anlık mutluluk.
Puan vermedi·218 syf.·
2021 87. kitabı
--Spoiler-- 'Beyaz geceler' derin bir yalnızlıkla pençeleşmemiş insanların anlayamayacağı kadar hüzün dolu... Aşk ve yalnızlık üzerine kaliteli bir hikaye. Bölümlere 4 gece diye ayrılsa da toplamda 6 gecelik bir zaman diliminde gerçekleşiyor... Beyaz geceler ismi de malum hepiniz biliyorsunuz; petersburg'a özel bir durum. ama yine de burada şuna dikkat etmek gerekki, beyaz saflığı, iyiliği, hayali temsil eder. romanda da böyledir, romanda özellikle beyaz geceler döneminin seçilmiş olması dostoyevski'nin edebi gücüne bir örnektir... Dostoyevski'nin eserlerindeki en önemli özelliklerinden biri de kahramanlarıdır. kahramanlar genellikle hayattan kendini soyutlamış tiplerdir,bu romanda da hem anlatıcı kahramanı hem de Nastenka'yı tipik Dostoyevski karakterleri diye niteleyebiliriz. Erkek karakterleri her daim aşkına sadık karakterlerdir öyle ki başka bir erkeğe tercih edilse dahi sevdiğine toz kondurmaz, tıpkı burada kahramanın Nastenka'ya yaptığı gibi. Gideceğini bilir Nastenka'nın. susacağını bilir kendinin; gelince sever, çok sever... gidince... gidince de sever. aslında sevdiği Nastenka değil, Nastenka'yı sevmeyi sevmektir... Dostoyevski'de kadınlar ise genel itibari ile kötüdür. birçok romanına bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız . Nastenka bu romanda ,Dostoyeviski'nin tipik kadın karakteridir; iki yüzlü, ne istediğini bilmez bir karakterdir...Bu Dostoyevski'nin kendi özel hayatından gelen bir tezahür müdür derseniz olabilir derim. En çok dikkatimi çeken şey; Dostoyeviski'nin anlatımı..öyleki bu yanıyla diğer bütün eserlerden ayrılıyor bu noktada: Anlatımın hem yazar tarafından yapılması (ki karakterin yalnızlığını çok etkileyici bir üslupla ele alıyor), hem ilahi bakışla ele alması hem de yeri geldiğinde kız karakter Nastenka'nın ağzından yapılması (
2020 Okuma Raporları
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma
Kelebeğin dört günlük rüyası
Puan vermedi·218 syf.··
Beğendi
·
2018 27. kitabı
“Beyaz Geceler” Dostoyevski’nin, 1948 yılında, henüz 27 yaşında iken, bir gazetede yayınlanmak üzere tasarlayarak kaleme aldığı, saf, sade, sıcacık ve fazlasıyla melodramatik bir uzun öyküsüdür. Öykünün konusu, Dostoyevski’nin hayalperest diye tanımladığı ve kendisine bir isim vermeyi dahi fazla bulduğu 26 yaşındaki sefil bir adam ile 17 yaşında güzel, cahil ve fakat her zaman olduğunun aksine, -cehaleti ve güzelliğine rağmen- merhametli Nastenka arasında geçen ve 4 beyaz gece içerisinde doğup gelişen ve neticeye bağlanan acı bir aşk hikâyesidir. Bu 26 yaşındaki “sefil” hayalperest, 8 yıldır Petersburg’ta yaşayan, öykünün sonlarına doğru öğrendiğimiz üzere çok fazla olmasa da düzenli bir geliri olan, hayal kurmaktan yaşamaya fırsat bulamamış ve pek çok şeyi kaçırmış zarif bir Dostoyevski bedbahtıdır. 8 yıldır yaşadığı kentte tek bir tanıdık dahi edinemeyen bu adam, zaruri yalnızlığını, yalnız bir adamın muzip, hastalıklı, zengin ve derin iç dünyası ile kentin mekanik işleyişi arasında kurduğu arkadaşlık ile teselli etmektedir. İsimsiz kahramanımız, birbirinin aynı nice sefil günlerinden birinde, Petersburg şehrinin mekanik akışına o sabit, acınası, kimse tarafından fark edilmeyen köşesinden şehadet etmekteyken talih yüzüne güler. Köprübaşında ağlayan kederli bir tazeye rast gelir. Zayıf iletişim teşebbüsü tazenin zarif reddiyle karşılaşır. Fakat talih kendisine melodramatik bir şekilde gülümser ve tazenin başına, bu sefil adam için kahraman olma fırsatını yaratan o kart zamparayı musallat eder. Budaklı sopa ve bu beyaz gecelerde bir miktar melodramatik olmaya kararlı talih sayesinde, kederli genç tazeyi bu geçkin tacizciden kurtarır. İsimsizliğinin yanına bu talihli kahramanlığı ekleyen hayalperestimiz, büyük bir coşkunlukla girer sohbete. Kahramanına minnet ve
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma
“HAYALLER HAYATLAR”
8/10
·96 syf.··
2024 92. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2024 19:06
"Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmaktır. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir." Şems-i Tebrizi Kahramanımızın ismini, işini, geçmişini ailesini bilmiyoruz. Kalabalık şehrin içinde yorulmuş bunalmış yalnız biri, anlatıcı olarak hayallerinden bahsediyor nasıl hayalperest yaşadığını anlatıyor. Yaşamından memnun olmayanların kaçtıkları alan hayalperestlik. Bazıları hayal kurmanın güçsüzleştiğini iddia edebilir. Her insan birazcık hayalperesttir. Ve kahramanımız Nastenka ile tanışıyor Beyaz Geceler başlıyor. Anlatıcı bu sefer Nastenca oluyor geçmişini ve beklentilerini anlatıyor. Duygusal ve psikolojik olarak yoğunlukta akıcı bir şekilde kitap akıyor. Kitapsız kalamayan hayal kurmayı öğrenen bir Nastenka çıkıyor karşımıza… “Aşk romanlarından nefret ederim. Genç kızların ahlakını bozuyor; onları hayalperest yapıyor.” Diyordu Fyodor Dostoyevski İnsancıklar kitabında. Fyodor Dostoyevski hayalperest olarak yaşadı, deneyimleri çıkarımları çok fazlaydı Beyaz Geceler’de isimsiz kahraman olarak kendi düşüncelerini verdi belkide… İnsancıklar kitabında ise çok başka bir hayalperest ve bakış açısı sundu. Bu kitabı sevenlere İnsancıklar kitabının( inceleme #228997087 ) hayalperesti ile tanışmasınıda tavsiye ediyorum.
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018102bin okunma
KALDIN YİNE BİR BAŞINA
Puan vermedi·218 syf.··
2022 26. kitabı
Zalim kadın Nastenka güldürmedin yüzünü garibin ne dil döktü oysa dört gün boyunca sana görünce kırığını köprü başında kanatlandın alık kuşun kanadıyla uçup gittin, koydun garibi bir başına
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 16:17
Kitap, birbirini takip eden beş ayrı hikayeden oluşuyor. Dürüst olmak gerekirse ilk hikayenin büyüsü ve son hikayenin buruk tadı bende daha çok yer etti. Okurken "Ahhh Nastenka, ne olurdu hayal kurmaktan yaşamayı unutmuş, karşısına sen çıkınca bir anda Dünya'ya dönmüş gibi olan o adamı bu kadar imkansız bir aşka sürüklemeseydin." demekten kendini alıkoyamıyorsun. Finali ise tam bir "Dostoyevski darbesi" gibiydi. Suratıma resmen buz gibi bir su çarptı. "Bir anlık mutluluk, koca bir ömür için az şey mi?" diye soruyor ya; kitabı kapatıp tavanı izlerken kendime aynı soruyu sordum...
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma
26 yıllık tırtıl, 4 gece kelebek olmuştur
6/10
·218 syf.·
2021 1. kitabı
Soluksuz okudum kitabı ve tadı damağımda kaldı. " Ben istersem öyle kapalı bir anlatım ve üst dil kullanırım ki hem çok şey anlarsınız hem de hiçbir şeyi anlamadığınızı zannedersiniz istersem öyle açık yalın bir üslup kullanırım ki olayların içinde bulursunuz kendinizi" Fyodor Dostoyevski Sevecen okuru sarıp sarmalayan DOSTOYEVSKİ'NİN henüz 27 yaşında iken kaleme aldığı bir yanıyla romantik aşk üçgeninin bir yanıyla da bir kişilik parçalanmasının yaşandığı fazlasıyla melodramitik uzun öyküsüdür. Derin yalnızlıkla pençeleşmemiş insan küf kokan hüzün dolu yalnızlığı anlayamaz. Dostoyevski'nin karakter hissiyatını ustaca çizdiği bir kitap olan Beyaz Geceler yazarın edebi gücünü 4 gecelik bir zaman diliminde okura ziyadesiyle hissettirmiş St. Perersburg'da yaşayan karakter hayal kurmaktan yaşamaya fırsat bulamamış pek çok şeyi kaçırmış zarif bir Dostoyevski bedbahtıdır. Huzurun ruhu ele geçirdiği akşamlarda bir hayalperestin gizemli Nastenka'ya âşık olması üzerine kurulu bir hikaye. Dostoyevski kim bilir hangi mazoşist duygularla 27 yaşındaki karmaşık ruhundan bir kahraman yaratmış tüm acımasızlığı ile yaklaşık 100 sayfa boyunca bu kahramana eziyet etmiştir.(isimsiz hayalprest) Nastenka'nın merhametli tasarlanması okuyucuya kurulan zekice bir tuzaktır. Son olarak; "Dostoyevski, adama soru da sordurur, küfür de ettirir" şeklinde yorumlanma talihsizliği yaşamış bu eser için oysaki küfür bağlaç değildir keza küfür etmek bir ifade biçimi değil karakter defosudur. Kitap hakkında spoiler vermek istemezken kısa bir alıntı eklemek isterim ; "MUTSUZKEN BAŞKALARININ MUTSUZLUĞUNU DAHA GÜÇLÜ HISSEDERIZ, DUYGU PARÇALANMAZ YOĞUNLAŞIR. " okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Keyifli okumalar
Yeraltı Edebiyatı
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma
8/10
·218 syf.··
2018 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2018 20:46
Uzun bir aradan sonra Dostoyevski'nin cümlelerini okumak benim için çok güzel oldu. Özlemişim doğrusu... Öncelikle bu kitap Dostoyevski'nin diğer bilinen kalın romanlarına karşın kısa bir öykü kitabı. Başka öykü kitabı var mı bilmiyorum; ama öykücülükte de bir hayli başarılı buldum kendilerini. Yazar, Beyaz Geceler isimli bu öyküsünde Petersburg'da "hayalperest" ismini verdiği kahramanımızın başından geçen 4 günü anlatmış. Diğer önemli karakterimiz de Hayalperest'in aşık olduğu Nastenka... Kitabın ismi olan Beyaz Geceler ise Hayalperest'imizin Nastenka ile birlikte geçirdiği günlere verdiği isimdir. Nastenka'nın içerisinde olduğu günler ve geceler Beyaz Geceler olarak adlandırılıyor kahramanımız tarafından. Benimse kitaba başladığım ve kitabın ismini gördüğüm ilk andan itibaren kafamda sürekli Seda Sayan'ın "Ah geceler sensiz geceler" şarkısı çaldı durdu. Bir türlü Seda Sayan'ın sesi arka fondan gitmek bilmedi... Konu ise, tam bir Yeşilçam filmi konusu. Kahramanlarımız bir akşam üzeri Petersburg'da karşılaşıyorlar ve Hayalperestimiz Nastenka'ya birkaç dakika içerisinde aşık oluyor. Ancak Nastenka'nın sevdiği ve 1 senedir beklediği bir başka adam da vardır hikayenin içerisinde. İşte kitap, bu aşk üçgeni arasında Nastenka'nın gelgitleri ile Hayalperest'in aşk acısını anlatıyor. Konu ile ilgili bu kadar bilgi vermek yeterli diye düşünüyorum. Dostoyevski bu kısacık öykü içerisinde birçok konuya değinmiş, birçok toplumsal mesaj vermiş anlayana. Ancak bir konu özellikle ilgimi çekti ve dönemin Rusya'sını ve kadınlara bakış açısını eleştirmeden geçemeyeceğim. Okuduğum diğer bazı Rus Edebiyatı kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da, yolda tek başına yürüyen kadınların mutlaka erkekler tarafından rahatsız edilmesi söz konusu. Belki o dönemde bu durum normal karşılanıyor
Sinema
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.