Bu cümleyi ben de düşünmüştüm; başlangıçta benden bir parça gibiydi.
Oysa şimdi, kâğıdın üzerinde yer almıştı, bana karşı duruyordu. Artık tanıyamıyordum onu.
Onu yeniden düşünmek bile elimden gelmiyordu.
Orada karşımdaydı; kaynağını gösteren bir belirtiyi aramam boşunaydı.
Bir başkası yazmış olabilirdi onu.
Ama ben — evet, ben — onu yazmış olduğumdan emin değildim.
Harfler artık parlamıyordu, kurumuştu.
Bu da kaybolmuştu. Geçici parlayışından bir şey kalmamıştı geriye.
Not defterimin üstüne içecek döküldü.
Uzun zamandır ertelediğim notlarımı dijitale geçirme fikrine zorunluluktan geçtim.
Alıntıların bazıları yanlış olabilir, o da yazımın iğrençliği ve aldığım notların karmaşıklığı yüzünden.
"Tanrı olmayınca her şey hiçtir, fakat Tanrı en yüce hiçtir."
"Ve şimdi şımarıklığımız yüzünden insanoğlunun kendisine icat ettiği en büyük işkenceye mahkum oluruz: YALNIZLIĞA."
"Her şey olabiliriz, yalnızca kendimiz olamayız."
"En büyük yanlışımız, var oluşu bir ödül sanmamızdır.”