İlim öğrenme yolunda insanlar üç kısma ayrılırlar.
Bunlardan birincisi ilmi, ahiretini kazanmak için okur. İlmi ile sadece ahireti ve Allah'ın rızasını kazanmayı ister. İşte bu kimse kurtuluşa erenlerdendir.
İkincisi, dünyasını kazanmak için okur. İlmi ile izzet ve şerefi, makam ve mevkii elde etmeyi ister. Dünyalık elde etme peşine düşer. Aslında o da ilim elde etmek ile niyetinin zayıflığını ve gayesinin düşüklüğünü bilmektedir. Bu niyetle ilim okumaya devam ettiği sürece helak olanlar zümresine katılır. Haline tövbe etmeden ansızın ölürse, imansız gitmesinden korkulur. Artık onun işi Allah'ın dilemesine kalmıştır. (Dilerse onu affeder, dilerse affetmez) Yalnız, henüz eceli gelmeden tövbe eder, ilmine amelini ekler ve eksikliklerini de giderirse o da kurtuluşa erenler zümresine katılır. Nitekim Resûlullah (s.a.v);
"Günahından tövbe eden, sanki o günahı hiç işlememiş gibidir." buyurmuştur. (İbn Mâce, Zühd, 30)
Üçüncüsüne de şeytan musallat olmuştur. Çünkü ilmini mal mülk toplama, şan, şöhret peşinde koşma ve makam, mevkii ile övünme vesilesi kılmıştır. İlmini kullanarak dünyalık ihtiyaçlarını giderir. Bunun için her türlü hileye başvurur. Zahiren ve batınen dünyaya meylettiği halde, konuşmasıyla, giyim ve kuşamıyla alimlerin şekline bürünerek kendisinin Allah (c.c) katında üstün bir makama sahip olduğunu zanneder. Halbuki bu kimse helak olanlar ve mağrur ahmaklar zümresindendir. Zira kendisini ilmiyle amel eden muhsinlerden olduğunu zannederek tövbe etmeye ihtiyaç duymaz.
Ey ilim talibi!
Sen (anlatılan bu üç kısımdan) birinci kısmı tercih et. İkinci kısımdan olmaktan sakın. (Tövbede acele et) Tövbesini geciktiren nice kimseler vardır ki ölüm onları ansızın yakalayıverir. Sonra hüsrana uğrayanlardan oluverirler. Sakın üçüncü kısımdan da olma! Bu