S:155
Bunların uğruna mücadele ettikleri ideoloji, söylemleri itibariyle proletarya diktatörlüğünü öngörür, işçi sınıfı ve emekçileri savunurdu. Ancak sol örgüt mensubu hükümlülerimiz içerisinde işçi ailesinden gelen hemen hemen hiç kimse bulunmazdı! Açıkçası ben de bu duruma akıl erdiremezdim. Ne hikmetse hep zengin ve bürokrat aile çocukları solcu oluyordu! Gerçi şimdi de bunun sebebini tam olarak kavramış sayılmam ama uzun yıllar düşünüp biraz da zihin yorunca insan belli neticelere ulaşabiliyor... Benim bu konuda edindiğim kanaatime göre bu tutukluların geldikleri ailelerin çoğu, içinde bulundukları topluma ve onun değerlerine yabancılaşmış kimselerdi. Bu aileler kendilerinin aydın ve elit olduğu kanaatindedirler. Onlar için halk bir şey bilmez, bir şeyden anlamaz. Daima halka rağmen bir şeyler yapmak gerektiğine inanmışlardır. Bu nedenle bu kimselerin yetiştirdiği ortamlar, "Bu memlekete komünizm gelecekse onu da biz getiririz!" gibi ifadelerin sarf edilebileceği, bir çeşit tepeden inmeciliği benimsemişlerdir. Toplumun değerlerine yabancı olmaları da onlara özellikle 1950'den sonra zorunlu muhalefet kapılarını açmıştır. Çünkü bu tarihten sonra bu kesimler toplum değerlerini savunarák oy alan bu iktidarları hiç sevemediler ve benimsemediler. Bu yüzden de kendi marjinalliklerinin koruyucusu ve savunucusu olan darbelere daima alkış tuttular.
İdamlar Ve Olayların Gölgesinde Ulucanlar
İdamlar Ve Olayların Gölgesinde Ulucanlar
Vehbi Camgöz
Vehbi Camgöz
Alıntı
"Sanat eserleri, alıcılara mütemadiyen aynı sinyali ya da sinyal kümesini gönderen radyo-televizyon vericileri gibi değildir: Burada anlam hem kullanıcı hem de yaratıcı tarafından dinamik olarak inşa edilir. Anlamın inşası, nesnelerin tarihsel ve toplumsal özgül koşullar altında harekete geçirdiği bitimsiz bir üretimdir."7 7. Donald Preziosi, Rethinking Art History: Meditations on a Coy Science (New Haven ve Londra: Yale University Press, 1989), s. 153. Ayrıca bkz. s. 155.
Sartre gibi "Başkalarının özgürlüğünü gözetmezsem, kendi özgürlüğümü de gözetemem."155 demek ve buna göre bir yaşamı idealize etmek de mümkündür."s.133
Sayfa 129 - Eski Yeni·Kitabı okuyor
... Rasulullah (s.a.v), kamil aklın sıfatı hakkında şöyle buyuruyor: “Gerçek akıllı Yüce Allah'ın emir ve yasaklarını hakkıyla anlayan kimsedir." ¹ İlmin zahiriyle yetinmek olmaz. Bizden istenen şey, ilimle ihlas üzere amel etmektir. Çünkü bir hadiste şöyle duyurulmuştur: '‘Ümmetimin münafıklarının çoğu Kurban okuyucular içinden çıkar." ² Burada anlatılan nifak, kalbi Allah’tan başka şeylerin üzerinde tutma ve O’ndan başkasına nazar etme nifakıdır. Yoksa, Yüce Allah’ın kudretini inkâr ederek düşülen bir şirk ve nifak çeşidi değildir. Bu kimse, imandan çıkmış, tevhid inancından ayrılmış da değildir. Fakat bu hâliyle daha fazla mânevî ilerleme kaydedemez. ____________________________ ¹ Gerçek şeref ve kıymetin akıl ve takvada olduğunu bildiren ve bu manayı destekleyen hadisler için bkz: Suyuti, ed-Dürrü’l-Mensur, VII, 580-581; Hindi, Kenzu’l-Ummal, X, 155-156 (No: 28794, 28801); Gazali, İhya, I, 125. ² Ahmed, Müsned, IV, 151; Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, VI, 229.
Sayfa 220 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
teze betik-6/XII/١٤٤٧
🗂️""DİNSİZ BİR MİLLET YAŞAYAMAZ!_Post-Modern Dünyada Hayatın Manası Üzerine""📂📌