Aşk Bize Küstü
Biz bu kentlere sığdık da, bu kentler bize sığmadı Asiya; ve bir çığlık gibi günlerin çarmıhında; arttıkça yalnız, sustukça silik… Ay ışığı gölgeleri büyüttü, son kuşlar da vuruldular dağlarda. Yakamozları söndü sahillerin, ışıkları evlerin; çağın vebalı gövdesinde bir hayalet gibi gölgemizde yalnızlık. Kaldık… Kırık bardaklar gibi, içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi… Düşler artık ölü çocuklar doğuruyorsa, sevgiler boğduruluyorsa kürtajlarda ve daha eskimemiş tüfeklerle ordusu bozguna uğramış askerler gibi kalıp, bozuk paralar gibi yuvarlanıyorsak kaldırımlarda, bir bedeli vardır elbet cennetini çaldırmanın; ömrünü yetim bir bebek gibi bırakmanın bulvarlara, bozgunlara ve yanlış yalan aşklara… Bir bedeli vardır bu kuşatmaların, ilkyazları kurşunlatmaların… Biz bu kentlere sığdık aslında,
Yılmaz Odabaşı
Hahaa
Ş a m r a y e v : Bizler yaşlanıyoruz, doğanın kör güçleri aşındırıp yok ediyor bizleri de; fakat siz, saygıdeğer hanımefendi, siz her dem tazesiniz... A r k a d i n a : Yine nazarınız değecek, can sıkıcı adam!
Sayfa 298 - Martı·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
M e d v e d e n k o : Neden hep karalar giyersiniz siz? M â ş a : Hayatımın yasını tutuyorum. Mutsuzum.
Sayfa 243 - Martı·Kitabı okudu
Tâif de sakîf kabilesinin muamelesine karşı ettiği duâ
Hz. Peygamber (S.A.V.) dâvâsına hür bir merkez veya en azından emîn bir yer bulmak için muhtelif cihetlere baş vurduğu sıralarda Taif'e de gitmişti. Ne yazık ki Taif seferi başarıyla neticelenmedi. S a kif kabilesinin ileri gelenleri Peygamberimiz (S.A.V.) i çok kötü şekilde karşıladılar. Çocuklarını ve ayak takımlarını Resûl-i Ekrem'e musallat ederek onu taşlattılar. Mübârek ayaklarından kanlar akıncaya kadar ezâ edildi. Peşini bırakmadılar. Nihâyet Peygamberimiz, Rabia'nın Utbe ve Şeybe adlı oğullarının bahçesine sığınmaya mecbur oldu. İşte burada, kalbinin derinliklerinden gelen şu samimi duayı okumuştu : «Ey Allah'ım, (C.C.) kuvvetimin zayıflığından, imkânımın az-lığından, insanların zulmüne karşı tahammülsüzlüğümden sana şikâyetimi arzederim. Ey merhametlilerin merhametlisi, sen zayıfların Rabbısın. Benim Rabbım da sensin. Beni kime bırakıyorsun? Yoksa idâremi kendisine bıraktığım düşmana mı? Bana hücum eden kimselere mi?.. Eğer bana karşı gazabın yoksa bu işkencelere aldırış etmem. Afiyetini bana bol kıl... Karanlıkları aydınlatan, dünya ve Âhiretin işlerinin nizamına sebep olan yüzünün nuru hiirmetine gazabinin basia gelmesinden veya diismanlgin iizeri- me inmesinden sana sığınırım. Seni hoşnut edinceye kadar rızana tâlibim. Kuvvet ve kudret ancak senindir...» Bundan sonra, Allahü Taâlâ Peygamberine ve onun dâvâsına ummadığı yerden kapı açtı. Birinci, ve arkasından ikinci « A k a-be Biatı» oldu. Bu biatlar Bakara sûresinin mukaddime-sinde bahsettiğimiz mevzu ile ve M e d in e 'deki İslâm dâvâ-sıyla alâkalı hususlarla yakından ilgilidir.
Sayfa 54 - Çelik yayın evi… 1. Cilt
Tımarhane korosu :)
(Sonya kahkahalarla gülmeye başlar.) O r l o v s k İ: Bizimkini tuttu! Ne oluyorsun? (Hruşçov kahkahalarla gülmeye başlar.) O r l o v s k i : Al bir tane daha! Sana ne oldu? M a r y a V a s i l y e v n a : Sofi, hoş bir şey değil bu! H r u ş ç o v : Oh, özür dilerim baylar... Şimdi duracak, hemen... O r l o v s k İ: Buna derler tımarhane korosu.
Sayfa 103 - Orman cini·Kitabı okudu
S E V M E K ... Bu kadar zor olmamalı.
Bir bitkinin güneşe, suya ve toprağa nasıl ihtiyacı varsa insanın da ruhsal olarak sevilmeye, kabul görmeye, beğenilmeye ihtiyacı var.
Sayfa 104 - Destek Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı