Yazıya hapsolan  şey akışla ilişkisini kolayca kaybedebilir. /s8
Bu tabletler senin içindir. Bu tabletler okuyan içindir. Her şeyden kuşku duyabilirsin ama şundan emin ol ki, bu kil tabletlerde yalan yoktur. Korkumu ve cesaretimi, iyiliğimi ve kötülüğümü, güvenimi ve kuşkumu, şefkatimi ve zalimliğimi, bencilliğimi ve fedakârlığımı olduğu gibi sözcüklere döktüm. Sonra bu sözcükleri aklımla tarttım. Yavan olanları, sahte olanları, abartılı olanları çıkarttım. İstedim ki benim itiraflarımı, benim bu büyük vasiyetimi eline alan kişi sıkılmasın, Tanrı Telipinu Efsanesi'ni okur gibi merakla, acıyla, öfkeyle bir solukta bitirsin. Ama meramımı iyi anlatamamış olsam bile şundan emin ol ki, yazdıklarım arasında gerçeği yansıtmayan bir tek sözcük yoktur. Gerçek olmayan sözcüklerimi Su Kapısı'ndaki duvara Kral Pisiris'i övmek için kazıdım, Frigya Kralı Mi-das'ı kandırmak için mektuplara döşedim, Urartu Kralı Rusa'nın kafasını karıştırmak için sıraladım, Asur Kralı Sargon'u kışkırtmak için harcadım. Abartılı, süslü, yalan sözcükleri, pohpohlandıkça koltukları kabaran, adları büyük, kendileri küçük kralları birbirine düşürmek için kullandım. Senin okuyacağın tabletlere o yalan sözcüklerden bir tanesi bile girmemiştir. Ey sırlarımın ortağı olacak yabancı. Soylu musun, dindar mısın, iyi yürekli misin, yoksa zalim misin, akıllı mısın yoksa işe yaramaz bir aptal mısın, bilmiyorum. Umarım iyi bir insansındır. Umarım yüreğin sevgi ve cesaret doludur. Umarım okuduklarını anlayacak, anladıklarından ders çıkaracak kadar akıllısındır. Ve umarım okuduklarını başkalarına anlatırsın, onlar da ötekilere. Umarım benim kara yazgım kulaktan kulağa fısıldanır, Fırat kıyısında konuşulan bütün dillere çevrilir, tabletlere yazılır, yaşlılardan gençlere aktarılır, çocuklar bu efsaneyle büyür. Belki böylece insanlar akıllanır, belki zalimlikten vazgeçerler, belki
Reklam
1790`larin Fransa'sındaki general kadrosunda yașanan sirkülasyonun bir benzerini askeri tarihin herhangi bir döneminde, herhangi bir ülkede görebilmek çok zordur. Bu dönemin Fransa'sinda becerikli genç askerler rütbe basamaklarını daha önce görülmemiş bir huzla tırmanabilme imkânına sahipti. Terör Dönemi, iltica, savaş, siyasi tasfiyeler, mağlubiyetlerin ardından yaşanan itibar kayıplari, siyasi șüpheli durumuna düşmek, günah keçisi ilan edilmek ve normal seyrinde devam eden istifalar ve emeklilikler 1789'da onbası rütbesine sahip olan Lazare Hoche'un ya da 1792'de üsteğmen olan Michel Ney'in srrasryla 1793'te ve 1796da general olmasını saglayabilmisti mesela. O yüzden o dönemin siyasi ve askerî șartları göz önünde bulundurulduğunda Napoléon un rütbe basamaklarını çok hızl tırmanması ona özgü bir durum değildi.Yine de zirveye giden yolu kat ediş hızı göz kamaştırıaıdır... Teğmen olarak bes buçuk yil, üsteğmen olarak bir yıl, yüzbașı olarak alt ay, binbașı olarak üç ay görey yapmıs, albay rütbesini ise pas gecmuiști. 22 Aralik 1793. tarihi itibariyle 99 aylik hizmet süresinin S8'ini (üstlerinin bilgisi dáåhilinde ya da dişinda) izinde- geçiren, aktif olarak dört yildan az bir süre görev yapan Napoleon 24 yaşında general oldu,
Sayfa 89 - Kronik·Kitabı okudu
Ölüm tüm canlılar için bir miydi acaba, insan da dahil olmak üzere, hayvanları öldüren ölümle, yerdeki ottan yüz metre yüksekliğinde bir sequoiandendron giganteum ağacı da dahil olmak üzere bitkileri öldüren ölüm ya da öleceğini bilen bir adamla, bir gün öleceğinin farkında bile olmayan bir atı öldüren ölümler aynı mıydı acaba? _s8 Peki kendisini kozasına hapseden ve kapıyı ören ipekböceğinin ölüm anı hangisiydi, bir ölümden yeni bir yaşamın doğması nasıl olabiliyordu acaba, kelebeğin yaşamı böceğin ölümünden mi doğmuştu, yoksa kelebek de yaşadığına göre iprekböceği hiç ölmemiş miydi? _s72 Çünkü hepinizin ayrı bir ölümü var, onu doğduğunuz andan itibaren gizli bir yerinizde taşıyorsunuz, o sana aittir ve sen de ona aitsindir. _s73 Evet, evet ama cevap beni pek ilgilendirmiyor sayın başbakan, beni daha ziyade ilgilendiren sorular, kendi sorularımı kastediyorum tabii, bu soruların bir görünen hedefi oluyor, bir de gizli hedefleri, soruyu sorduğumuz kişinin cevabı hem kendi ağzıyla vermesini hedefliyoruz hem de bu cevabın bazı başka cevapların önünü açmasını istiyoruz. _s19 Felsefe yapmak, ölmeyi öğrenmektir. _s37 ölüm anı tüm anların en kısasıdır, bir iç çekilir ve tamam, bir benzetme yapmak gerekirse, bu olay kimsenin üflemesine gerek kalmaksızın kendi kendine sönen bir muma benzetilebilir. _s68 ....alışılmadık derecedeki katı sözleri, ruhundaki dalgalanmaları ortaya koyuyordu. Sağduyusunun üzerine kara bulutlar çökmüş gibiydi, yoksa hem niyeti hem de yöneltiliş tarzıyla son derece makul ve mantıklı bir soru yöneltti diye birine böyle hakaret etmesi anlaşılır gibi değildi. _s90 ...sözcükler çok hareketli varlıklardır, bir günleri bir günlerine uymaz, gölgeler gibi istikrarsızdırlar, bir bakarsınız vardırlar, bir bakarsınız yok olurlar. _s111 Ümitlerin kaderi, biri yok
Hayata Dair
Gururu bırak, aczini anla, malikini tanı, vazifeni bil, dünyaya ne için geldiğini öğren. S8
İnsan ipi boğazına sarılıp istediği yerde otlamak için başıboş bırakılmamıştır;belki bütün amellerinin suretleri alınıp yazılır ve bütün fiillerinin neticeleri muhasebe için zapt edilir. S8
Reklam
Reklam