Ayak izi rüzgarın olmadığı ayda bozulmamış halde duran Neil Armstrong, 30 bin yıl önce Chauvet Mağarası 'nın duvarına el izini bırakan isimsiz avcı toplayıcıdan daha mutlu muydu? Eğer daha mutlu değilse tarımı, şehirleri, yazıyı, parayı, imparatorlukları, bilimi ve sanayiyi geliştirmenin anlamı neydi?
... Ustaların kılınç yapmak için saatlerce ve günlerce dövdükleri demir neden serttir bilir misin? O, insanoğluna hemen boyun eğmez, çünlü onların, kendisiyle işleyecekleri suçları bilir. Bu yüzden de ortak olacağı günahların bedelini ateşte döbülütken peşinen öder. Zalimlerin kolları kendi erişilmez isteklerine göre çok kısadır. Tutkunlarının büyüklüğü onları böylece sakat kıldığından, bizim kılınç dediğimiz koltuk değneğini kullanırlar. İcad ettiğin silah işte onların tutkunlarını büyütecek ve zulümlerini arttıracak. Sen onların kollarını uzattın. Oysa kılınçlar yeterince uzun değil miydi?
... Yazık o millete ki! Devlet adamı bir tilki, filozofu bir hokkabaz, sanatı yamama ve taklit sanatıdır. Yazık o millete ki! Yeni hükümdarını botozan sesleriyle karşılar ve bir sonraki hükümdarını da borazanlarla karşılamak için onu yuhalayarak uğurlar. Güçlü adamları henüz beşikteyken, bilgeleri yıllarca susturulan o millete yazık. Ve her parçası kendini bir millet sanan o millete yazık...
"Yorulmuş kolların, eğilmiş başın
Nerede kirpiğin, yay gibi kaşın
Hala bitmedi mi dünya telaşın
Saçların ağarmış, farkında mısın?
Bir fidan gibiydin fani dünyada
Köklerin sökülmüş, farkında mısın?
Haline baktın mı sen bir aynada
Dişlerin dökülmüş, farkında mısın? "
Ne tuhaftı, kendi imal ettikleri silahlar, kendilerini öldürüyordu. Aslına bakılırsa sahibini bile tanımayan böyle nankör aletleri yapmamak daha faydalıydı.