Sayfalar arasında kendimi arıyorum;
bazen buluyorum, bazen altını çiziyorum.
Peki ya, önemli olan okuduğumuz kitaplar mı,
yoksa altını çizdiğimiz cümleler mi?
...
Gelgelelim adamın hareketsiz bedeni tek bir adım bile atamıyor, sevgi dolu bakışları kadının varlığının inanılmazlığını tekrar tekrar sarmalıyordu. Frankfurt garının rayları üstlerinde, sağlarında ve sollarında sarsılan demirlerin ve camların gümbürtüsüyle zangırdıyor, keskin düdük sesleri duman altı olmuş salonun gürültüsünü bölüyordu; yirmi adet panonun her birinin üzerine amirane bir tavırla saat ve dakika bilgisi yazılıydı, adam o sırada insan selinin kargaşası içinde orada kadından başkası yokmuş gibi hissediyordu; zamanın ve mekânın dışına çıkmış, tutkulu bir uyuşukluğa kapılıp kendinden geçmişti.