Sayfalar arasında kendimi arıyorum;
bazen buluyorum, bazen altını çiziyorum.
Peki ya, önemli olan okuduğumuz kitaplar mı,
yoksa altını çizdiğimiz cümleler mi?
Uzun zamandır okurken eğlendiğim en güzel kitapsın. Kitabı okurken kahkaha attığım yerler bile oldu. Kesinlikle tavsiye ederim. Çok eğlenceli bir kitaptı.
MüfettişNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20216,3bin okunma
Geldim Ninatta, okudum yazdıklarını.
Sahiden on iki ayrı kentte gömülü, on iki ayrı bileziği aradım. On iki ayrı kente gittim. On iki ayrı bileziği buldum. Ve evet sizi birleştirmek için on iki ayrı bileziği topladım. Hadi kalk gidelim, Nuvanza bizi bekler..
Çok üzgünüm keşke biraz daha uzun olsaydın. En azından sonu güzel bitseydi...
Okurken içim sızladı. Hep bir umutla sonrasına baktım, baktım baktım baktım ama yok.
Ninatta ve Nuvanza umarım buluşmuşsunuzdur, umarım...
Şimdi çok yorgunum.
Şimdi ölüler ülkesinden esen rüzgar üşütüyor tenimi.
Şimdi zamanım kalmadı.
Ama biliyorum, bekleyişim bitmedi.
Biliyorum, bedenimiz olmasa da ruhlarımız kavuşacak nasılsa.
Ahh, keşke son bir kez sarılabilseydiniz.
Gerçekten çok ustaca planlanmıştı cinayetler. Ne büyük yazarsın ne güzel yazarsın. Okurken çok heyecanlanmıştım. Tahmin ederken zorlandım ama biraz da olsa aklımda bir şeyler vardı. Sadece tam oturmamış şekillenmemişti. Ama kurnazca gerçekten kurnazca.
Okurken keyif alarak okudum. Bütün kitaplarını okudum zaten. Üniversiteye giderken (ilk kitabıydı galiba) ilk kitabını çok sevdiğim biri hediye etmişti. Sonta alışkanlık oldu. Kitabın anısı varken bütün kitaplarını merak etmedim desem yalan olur. Hiçbir kitabını Okurken sıkılmadım. Hatta bu kitabı çok başka bir keyifle okudum. Çünkü bir rüya sayesinde hayatım değişti. :)
Rüyaları asla ertelemeyin. Bütün rüyaların bir sebebi var ve ben buna inanıyorum.
Başka Bir ŞeyAhmet Batman · Destek Yayınları · 20193,003 okunma
Nerden başlayacağımı, nasıl başlayacağımı inanın bilmiyorum. Şu an tek isteğim Zülfü Livaneli'yle oturup onu sorularımla boğmak...
Bu kitap hakkında ne söylesem az kalır. Kendime kızıyorum neden bu kadar geç okudum diye. Oysa ki bu kitap defalarca baştan okumalık. Okurken beynimden vurulmuşa döndüm. Sürekli gözlerim doldu o kadar etkilendim ki bunu anlatamam tarif edemem. Sürekli alıntı yapmak istedim. Yapabildiğimi yaptım, yapamadıklarım kitaba dalıp gitmemden kaynaklıydı. Elimde olsaydı sadece buna zaman ayırsaydım her satırını alıntılardım. Ama kendime geldikçe yaptım.
Serenad'ı defalarca dinledim. İlk duyduğumda içimde bir şeyler kopup gitti. Kitabın her satırı farklı ruh hallerine girmeme sebep oldu. Çoğu gözümün önünde canlandı. İçim, içim çok garip.
Sevgili Max, kavuştun mu Nadia'ya?
Max ve Nadia'nın aşkı belki de beni en derinden sarstı. Bir insan bir insanı nasıl bu kadar sevebilirdi?
Gerçekten ne yazacağımı bilemiyorum. Bu kitap beni derinden sarstı.
Sevgili Livaneli, sen çok yaşa.
Satırlarıma son verirken zaten bir şey yazabildiğimi de pek sanmıyorum size bırakmak istediğim bir parça var;
youtu.be/PXis0PtqdXw
Ve son olarak şu cümlelerle veda etmek istiyorum.
"Çünkü ancak hikayesi anlatılan insanlar var oluyordu."
Elveda Max, elveda Nadia...