Sayfalar arasında kendimi arıyorum;
bazen buluyorum, bazen altını çiziyorum.
Peki ya, önemli olan okuduğumuz kitaplar mı,
yoksa altını çizdiğimiz cümleler mi?
'' Kitaplar işe yaramaz. İnsanın can yoldaşına ihtiyacı var.'' Sızlanırcasına, ''İnsan çıldırır kimsesi yoksa,'' dedi. ''Kim olduğu hiç önemli değil. Yeter ki seninle olsun. Bak, dinle beni, '' diye bağırdı kendini tutamayıp, '' İnsan çok yanlız kalırsa tozutur, hasta olur sonunda.''
Güneşi İçenlerin Türküsü gençliğimizin asıl nağmesi olmalıdır. Bugün her gencimiz:
"Akın var,
güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz,
güneşin zaptı yakın!"
nakaratını tekrar ederek haykırmalı ve bir ağızdan demelidir: "Güneşi içiyoruz... güneşleniyoruz!"
-Ali Nâzım
Seni sevince insan bilgili saygılı gönlü gani şen
Saçları zencefilli
Erkencecik evine dönmek istiyor canı
Zembilinde karpuzlar hürriyetler duvaklar
Annesinim elini öpüyor ilkten
Yeğenine çukulata almış
Bakıyorsun-Güzin karanfil çiçeğini sever ya-
Güzin'e bir demet kırmızısından almış
Sırf seni sevdiği için ya başka neden
Hep seni düşün
Hep seni yaşat
Hep seni yıka
Seni doyur üç öğün
Seni bir kanım uyut, sonra uyandır
Lokman hekim, seni sev diyor bana
Seni sevmeseydim, ilkbaharı kodunsa bul gayrı
İstanbul diye bir kent yoktu ki yeryüzünde
Umut diye bir şey yoktu ki, seni sevmeseydim
Hak hukuk bereket diye
Eşitlik kardeşlik hürriyet diye
Yüreğime sağlık ne iyi ettim..
Cavalı kadınlar, gömdükleri adamın ardından asla ağlamaz; Onu Tanrı'dan bile çok, taparcasına sevdikten sonra unutuverirler!..
Yaratıcısını ezip parçalayan makinenin kusursuzluğunu andırır bu biraz!.. Sonuçta, siz başka yerlerde aşkla yaşarsınız ya, orada aşktan ölürsünüz. Sonra da tasasız aşk bir başka kurban arar, bağrında yaşayan yaratıklara hiç aldırmadan akışını sürdüren doğa gibi. Bu yüzdendir, Cavalı kadınlar nice Avrupalı tüketmiştir.