• Kadınımızın, kızımızın yeri medeniyetin emrettiği, medeniyetin getirdiği yeniliklerin yeridir...
  • "Senin dayanamayıp arkamdan geleceğini biliyordum Sabiha..."dedi."Aferin ata iyi talim almışsın..Mükemmel bir sürücü gibi geldin ardımdan dörtnala...Zaten Türk kızlarının, Türk kadınının her şeye karşı büyük bir yeteneği vardır...Tarlada çalışırken erkeğini aratmaz,ata binmede erkeğinden farksızdır, hatta silah kullanmada bile erkeğini çok kere geride bırakır..."
    Sabiha Gökçen
    Sayfa 49 - Altın Kitapları
  • Ne demiş şair: "Yaşamak şakaya gelmez." Türkan Saylan gibi yaşamlar ise hiç şakaya gelmez. Elbette Türkan Saylan'ın hayatını biliyordum, adına yapılan diziyi, filmi defalarca izledim. Ama Ayşe Kulin öyle güzel öyle içten yazmış ki, Türkan Saylan biyografisini neden özellikle Ayşe Kulin'e yazdırmak istediğini daha iyi anladım. Ktabı bitirirken gözyaşlarımı tutamadım. Aşkları, evlilikleri, mücadeleleri. Hele o masum içten mektupları ne kadar özel. Adını tarihe yazdırmış her kadın kıymetli benim için. Frida Kahlo, Sabiha Gökçen, Füreya Korel gibi. Ama Türkan Saylan gerçekten çok eşsiz bir kadın. Her şeyden önce insan olmayı bilmiş, çalışmış, hep muhtaçlara el uzatmış koca bir kadın. O kadar hastalık o kadar acı o kadar üzüntü yıkmamış.Kendi göçüp gitse de ardında koca hayatlar bıraktı. İyi ki geçtin bu dünyadan sevgili Türkan Saylan. Bizlere önder olduğun, kardelenlerimize abla, hastalara doktor olduğun için sana minnettarız. Seni karalamak isteyenler öyle ahmak öyle cahiller ki onları Allah'a havale edebiliyorum sadece. Nur içinde uyu. Adını verdiğin dernek gibi "Çağdaş bir yaşam"dan yanına gelmek dileğiyle.
  • Saygıyla anıyorum. Türk Edebiyatın Milliyetçi ruhu Türk edebiyat'ın güçlü cesur kalemi Tevfik Fikret, 🌹💗

    Tevfik Fikret dedim de aklıma geldi.. Gerçekten de Gazi Paşanın en çok sevdiği şairlerin başında Tevfik Fikret gelirdi. Ona karşı derin bir sevgisi, hayranlığı, hatta saygısı vardı.. Divan edebiyatını, halk edebiyatını değme uzmanlardan daha iyi bilir, çeşitli devirlerin sanatçılarına ait yapıtları onlardan daha iyi yorumlardı. Hayran olduğu şairlerimizden biri de Namık Kemal'di.. Ondaki vatan sevgisinin coşkusu ve bu coşkunun sürükleyip şiir haline soktuğu duyguları zaman zaman Paşa'nın dudaklarından dökülürdü.. Hatta buna terennüm ederdi bile diyebilirim. Diyebilirim, çünkü Gazi'nin şiir okuyuşunda bir musiki edası, havası, tonu egemendi.. Evet ama yine de en tutkulu olduğu şair, Tevfik Fikret'ti.

    Sanırım, bir tatil günüydü.. Paşa ile karşılıklı oturuyor, sohbet ediyorduk. Evet evet sohbet diyorum, Paşa beni ve diğer kızlarıni çok zaman karşısına alır, bazen sınava tabi tutar, bazen bilmediklerimizi öğretir, bazen de kendi fikir ve düşüncelerini hatta duygularını bizlere naklederdi.. Gençliğimizi, genç kızlığımızı dikkate almadan, bizimle akranmış gibi konuşarak tartışır, bundan da büyük bir zevk alırdı. Çünkü biz sadece onun manevi kızları değil, ulusunun birer bireyiydik.. Düşünce ve duygularımızı bilmek öğrenmek isterdi bu nedenle. Bir de iyi yetişip yetişmediğimizi sınardı her defasında.. Tevfik Fikret konusunu nicedir açmak istiyordum. İşte şimdi tam sırasıydı. Yanılmıyorsam o günlerde ilköğretim alanında çok ileri adımlar atmayı başardığı için de neşeliydi. Böyle zamanlarında kendisiyle konuşulmayacak hiçbir şey olmazdı.

    «Çoktandır aklımı kurcalayan bir konuda sizi rahatsız edebilir miyim efendim?» diye çekinerek sordum.
    Yüzüme her zamanki güleç bakışlarla bakarak :
    "Sor.. Sor bakalım çoktandır o küçük kafanı işgal eden şey neymiş?» dedi.
    "Efendim..» dedim; «Tevfik Fikret'i çok seviyorsunuz.. Ben onun çok iyi bir şair olduğunu hissediyorum ama, henüz tam olarak şiirinin lezzetine varabilmiş değilim.. Bunun için bir yol göstericiye ihtiyacım var.. Bu nedenle sizi rahatsız etmek zorunda kaldım.. Fikret bir şair olarak..»

    Kesti hemen sözümü burada ve lafı benden alarak:

    «Fikret sadece bir şair, ama son derece iyi bir şair değil, aynı zamanda devrimci düşün felsefesinin de bir büyük temsilcisidir Sabiha..» dedi ve heyecanla devam etti sözlerine: «Onu oku kızım, tekrar tekrar oku, defalarca oku.. Belle, öğren Fikret'i ve düşüncelerini.. Onda gerçek insaniyeti, üstün insanlık duygularını göreceksin.. Hem de kristalize olmuş, apayrı bir şekilde.. Fikret'in düşünce ve duygularını idrak edebilmek, insan olma yolunda ileri adımlar atabilmek demektir Sabiha.. Fransa'daki toplumcu hareketin etkisini onda görmek mümkündür. Yani o, halkının lehine olan her olumlu eyleme katılmaya hazır bir başkaldırıcıdır. Ezenin karşısında, ezilenin yanındadır. Putları yıkmak, tek bir insanın egemenliğini yıkmak ya da sınıfların hakimiyetini yıkmaktır onun amacı.. Bunun için kafasını eğitmiş, bilinçle - duygu ile yoğrulmuş sağlam temelli şiirlerini bunun için asıl ve büyük bir solukla yazabilmiştir. O, Osmanlı toplumunun kaderci çizgisindeki çıkmazı görmek, teşhis etmek, bunun için de çıkar yollar aramak bahtiyarlığına erişmiş ve bu heyecanla o çıkmazı oluşturan setleri yıkmaya çalışmış, kendisini bu yolda adamış ender sanatçı ve düşünürlerimizdendir.. Ben ta ilkgençliğimden beri hep onu okumuşumdur. İstanbul'a her gidişimde, Aşiyan'a çıkarak, onun manevi huzurunda rahatlamaya çalışmışımdır..»

    Kaynak:
    Sabiha Gökçen, “Atatürk’le Bir Ömür”, s. 58-59
  • ATATÜRK’ün Gözyaşları – “Gitme Kal Kadın”

    Yıl 1934… Çankaya Köşkü’nde bir akşam… ATATÜRK’ün sofrasının müdavimi konuklar… Masanın önündeki saz heyeti, ATATÜRK’ün sevdiği şarkıları söylemekte… Sabiha Gökçen, o sıralar 20 yaşlarında ve her zamanki gibi, “Paşa Baba”sının yanı başında, sofrada… ATATÜRK’ün yakın arkadaşı Kılıç Ali ve Başyaver Salih Bozok da aralarında… Sohbet derin…Memleket meseleleri tartışılıyor… ATATÜRK çok neşeli…

    O sırada, saz heyeti Selahattin Pınar’ın “Gel Gitme Kadın” şarkısını çalıp söylemeye başlar… Birden ATATÜRK durgunlaşır ve susup şarkıyı dinler… Paşanın ani hüzününü farkeden masadaki konuklar, kadehlerini, çatallarını usulca bırakıp, susar. ATATÜRK başını tabağa eğer, gözlerinden yaşlar süzülür ve göğsüne doğru akarak, gömleğini ıslatır. Bu onun, konukları yanında ilk ve son ağlayışıdır.

    Salih Bozok, saz heyetine “kesin” anlamında işaret verir… Kılıç Ali de, konuklara da aynı işareti yapar… Gökçen, gözleri dolu dolu, Atatürk’ün ağlayışını izlemektedir. Az sonra, saz susar ve çekilir, masadakiler sessizce kalkıp gider, ATATÜRK tek başına kalır… Bir sigara yakıp bahçeye çıkar, saatlerce yürür…

    O gece, gözünü bile kırpmayan Gökçen, ATATÜRK’ün niçin ağladığını ve “Gel Gitme Kadın” şarkısının onu, neden bu kadar duygulandırdığını çok merak eder… “Yoksa bu büyük insan, kalp hazinesinde, çok geride kalmış, yılların küllendiremediği bir aşk masalı mı saklamaktadır…”

    Gökçen ertesi sabah ATATÜRK’ün odasına gider ve çekinerek konuyu açar:

    Paşam, dün gece “Gel Gitme Kadın” şarkısı çalınırken çok müteessir oldunuz… Hatta, yanılmıyorsam, ağladınız da…” diyecek olur.

    ATATÜRK, ondan bir sigara ister ve susar … Sonra Gökçen’i ve yaverlerini alarak, araba gezintisine çıkar… Saatler sonra ve ansızın, Gökçen’e dönerek, sabahki sorusunun cevabını ve sırrını kendine saklayarak manevi kızına şöyle der.!

    - Unutma ki, Mustafa Kemaller de insandır!… Onlar da bazen ağlamak ister

    Kaynak: Sabiha Gökçen’in anılarından ATATÜRK’ün Gözyaşları…
  • Maalesef yayımı durmuş olan kitaptır. Bir arkadaşımın hediye etmesi üzerine sahip oldum. Ne tesadüftür ki, bizzat Sabiha Gökçen tarafından imzalanmış 1. basımıydı ve tesadüfler içinde sanırım en güzeli bu olmalı :) Sabiha Gökçen 'in Atatürk'le tanışmasından, havacılığa veda edişine kadar tüm zamanları ve anıları içinde mevcut. Bu anılar bir kez daha gözler önüne seriyor Atatürk'ün ne kadar dahi biri olduğunu. Türk kadınına verilen önemin en net örnekleri bu kitapta mevcut. Hoşuma giden her yerin altını çizen ben, bu kitaba imzamı bile atmaya kıyamadım. İyi okumalar..
  • Atatürk'ün, Türk kadınını yüceltme ve gerçek kimliğine kavuşabilmesi yolunda verdiği mücadeleyi en yakından öğrenebileceğiniz harika bir kitap.. Ve tabii ki dünyanın ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen'in hayatı...