"Eşhedü en lâ-ilâhe" çün didi S
onra "illallah" ile hatm eyledi
'Alî ibn-i Hüseyn dir ki "sadak"
Kim şehadet doğrılara gele Hak
"Eşhedü enne Muhammed çün didi
Seyyid anda katı feryâd eyledi
Aldı başından 'imâmesin revân
Atdı müezzin önine ol zemân
Yâ müezzin dir Muhammed hürmeti
Sabır kıl bir dem okuma kâmeti
Döndi eydür ey Yezîd-i nâ-safâ
İşbu dem adın okursın Mustafâ
Ol benim dedem midür yâhud senün
Doğrısını söyle var ise canun
Ger benim dedem-durur ol diyesin
Halk arasında yalan söyleyesin
Ger Hüseyn'ün dedesidür diyesin
Niçün anı zulm-ile öldüresin
Ümmetem diyü şehadet idesin
Hem adına sen salavât viresin
Yaşam her zaman bir yük olmuştu onun için. Babasının gözünde bir yenilgiydi. Kendisi ise hep bir kaçıp gitme ihtiyacı duymuş ama daima tereddüt etmişti. Neden kaçtığını ve nereye doğru gittiğini bilemeyecekmiş gibiydi sanki.
Her Müslüman'da bulunması gereken bu hasletlerden sonra nefis tezkiyesine geçilmelidir ki bunun yolu şu altı şeyi yerine getirmekle mümkün olur: Yemeği azaltmak, uykuyu azaltmak, konuşmayı azaltmak, uzlete çekilmek, devamlı zikir, tam bir tefekkür. Gönül terbiyesinin son yolu ise kalbin tasfiyesidir ki bu da riya, kibir, gurur, haset, kin, düşmanlık gibi kötü duyguların kalpten atılması; yerine şükür, tevekkül, tefvîz, rıza, sabır, kanaat, aşk ve muhabbet gibi güzel duyguların kalbe getirilmesiyle mümkün olur..