8/10
·293 syf.··
2026 18. kitabı
𔒝🅂🄴🄻🄰🄼 𔒝 Güzel bir gün diliyorum herkese... Bugün size @metiskitap ‘dan çıkan #joannegreenberg ‘in güzel kaleminden #sanagülbahçesivadetmedim kitabının yorumu ile geldim... #kitabınkonusu Joanne Greenberg’in uzun yıllar Hannah Green takma adıyla yazdığı psikolojik (otobiyografik) izler taşıyan Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, şizofreni tanısı alan 16 yaşındaki Deborah’ın zorlu yaşam mücadelesini anlatıyor. Kitap, Deborah’ı doktorunun önerisiyle özel bir kliniğe götüren anne ve babasının yaşadığı kaygılarla başlıyor. Ailenin, hastalığın nedenlerini sorgulaması ve yaşadıkları duygusal süreç etkileyici bir şekilde aktarılıyor. Tedavi sürecini üstlenen Dr. Fried, Deborah’ın gerçek dünyadan kaçmak için sığındığı Yr adlı hayali evreni anlamaya çalışırken onunla güçlü bir güven ilişkisi kuruyor. Doktorun yaklaşımı, Deborah’ın kendi gücünü keşfetmesine ve dünyanın kusursuz bir yer olmadığını kabul ederek yaşamla yeniden bağ kurmasına yardımcı oluyor. Roman boyunca Deborah’ın duyduğu sesler, korkuları, travmaları ve gerçeklikten uzaklaşmasına neden olan iç çatışmaları ayrıntılı biçimde işleniyor. Terapinin ne kadar sancılı bir süreç olduğu görülürken, geçmişle yüzleşmenin ve düşüncelerini yeniden yapılandırmanın iyileşme üzerindeki etkisi de dikkat çekiyor. Kitap sadece Deborah’ın hikâyesine odaklanmıyor; aynı zamanda klinikteki diğer hastaların kurduğu dostlukları, çatışmaları, umutları ve sağlık çalışanlarının yaşadığı zorlukları da gözler önüne seriyor. Bu yönüyle ruh sağlığı, insan ilişkileri ve iyileşme süreci üzerine düşündüren bir eser ortaya çıkıyor... Peki insan, zihninin yarattığı karanlıkla mücadele ederken gerçekliğe tutunmayı nasıl başarabilir? #kitaphakkındadüşüncelerim Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, yalnızca ruhsal hastalığın anlatıldığı bir roman değil; aynı
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
6/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 109. kitabı
Her serinin bir karakoyunu olur. Bu serinin ki de bu oldu. Maalesef ki. Kitap en başından beri bir hayal kırıklığı oldu. Bu kitap 1.5 kitap diye geçiyor. İçinde hem novella hem de 4. Kitap var. Alex’in uyanışından sonrasını anlatıyor. Ama Alex’in Seth’im Seth’im diye gezdiği 150 sayfa çok yorucuydu. Aynı şekilde Alex’in bu kadar güçlü bir karakter olup bir anda bu kadar sinmesi kötüydü. Ana karakteri dizi de çıkınca telefon görüşmesiyle var gibi gösterilir ya. Bu kitapta Seth’e onu yapmışlar. Yazar bir önceki kitapta bizi Seth’ten soğutmuştu. Ama şimdi Alex’in bakış açısıyla geri empati yaptırıyor ya sabır. Mitoloji kısmı bir kitapta daha ağır basıyordu. Ama her kitapta bir kayıp olmak zorunda mı cidden? Yazar bir tür kişisel travma yaratıyor üstümüzde. Tabii güzel kısımlar da vardı. Ama sonu da biraz tuhaf bitti. Cennet seni bekliyor nedir ya sabır? SPOILER??? Alex’in gördüğü öldüğü rüya büyük ihtimalle gelecek kitapta olacak ama yine doğar yani. Dizideki Supernaturel göndermelerine benzedi HLWŞGŞWĞVŞWŞŞF. Aidan ve Alex ilişkisi de sonunda oturdu. Ama bazı kısımlar saçma geldi ya. Alex’in sürekli babam babam diye gezmesi. Lea’nın ölmesi. Romvi’nin Ares çıkması şaşırttı mu hayır? Serinin son kitabını da yakında okurum.
ApollyonJennifer L. Armentrout · Dex Yayınevi · 2014823 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·164 syf.··
2026 59. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 20:02
Tarih derslerinde sık sık bahsettiğimiz dünyanın en eski ibadet merkezi olarak anlattığımız Göbeklitepe ile ilgili oldukça önemli bilgiler veren bir kitap okudum. Kitap aslında bir belgesel olacakken vazgeçililip rafa kaldırılması ile başlıyor ancak yazarımız daha sonra bu bilgileri bir kitap haline getirmeye karar veriyor. Kitapta Göbeklitepe‘nin bulunuş aşamalarından, gelişiminden, farklı yapılarla benzerliklerinden veya o yapılarla olan farklılıklarından bahsediliyor. Kitabın bence en önemli noktalarından bir tanesi röportajlar. Konunun uzmanları olan yerli ve yabancı arkeologlarla röportajlar yapılıyor. Yine hem Göbeklitepe‘nin bulunuş hikayesinden hem diğer yapılarla olan benzerliklerinden yola çıkarak Göbeklitepe‘nin aslında bir eğitim merkezi olduğu anlatılıyor. Göbeklitepe‘de bulunan her bir taşın aslında başka bölgelerden gelen öğrencilerin bitirme teziymiş gibi yapıldığından bahsediliyor. Bu yüzden farklı yerlerdeki taşlarda da benzerliklerin olmasının olağan olduğu anlatılıyor. Bu bölgede bulunan insanlar Göbeklitepe daha ortaya çıkmadan önce bugünkü yapının bulunduğu yeri kutsal bir yer olarak kabul ediyorlarmış. Hasta olanlar, çocuğu olmayanlar, bir dileği olanlar buraya giderek dua ediyorlarmış. Bu yüzden de bölge halkı buraya ‘ziyaret’ adı vermiş. Göbeklitepe‘ye giden insanların hepsinden oranın ruhani havasını hissettiklerini duymuştum. Bu yüzden çevrede yaşayan insanların da o bölgeye giderek dua etmesi bana hiç garip gelmedi. Göbeklitepe’yle ilgili daha önce de bir çok şeyi biliyorum ama kitapla birlikte çok daha ayrıntılı bilgiye sahip olmuş oldum. Kitapta çok fazla resim bulunuyor bu resimlerlede Göbeklitepe‘de bulunan taşların üzerindeki figürler ayrıntılı bir şekilde bize anlatılıyor. Hepsinin anlamı birbirinden farklı. Yine kitaptan öğrendiğim en
Göbeklitepe ve Neolitik GizemleriDamla Selin Tomru · Kanon Kitap · 202532 okunma
7/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 19:08
Herkese merhaba Eşeklerin bilgeliği isimli kitaptan bahsetmek istiyorum. ilk bakışta hayvanlar üzerinden anlatılmış sade bir hikâye gibi görünse de, sayfalar ilerledikçe insanın kendi iç dünyasına açılan bir kapıya dönüşüyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey eşekler değil, insanın unuttuğu o yalın hakikatler oldu. Modern hayatın hızla aşındırdığı sabır, tevazu, dayanıklılık ve sessizlik gibi değerler, kitabın satır aralarında yeniden anlam kazanıyor. Kitapla kalın
Eşeklerin BilgeliğiAndy Merrifield · Aylak Kitap · 2014162 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 77. kitabı
Bu kitabı okurken sık sık aynı şeyi düşündüm. Hiçbirimiz yarın başımıza ne geleceğini bilmiyoruz. Düşünmesi bile tedirgin ediyor. Panayota’nın hayatı da bir yangınla tamamen değişiyor. O günden sonra yaşadıkları peş peşe geliyor. Bir noktadan sonra ne olacağını merak etmekten çok Panayota’nın buna nasıl dayanacağını merak ettim. Bazen verdiği kararları sorguladım ama sonra vazgeçtim. Çünkü onun yerinde olmanın nasıl bir şey olduğunu gerçekten bilmiyorum ve bilmeyi de istemiyorum. İstanbul’u anlatan bölümleri okurken ayrı bir keyif aldım. Beyoğlu’nun sokakları, matbaalar, kayıklar, dükkanlar, farklı milletlerden insanlar… Şehir hiç durmuyor. Bir yanda yangının izleri dururken bir yanda hayat devam ediyor. Bu ayrıntılar bana çok gerçek geldi. Şefika için üzüldüm. İnsanların iyi niyetle çare araması ama çoğu zaman ne yapacaklarını bilememesi üzücüydü. Panayota’yla birbirlerini bırakmamaları da hoşuma giden ayrıntılardan biriydi. Sonlara doğru aklım hala aynı düşüncedeydi. Sabah sahip olduklarımızın akşama yerinde olmayabileceği fikri düşündüğümden daha ürkütücü geldi.
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202479 okunma
2/10
·944 syf.··
2026 9. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:36
Normalde bu kadar uzun bir kitaba detaylı bir inceleme yazmak beni bayağı bir zorlar çünkü genelde kalın kitapları okumam normalden çok daha uzun sürer ama bu seriyi ve ejderhalarını biraz fazla sevdiğim için okurken notlar aldım ve tek tek düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum çünkü diğer incelemelere baktığımda gördüm ki fazlasıyla abartılmış bir kitap. Bu inceleme spoiler içermektedir. Öncelikle besmele çekip nas felak okuyarak kitabın kapağını açıyoruz sonuçta 900 sayfalık kitap ne olur ne olmaz. Baştan şunu söylemeliyim, ejderhalara bayılıyorum. Fantastik yaratıklar arasında en sevdiklerim kesinlikle ejderhalar. Biraz da bu yüzden bu kitaba bu kadar uzun süre katlandım çünkü gereksiz yere uzatıldığını düşünüyorum. Aslında sadece ben değil diğer incelemelere şöyle bir göz atsanız bile okurlarının neredeyse hepsinin bu kitabın gereksiz uzun olduğu kanaatinde olduğunu görürsünüz. Örnek vererek açıklayayım; ilk bölümde Aretia'daki kurulun kendi aralarında savaş oyunlarından sonra oraya giden öğrenciler hakkında karar vermelerini okuyoruz. 20. sayfanın sonunda bu konuşmalarla ilgili Brennan'ın söylediği ilk cümle geçiyor. Sonra 21. sayfaya geçiyoruz, doğal olarak sohbetin devamını okuyoruz demi. Yok o iş öyle değil. 21. sayfada Violetin o mekan hakkındaki düşüncelerini okumaya başlıyoruz. Tamam 1 sayfa boyunca okuduk, güzel sıkıntı yok. 22. sayfaya geçtiğimizde önceki sayfada söylenen sözün cevabı oradaki başka bir biniciden geliyor. Sonra Brennan tekrar bir şey söylüyor ve sohbet devam ediyor demeyi çok isterdim ama yine violet araya girip odayı anlatmaya başlıyor. Bu sözün cevabı da 23. sayfanın başında geliyor. Yani anlayacağınız üzere, kitapta ciddi bir problem var ki bu da kesinlikle violet ve hiç susmayan düşünceleriyle sürekli araya girilmesi. Şimdi
Demir AlevRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20243,216 okunma