plana sadık kal
8/10
·65 syf.··
2026 5. kitabı
Kitap, stratejilerin yanı sıra bilgelik, hikmet, hakikat ve sabır gibi evrensel konulara dair tespitler de yapmaktadır. Eserin ilk bölümü olan Hesaplama, bir savaşı mutlak kazanmanın beş yolundan bahseder. Bu şartlar sırasıyla gök, yol, komutan, kural ve mekandır. Yol, savaşta izlenmesi gereken stratejileri anlatırken Gök tabiri Tanrı’nın bir sembolüdür. Yer, savaşın yapılacağı mekan ve savaşta kullanılan silahları kapsar. Komutan ise savaşların en temel taşıdır. Çünkü komutan iyi bir plan yapamazsa, birlikte fikir ayrılıkları ortaya çıkabilir. İkinci bölüm olan Savaş’ta ise düşman ordusuna karşı hangi taktiklerin uygulanacağı anlatılır. Devamında Taktik Saldırı’dan bahseden eser, başarılı olan bir komutanın hem kendini hem de karşısındakini tanıması gerektiğini vurgular. Savaşların inceden planlanması gerektiğini sıkça ifade eden Sun Tzu, gizliliğin ve asker moralinin başarıya giden yolda ne derece önemli olduğunu belirtir. Başarılı bir Çin komutanı olan Sun Tzu, kitabında üstü kapalı bir biçimde aslında hayatın ne denli yollar ve varyasyonlar içerdiğini anlatmaktadır. Savaşta zafer olsa bile, geçen uzun zaman asker ve komutanları yıpratmakta ve psikolojik birçok hasar bırakmaktadır. Savaş’ta esas olan galibiyet değil, kaybedilen vakittir. Çünkü hem ekonomik koşullar hem de halk direnci, zamanla seyrin en önemli iki unsuru haline gelir. Orduyu iyi idare eden kişi savaş gücünü ülkesinden, ikmalini düşmandan sağlar. Akıllı komutan yiyecek teminatını düşmandan almalıdır. Eğer sefer uzaktaysa, halk yoksullaşır. İşgalin en başarılısı ise savaşmadan düşmana boyun eğdirmektir. Bu nedenle en iyi askeri strateji taktiksel saldırıdır. Askerlikte kural, “10 katıysan kuşat, 5 katıysan saldır, 2 katıysan dağıt, eşitsen yenmeye çalış, az isen çekil, zayıf isen savaşmaktan
Savaş SanatıSun Tzu · Karbon Kitaplar Yayınları · 201949,5bin okunma
İnsanlığın geleceğini kurtarmak için ne kadar değişmek gerekir?
9/10
·544 syf.··
2026 77. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 03:10
Dune Rahibeler Meclisi, yalnızca Dune serisinin son kitabı değil; Frank Herbert'in onlarca yıldır inşa ettiği fikirlerin, karakterlerin ve medeniyetlerin kesiştiği devasa bir dönüm noktası. Bu kitapta artık ne Arrakis eski Arrakis, ne Bene Gesserit eski Bene Gesserit, ne de insanlık binlerce yıl önceki insanlık... Leto Atreides'in Altın Yol'u insanlığı yok oluştan kurtarmıştı. Ancak bu kurtuluşun bedeli, türün evrenin dört bir yanına dağılması olmuştu. "Dağılım" olarak bilinen bu büyük göçün ardından geri dönen insanlar, beraberlerinde yalnızca yeni teknolojiler ve yeni kültürler değil, insanlığın karanlıkta geçirdiği binlerce yılın sonuçlarını da getirmişlerdi. Dune Rahibeler Meclisi işte tam bu noktada başlıyor. Galaksi büyük bir dönüşümün eşiğinde. Onurlu Analar'ın acımasız ilerleyişi gezegenleri birer birer düşürürken, binlerce yıldır perde arkasından insanlığın kaderini yönlendiren Bene Gesserit ilk kez gerçek anlamda köşeye sıkışıyor. Artık olayları kontrol eden taraf onlar değil. Hayatta kalmaya çalışan taraf onlar. Frank Herbert bu kitapta savaşları cephelerde değil, zihinlerde kuruyor. Bene Gesserit ile Onurlu Analar arasındaki mücadele aslında iki farklı medeniyet anlayışının savaşı. Bir tarafta sabır, planlama ve uzun vadeli düşünce; diğer tarafta korku, baskı ve mutlak hâkimiyet arzusu. Roman boyunca Darwi Odrade'nin omuzlarında büyük bir yük hissediliyor. Odrade yalnızca bir Rahibe Ana değil; çökmekte olan bir düzenin son büyük savunucusu. Herbert onu öylesine başarılı yazmış ki çoğu zaman olayları değil, onun kararlarının sonuçlarını merak ederek okumaya devam ediyorsunuz. Her hamlesi milyonlarca insanın kaderini etkiliyor. Her kararı yanlış çıkabilecek kadar riskli. Kitabın en ilgi çekici yönlerinden biri, Bene Gesserit'in artık kendi dogmalarıyla
Edebiyat
Dune Rahibeler MeclisiFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20202,331 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kronolojik Anlatımıyla İlk 10’uma Giren Muhteşem Kitap
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 19:08
Kurtuluş Savaşı ve Atatürk üzerine çok sayıda kitap okumama rağmen, bu eser bana Milli Mücadele’nin başlangıcına farklı bir açıdan bakma imkânı verdi. Genellikle Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı ön plana çıkarılırken, Alev Coşkun bu tarihten önceki hazırlık sürecini ayrıntılarıyla ele alıyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken nokta, Mustafa Kemal’in olayları anlık kararlarla değil, uzun vadeli bir planlama ve stratejiyle yönettiğinin ortaya konulması oldu. İstanbul’un işgal altında olduğu son derece zor şartlarda yürütülen görüşmeler ve hazırlıklar, Samsun’a çıkışın aslında aylar süren bir çalışmanın sonucu olduğunu gösteriyor. Yazarın belgelere dayanarak anlatım yapması kitaba güvenilirlik katıyor. Bazı bölümlerde yoğun tarihî ve siyasi bilgiler nedeniyle okuma temposu yavaşlasa da, konuyu derinlemesine anlamak isteyenler için bu durum bir eksiklik değil, aksine bir zenginlik oluşturuyor. Kitabı bitirdiğimde, Milli Mücadele’nin sadece cephede verilen bir mücadele olmadığını, aynı zamanda büyük bir diplomasi, sabır ve hazırlık sürecinin ürünü olduğunu daha iyi anladım. Cumhuriyet tarihine ilgi duyan herkese tavsiye edebileceğim, düşündüren ve yeni bakış açıları kazandıran bir eser olduğunu düşünüyorum. Alev Coşkun Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay
İnsan ve Toplum
Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 AyAlev Coşkun · Cumhuriyet Kitapları · 2011191 okunma
10/10
·394 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 16:53
Derin ve Delfin’in üniversitede başlayıp büyük bir aşka dönüşen hikâyesini okuyoruz. Birbirlerini çok seven bu çift, yanlış anlaşılmalar, kırgınlıklar ve yılların getirdiği acılar yüzünden ayrı düşüyor. Delfin’in yaşadığı korku ve öfke onu bambaşka bir karar almaya iterken, Derin ise sevdiği kadını ve oğlunu yıllarca bilmeden yaşamaya devam ediyor. Sonrasında Derin bir oğlu olduğunu öğreniyor; adı Merih. Derin, Merih ve Delfin için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Tekrar bir araya geliyorlar. Delfin, Derin’i tamamen affetmemiş olsa bile çocukları için aynı evde güzel bir yuva kurmaya çalışıyorlar. Delfin yeniden güvenmek istiyor ama yaşadığı kırgınlıklar ve gururu buna engel oluyor. Buna rağmen Derin’e karşı hissettirdiği aşkı da tamamen yok sayamıyor. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey; sevginin sadece aşk olmadığını, aynı zamanda sabır, anlayış ve emek gerektirdiğini göstermesiydi. Özellikle Merih için verdikleri mücadele, aile olmanın ne demek olduğunu hissettiriyor. Delfin’in kırgınlıkları bazen insanı yoruyor ama yaşadıklarını düşününce onu anlamamak da zor. Akıcı ve duygusal bir kitaptı. Okurken insanın aklında şu soru kalıyor: Gerçekten seven insanlar, ne olursa olsun birbirine ikinci bir şans verebilir mi? Siz olsaydınız ikinci bir şans verir miydiniz? Güven kırıldıktan sonra aşk devam edebilir mi? Aşk mı daha güçlüdür, gurur mu?
ÇırpınırkenDeniz Uzay · İkinci Adam Yayınları · 20265 okunma
Beklemek...
Puan vermedi·192 syf.··
2026 6. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 11:19
Beklemek Kitabı okundukça günümüze o kadar da uzak olmadığını fark ediyorsunuz. Şartlar daha mı iyiye doğru gitmiş, kötüye mi yoksa stabil olarak mı kalmış? Kitabı okudukça bu sorulara cevap bulabileceğinizi düşünüyorum. Yıllar geçsede cezaevi şartları ve koşullarının değişmemiş olması ve mahremiyet diye bir şeyin olmaması içler acısı. Selim ve Leyla’nın mektupları arasında geçen yıllar, onlara Zeynep’in eşlik etmesi can suyu oluyor, umut ve direnmenin en güzel yanı oluyor. Birbirlerine yazdıkları mektupların aslında gerçeği yansıtmadığını gördüğüm vakit hep şu geldi aklıma; Türkçe bilmeyen bir Kürt annesinin yavrusunu ziyaret etmesi sırasında konuşamamasını ve sadece bir cümlede kendilerini anlatmaya çalıştıkları sahne. İçimi acıttı . Aydınların, sanatçıların , iyi siyasetçilerin ve düşünürlerin her zamanki gibi bir tehdit, bir suç unsuru olarak görülmeleri ve korkaklar tarafından gözetim altında tutmaları hiç bir zaman gözardı edilemez. Beklemek sadece pasif bir duruş ya da sabır değil; baskıcı bir düzene karşı hayatını, sevgini ve inancını korumak için verilen aktif bir mücadele, bir içsel güç olarak değerlendirdim. Sabır, inanç, aşk, sadakat, sevgi, çokçada özlem… Hüzünle okudum kitabı. İyi okumalar…
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,2bin okunma
"Sonu gelmiş olanlar cesurca yürürler."
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
Sonu gelmiş olanlar cesurca yürürler. Kitabın en güzel cümlelerinden. Kaptan Deudormont'un iyilik için yaptığı mücadele ana konu. Konu devam ederken yazar bize adalet anlayışımızı Deudormont'un kusursuz adalet görüşü ile sorgular. Güçlü olanın hayatta kaldığı bir kötü bir düzen mi iyi yoksa adalet arayışı için yapılmış bir kaos mu ? sorusu arka planda hep aklımızı kurcalar. Kitapta bu ikileme Drizzt de cevap arar; adaleti silah zoruyla getirmek ne kadar doğrudur??? Drizzt-Regis ikilisinin Wulfgar'ı ziyaret ve elçilik görevi için çıktıkları yol Luskan'a düşer ve kaptana yardım ederler. Luskan da güç için entrikalar çeviren yüksek kaptanlar, başbüyücü Arkleem Greth ve Kaptan Deudormont'un mücadelesinin arasına Drizzt'in monologları ve sahneleri girmeseydi tam da iyide bizene diyebileceğimiz bir kitaptı. Drizzt, Regis ve Wulfgar karşılaşması çok duygusaldı ya da yalnız seride sabır gösterip buraya kadar gelenler için öyleydi. Kitabın sonu serinin adına(Değişimler) yakışan biçimde bizi şaşırtıyor ve macera devam ediyor. Yazar artık yoldaşlar bir aradayken yazma zorluğunu yaşamayacak gibi görünüyor ya da serinin adıyla aslında bize bir ipucu verip çoğu şeyi değiştirecek okuyup göreceğiz. Korsan Kral
Alıntı
Korsan KralR. A. Salvatore · Laika Yayıncılık · 201081 okunma