Some of the memories I have are joyful, some of them are sad and that was the reality. Sometimes I danced with a grin on my face until dawn in a circle of my closest friends, sometimes I fell over on the streets running for the night bus in the rain and lay on the wet pavement for far longer than I should have. Sometimes I knocked myself out walking into a lamp post, left with a purple chin for days. But sometimes I woke up in a loving tangle of hung-over girls, filled with nothing but comfort and joy.
Hz. Fâtıma’nın çeyizinin tam listesini İbn’i Sâ’d verir:
Üç minder, saçaklı bir halı, hurma lifi ile doldurulmuş bir yastık, iki el değirmeni, bir su tulumu, topraktan yapılmış bir su testisi, meşinden yapılmış bir su bardağı, bir elek, havlu, yatak için birkaç post, yemen işlemeli bir kilim, bir elbise ve kadife bir örtü.
BİR ZAMAN YOLCUSU: SELİM PUSAT (RUH ADAM ROMANI)
Ruh Adam, Atsız'ın tarihî romanlarına göre hayli değişiktir; bir tür post modern romandır. Bu sebeple romanı incelerken biz de farklı bir yol izlemeyi tercih ettik.
Selim Pusat'ın ve Romanın Hikâyesi: Selim Pusat adını ilk defa 08 Haziran 1951 tarihinde, Orkun dergisinin 36. sayısında görüyoruz. Derginin 6. sayfasında "Asıl Mes'ele" başlıklı makalenin yazarı olarak. Makale, ABD'nin atom sırlarının Rusya tarafından ele geçirilmesiyle başlamakta, Rusların geniş casusluk teşkilatına vurgu yapmaktadır. Hatta Rusların da “kendi ellerinde bulunan Alman atom âlimlerinin gayretiyle ergeç" atom bombası yapacakları kehanetinde bulunmaktadır. Daha sonra, Demokrat Parti iktidarının komünizmle mücadelede ikinci, üçüncü kademedekilerle uğraşıp elebaşılara ulaşmaması eleştirilmektedir. Yazıdaki şu cümle yıllar sonra bir roman kahramanı olarak ortaya çıkacak olan Selim Pusat ın düşüncelerini daha o tarihte ele vermektedir: "İki taraf çarpışacağı zaman en makûl yol askerî düşünce ile hareket etmektir."
Fakat kimdir bu Selim Pusat? O güne kadarki Türkçü neşriyatta böyle bir isme hiç rastlanmamıştır. Böyle üslup sahibi, ülke meselelerinden haberdar, yetkin bir yazarı, dergiyi çıkaranlar bugüne kadar niye tanımamışlardır? Muvazzaf veya emekli bir asker midir acaba?
İşte Selim Pusat'tan ikinci yazı da gelmiştir. 15 Haziran 1951 tarihli Orkun'un 37. sayısındaki yazı "Askerî Düşünce Siyasi Düşünce” başlığını taşımaktadır. Yazı bütünüyle askerî harekâtlarla ilgilidir. Evet, Selim Pusat bir asker olmalıdır. Muvazzaf veya emekli. Fakat mutlaka bir asker. Derginin yöneticileri bu yetkin makaleyi de ilk yazılar arasına, 5. sayfaya koymuşlardır; fakat merak içindedirler. Derginin sahibi ve neşriyat müdürü İsmet Tümtürk orta sayfaya küçük bir