ben insanların arasına karışıp onların arasında yaşayamam. benim sosyal becerilerim, güvenim, diğerlerine olan ilgim uzun zaman önce köreldi. ben hep yalnızdım ve hep yalnız kalacağım. bu kaderi kabul ediyorum.
Yalnız bir şeye dayanmak artık benim için mümkün değil: Her şeyi kafamda yalnız başıma saklayamayacağım. Söylemek, bir şeyler, birçok şeyler anlatmak istiyorum... Kime?... Şu kocaman dünyada benim kadsr yapayalnız dolaşan bir insan daha var mi acaba? Kime, ne anlatabilirim?
düşen yıldızlar gibi
batan gemiler gibi yalnızım
sisli şafaklar doğar ufkumdan
kör bıçaklar bilenir düşlerimde her gece
kirli bir güneş kahreder dalgalarımı
bir çamur yığını sıvanır yüzüme
gitgide artar yalnızlığım
sonra duyarım iliklerimde sabahın olduğunu
bir yosun parçası kımıldanır, gerinir
bittiği yerde başlar yalnızlığım
boşu boşuna konuşuyorum! aklıma gelen düşüncelerin birbiriyle bağlantısı yoktu. gırtlağımdaki sesi işitiyor ama sözcüklerin anlamını bilmiyordum. bu sesler kafamda başka seslerle karışıyordu.
uyandıktan sonra, hemen o anda kendi varlığımdan şüphe ediyor, kendi zaman ve mekânımdan habersiz oluyordum. sanki gördüğüm rüyaların hepsini kendim kurguluyor ve onların gerçek yorumlarını önceden biliyordum.