Saadet Özkan

Saadet Özkan
Sadece okuduğum kitapları paylaşıyorum Instagram @saadetozkan_
Puan vermedi
En az dört kez baştan başladım bu kitaba . İçine girmekte epey zorlandım. Ama kurguyu anlayıp hikayeye kaptırınca su gibi aktı gitti. . Her şeyden önce , son yıllarda zihnimi en çok meşgul eden kavram olan ölümle karşılaşmak biraz sarsıcıydı . Bir tarafta ölümü diğer tarafta ölümsüzlüğü arayan, kendini ölü zanneden ya da ölmek için yalvaran karakterleri okumak çok kolay değildi. Hele az da olsa işkence sahneleri…Asla , hiçbir sebeple kabul edemeyeceğim işkenceyi. Kime, niye yapıldığının önemi yok. Silinsin yeryüzünden. . “ Ben ölümlüler arasında yaşayan bir ölümsüzüm.” diye başlıyor. Tufan’ın habercisi. Bir gemi yapıp hayvanlardan birer çift dolduran Utanapişti , dünyanın devamını sağlaasa da tanrılar tarafından ölümsüzlükle cezalandırılır, eşi Lili ile birlikte! Utanapisti sayesinde insanlık tarihinin önemli olaylarını ve kişilerini hatırlarız. . Utanapisti kimi zaman Binbir Gece Masalları’ndaki Şehrazat’ın babası kimi zaman Şemsi Tebrizi olur bazen Osmanlı sarayında bir ressam ya da İstanbul’un silüetini bozan gökdelende çalışan bir işçidir. Bu topraklari sever ırmak ağzından kovulduğundan beri . Utanapişti’ nin sonsuz yolculuğu sürerken günümüz Türkiyesi’nde, devletin ve ünlü bir iş adamının maddi manevi desteğiyle süren bir çalışma vardır. . Evinin önünden kaçırılıp , Hizbullah tarafından işkenceyle öldürülüp kemikleri bir mezar evinde bulunan yazar Asvas için bir film çekilecek ve Berzah tarafından bir roman yazılacaktır.Bunların UNESCO tarafından ilan edilen 2010 Asvas Yılı’na yetişmesi gerekmektedir.Asvas ‘ın doğduğu ve yaşadığı şehirler, ailesi, okul yılları Türkiye siyasi tarihi ile birlikte bir film gibi akıyor okulun zihninde. . Utanapişti ile Asvas’ın yolları bir noktada kesişecektir elbette . Ben kitapta en çok Utanapisti’nin hikayesini sevdim . Yazarın ;
Tene Yazılan AyetlerYavuz Ekinci · Everest Yayınları · 2023145 okunma
Reklam
Endülüs
Puan vermedi
Yazın yapacağımız geziye hazırlık niyetiyle alıp İlkyaz’la (8,5) okuduk bu kitabı. Onun için biraz ağır olacağını düşündüm ama birlikte okuyup üzerine sürekli konuşunca sorun olmaktan çıkıp çok keyifli bir sürece dönüştü. . Kızım kadar ben de yeni şeyler öğrendim örneğin; ilk Müslüman kadın korsan Seyyide Hurra ‘nın hikayesi müthişti! Usturlap ,Caca Bey Medresesi , Tarık Bin Ziyad’la başlayan Endülüs tarihi… Gerçekten “ zamanda yolculuğa” çıkmak gibiydi . Bir de hikayenin merakımızı celb etmesi dışında Manolya ve Mateo’nun yaptığı yolculuğu atlaslardan takip etmek ve ilkyaz’la ilk defa duyduğu bazı kelimeler (kervan, sarnıç, makale, parşömen, papirüs…) hakkında konuşmak ikimiz için de güzel bir zaman geçirme vesilesi oldu . Tarih bölümü öğrencisi Manolya , hocasının hastalanması üzerine onun yerine sempozyum için Granada‘ya gider. Elhamra Sarayı’nda çalışan Mateo ile sarayın tünellerinde kaybolup tarihin seyrini değiştirecek bir keşifte bulunurlar. Peki tarihin akışına müdahale edilebilir mi? Zaman bir yanılsama mı yoksa ileri geri hareket edebileceğimiz bir alan mı? Geçmişte gerçekten ileri uygarlıklar var oldu mu? Cevap evetse nasıl yok oldular? . Şu kitabı çocukluğumda okusam delirirdim mutluluktan Edebiyat yönünden çocuk çok şanslı şimdiki çocuklar . Yedinci sınıftan itibaren tarihe meraklı herkese sevgiyle tavsiye eder yazarına da teşekkürlerimi sunarım . . O zaman gelsin sıradaki macera
Edebiyat & Roman
Endülüs'te Bir HaftaRana Demiriz · Genç Timaş Yayınları · 2019890 okunma
Konstantiniyye ‘de Bir Gece
Puan vermedi
Hayatımın en odaklanamadığım döneminde başladım Mahya Iblisi’ne. Hakkını tam verebildiğimden emin değilim:( Kitabın adının ve kapağının cazibesine kapılmamak mümkün değil o yüzden hemen okumak istemiştim… Hem tarihi gerçekler hem bir sürü saçmalık iç içe geçiyor kitap boyunca. Aslında sevdiğim bir dil ve üslup. Ama sanki olmamış, oturmamış bir şeyler de var. Yazarının ileride çok daha iyi romanlar yazacağına eminim. Yeni tanıdığım bir kalem olmasına rağmen sevdim. . Ömrünün 50 yılını kafeste sürdürmüş , kısacık hükümranlığında uğursuz addedilmiş, demir ökçeli, kadın düşmanı III. Osman zamanında, Konstantiniyye ‘de bir gece… . Tüm şehrin korkulu rüyası olmuş her yere korsan Mahyalar asan Mahya İblisi : ŞAKŞAKÇI OLMA ÖNÜNE GELENE KAVUK SALLAMA CARİYELİK YASAKLANSIN . Böcek Korkud yakalar bu zayıf , çelimsiz İblisi ve işler çığırından çıkar. Dalkavuk Sadık Çelebi dalkavukluğundan tiksinmiş , Böcek Korkud yakaladığı İblisi kurtarmanın derdine düşmüş, cellat Bülbül Ferhat’ın aldığı canlar hortlamış, Mesnetsiz İzzet bir rüya görmüş, padişah Osman bir çocuğu kurtarmış, bir şehir yanmış, hayali bir vakanüvis olup biteni yazarken bir cüce dile gelip gerçekleri haykırmış. . Bir sirk , bir karnaval, bir delilik… hepsi ya da hiçbiri! Tuhaf isimleri, esprili dili, benim için Konstantiniyye’siyle bir masal …İblis üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir kavram . Ama özellikle son bölümlerinde öyle derin bir vicdan muhasebesine girişiyor ki … hiç beklenmeyen bir anda… gülerken ağlar oluyor insan . Ve şimdi ben , vicdanlarımızın yaralı olduğu şu günlerde tekrar o bölümleri okumaya gidiyorum . #mahyaiblisi
Mitoloji - Fantastik
Mahya İblisiHürer Ebeoğlu · Bilgi Yayıevi · 202469 okunma
Puan vermedi
Hepimizin kafasındaki bir soruya yanıt arıyor yazar bu kitabında : “ sanat ile sanatçı, sanatçı ve eseri birbirinden ayrılabilir mi?” Benim için zor bir soru bu , bazı sanatçıların adını zikrederken hissettiğim sıkıntı ve vicdan azabı uzun yıllardır benimle. Kitaba başlamadan önce öğrencilerimle de tartıştım bu konuyu, cevaplarına hayran kaldım. Etik davranış konusunda bence bizden ileride olacaklar! . Tecavüz ya da şiddet faili , ırkçı bir sanatçının eserlerini nasıl konumlandırmalıyız? Yakın zamanda Türk bir yazarın taciz faili olduğu ortaya çıktığında kitaplarına elimi bile sürmedim mesela bir daha yağda bir ırkı “ sıkıntılı bir soy” diye nitelendiren bir yazar artık kütüphaneme giremez. Bir zamanlar çok sevdiğim Michael jackson’ın suçsuzluğu kanıtlansa üstümden bir yük kalkacak adeta. Bir de okurken Nazi yanlısı Kunt Humsen ‘ ın Açlık kitabını yazarın kapısına bırakarak protesto eden küçük kızla ilgili anı geldi aklıma … . Yazar , kendi hayatı ve hissettikleri üzerinden gidiyor. Asla genelleme yapmıyor, kesin bir sonuca da varmıyor. Ben de herkesin kişisel tavrı olabileceğinden yanayım ama aklıma çalışmalarına karşıyım. “O dönem öyleydi ,geçmişi buna yol açtı“ gibi . Çünkü yazarın ısrarla vurguladığı gibi “ canavarlar” deha perdesinin ardına saklanmış erkekler hep. Picasso , Polanski , Woddy Allen… . Peki kendi yaşamına son veren ya da çocuklarını terk eden anneler ? Onlar da canavar mı? Karanlık Kız ‘da da aynı ürpertiyi yaşamıştım. Belli ki yazar da bu konu da tereddütlü. . Sohbet havasında , deneme anı karışımı , samimi bir kitap. Ben Lolita ‘yı ele aldığı Nobokov , Raymend Carver ve Polanski bölümlerini daha sevdim
CanavarClaire Dederer · Medusa Yayınları · 2024187 okunma
İstanbul ve Edebiyat
Puan vermedi
Yazarını kıskandığım kitaplar serimin üst sıralarına koyuyorum bu kitabı birçok nedeni var elbette. . Birincisi Beyoğlu , daha doğrusu İstiklal Caddesi ve çevresi İstanbul’da kendimi en evimde hissettiğim yer. Özellikle pek kimseyi tanımadığım, alışmaya çalıştığım zamanlarda… . Tabi benim Beyoğlu’m (Taksim’i kullanmayı daha çok severim) biraz daha farklı. O zaman Gezi Parkının ve evlendirme dairesinin önünde otobüs durakları vardı, meydan trafiğe açıktı. Uçsuz bucaksız beton denizine dönüşmemişti henüz. İstiklal Kitabevi (vitrininde bir kadının kitap okuduğu günü hala hatırlarım), Robinson ,Denizler Kitabevleri… Fonda Waltz Of The Butterfly …Mihrimah Cafe …Marko Paşa… . Neyse kitaba döneyim . Yazar okuduğu, yaşadığı Beyoğlu’nu, daha doğrusu boylu boyunca istiklal Caddesi’ni Tünel yönüne doğru önce sağdan sonra soldan giderek anlatıyor. . Tarihi bilgiler var ama yine de yoğun olarak aramamanızı öneririm . Sırrı isminde , “Edebî” ; Sait Faik’ten Halit Ziya’ya, büyük büyük dedesi Recaizade‘den Yahya Kemal’e, Aylak Adam’dan Fatih Harbiye‘nin Nermin’ine… Behlül , ilk beyaz gelinliği giyen Naime Sultan’ın terzisi Botter , şapkacı Cordelia , camdan gelene geçene seslenen kadın hakları savunucusu Nezihe Muhittin, Saray fotoğrafçısı Abdullah kardeşler… Kimler girip çıkıyor sahneye tahmin edemezsiniz kitap boyunca . Peki Saint Antuan ‘nın yerinde olan Concordi a‘ yı hatırlayan, duyan var mı? Bon Marche ‘den alışveriş yapan Bihter’in kimler hayal edebilir şimdi? Tepebaşı Bahçesinde Abdülhak Hamit ‘i … . Benim için dinlemeye doyamadigim bir masal Beyoğlu … Umur Talu da şahane bir anlatıcı Kaynakçası başlı başına bir zenginlik… . Su gibi akıp giden bu kitabı hemen okumanızı öneririm .Çok keyifli ,garip bir kalbe işliyor Bilmediğim tanımadığım zamanları özledim okurken
Edebiyat & Roman
Edebi ve Edepsiz Beyoğlu Bohem Bir RehberUmur Talu · Literatür Yayıncılık · 202531 okunma
Reklam