venus

venus
@sadplottwist
Beni en çok yıkan paragraf şuydu:
Başını kaldırıp o kocaman yüze baktı. O siyah bıyığın ardına gizlenen gülümseyişin anlamını kavraması kırk yılını almıştı. Ah, o acımasız, boş aldanışlar! Ah, o sevecen kucaktan dik kafalı, bile isteye kaçışlar! Yanaklarından cin kokulu iki damla gözyaşı süzüldü. Ama artık her şey yoluna girmişti, mücadele sona ermişti. Sonunda kendine karşı zafere ulaşmıştı. Büyük Birader’i çok seviyordu.
Sayfa 320·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Şu dünyamız ne tuhaf!" diye düşünüyordum, üzerinden üç gün geçtikten sonra Neva Bulvarı'nda yürürken aklıma gelen bu iki olayı anımsadığımda. "Yazgımız bize ne garip, ne akıl almaz oyunlar oynuyor! İstediğimiz bir şeyi günün birinde elde edebiliyor muyuz? Bütün gücümüzle çabaladığınız şeylere ulaşabiliyor muyuz? Her şey tam tersi oluyor. Yazgı kimine muhteşem atlar veriyor, o ise güzelim atların farkında bile olmadan onları kızağa koşuyor, o sırada at için yüreği yanıp tutuşan bir başkası ise sadece diliyle damağını şakırdatarak yanından dörtnala geçmelerinden memnun yayan gidiyor. Birinin mükemmel aşçısı vardır, ama maalesef, ağzı o kadar küçüktür ki, asla iki lokma birden atamaz, diğerinin ise Genelkurmay'ın ana kapısı gibi kocaman ağzı vardır ama, heyhat, patatesten oluşan Alman öğünüyle yetinmek zorundadır. Yazgımız bize ne garip oyunlar oynuyor!"
Sayfa 49·Kitabı okudu
(Ne oldu? Yapmayı unuttuğu birşeyi mi anımsadı birden? Ya da yeryüzünde tek gerçek değerin kendisine verilmiş bu olağanüstü yaşam armağanını korumak, her şeye karşın sağ kalmak, direnmek olduğunu mu anladı giderayak? Yoksa bilinçsiz canı etin ölüme kendiliğinden bir tepkisi miydi bu?)
Sayfa 128·Kitabı okudu