Uyumadım. Pişman da olmadım. Kendimden bile. Ben gerçektim. Dünyanın en gerçek adamı! Bana ait bir gezegen bulana kadar insanlara ve kendime zarar vermeye devam edeceğim... Biliyorum beni linç edecekler. Beni bütün dünya öldürecek. En derinde benim cesedim olacak ancak bedenimi toprak bile kusacak... Aranizdayım her gece. Dolaşıyorum sokaklarda, sol elimde Şam'dan taşıyıp geldiğim yakutlu hançerimle...
Selim Işık tek ve Türk. Ve duygulu amansız.
Sabırsız ve olumsuz, yaşantısında cansız
Sanılırdı; gerçekti, hayır gerçek değildi.
Tutunamayanların tarihine eğildi.
Kelime ve yalnızlık hayatın tadı tuzu
Kucaklamak isterdi ölümü ve sonsuzu.
Selim güldü: "Bu biraz daha iyi oldu.Yalnız kendi kendini yerken, bunu sen bile bilemeyeceksin, kendine bile söylemekten korkacaksın.Bir gölge gibi kapının altından süzüleceksin. Duvarda karafatmalar; gerçek karafatmalar değil tabii.Daha kapıdan girerken hiçbir şeyin yoktu; oysa dereceyi koyuyorsun: 39 ateş..."