"Somerset Maugham'ın muazzam bir yorumu var.
Diyor ki, "Bütün ömrümce dünyanın mânâsını aradım, niye bu âleme geldiğimi bilmek istedim ve bunu bir İran halısında buldum. Dünyanın en çirkin ve en güzel renkleri öyle kaynaşmış ki ortaya bir şâhaser cıkmış."
Nitekim konuşması bir heyecan fırtınası estirecek, üstelik inanç ve bilgileri halkın kafasına ve gönlüne yerleşenlerle aynı olduğu için, bu konuşma tarzının şahaser örneklerinden biri olacaktı.
Dünyadaki herkesin bir çeşit karışık kaseti,hayatlarını tanımlayan şarkılardan oluşan eşsiz bir albümü vardır.Yaşanan her anı bir şarkıdır ve hepsi bir araya geldiğinde ortaya bir şahaser çıkar.
“Kabul ediyorum, dünya dediğin garip bir terazidir.
Kimi zaman bir yanı ağır basar, kimi zaman öbürü.
Ama şunu da unutma; Hangi kalbin gerçekten günahla, hangisinin masumiyetle dolduğunu biz bilemeyiz.
Mahşer Günü geldiğinde, o büyük defterde yazılı olacak hepsi.
O güne kadar kimseyi yargılayamam ...
“Değişmez düşüncelerle iyileşmez hastalıkların kemirici ısrarı vardır.
Bir ruha girmeye görsünler, yiyip bitirirler onu, ne düşünmeye zaman bırakırlar ne de herhangi bir şeyden zevk almaya...
Sakın böyle bir karanlığa teslim olma! Çünkü sen kötü bir baba değildin.
Hele yalancı biri hiç olmadın."