Gogol'un "Rusçada şimdiye kadar bu kadar kusursuz, bu kadar güzel bir düzyazı yazılmadı." sözleriyle bahsettiği, Rus edebiyatının ilk psikolojik romanı olan "Zamanımızın Bir Kahramanı". Zamanımızın Bir Kahramanı yazdığına bakmamak lazım, çünkü O sadece o zamanın değil, tüm zamanların kahramanı. Çünkü her çağ kendi içinde ister istemez O'nu yaratıyor.
Kitap Kafkas dağlarında yolculuğa çıkmış gezgin bir adamın, yaşlı bir yüzbaşı olan Maksim Maksimiç ile tanışmasıyla başlıyor.
Yolculuk esnasında Yüzbaşı bir subayın bir çerkez kızını nasıl kaçırdığını anlatmaya başlar. Bu subay Babalar ve Oğullar kitabında karşımıza çıkacak olan anti-kahraman Bazarov'un öncüsü olan ve bana biraz da Savaş ve Barış (2 Cilt Takım) kitabındaki Dolohov'u anımsatan Peçorin'dir. Peçorin'i genel olarak tanıtmak gerekirse; gençliğinde her türlü zevki tadıp sıkılmış, bu yüzden aşk, arkadaşlık gibi saf duyguların peşinde koşan, bunlara ulaştığında da onları küçümseyen, duygularının derinliği olmayan, başkalarının duygularına önem vermeyen ve hatta küçümseyen, üstüne asla sorumluluk almayan, ne istediğini kendisi bile bilmeyen, oradan oraya savrulan bir gençtir. Ama öte yandan hitabet yeteneğiyle çevresindeki insanları kolayca etkileyebilen, özellikle kadınlar için çok çekici olan ve derin gözlem yeteneğiyle tabiri caizse tam bir insan sarrafı gibi insanların duygularını kolayca anlayıp, tamamen bilerek ve isteyerek onların duygularını manipüle edip sinir krizine sokan ve bunu niçin yaptığını bile bilmeyen biridir. Yine de tüm bu kötü özelliklerine karşın ona tam anlamıyla kızamayız. Çünkü Prenses Meri ile bir konuşmasında itiraf niteliğinde bir tiradı var ki dillere destan. Ama böylesi bir duygusal kendini açıklamadan sonra bile karşısındaki insanı etkileyebildiği, tabiri caizse damarından girebildiği için zafer kazanmışçasına