Çoğu zaman kendimizi güçlü göstermenin yollarını arıyoruz. Başımıza ne gelirse gelsin dik duruşumuzu kaybetmemeye çalışıyoruz. İnsanın doğasında var bu özellik. Çağlar boyunca güçlünün güçsüze hükmettiği, hatta yok ettiği bir evrim sürecinin inşasıyız. Bu nedenle her koşulda güçlü kalmayı deniyoruz. Kimi zaman zor olsa da... Pes etmemek, hem kendimize olan inancımızı artırıyor hem de bizi yıldıran nedenleri psikolojik de olsa ezip geçmemizi sağlıyor. Kazanmak kadar kaybetmenin de doğal olduğunu varsayarsak bunu çok fazla önemsememiz gerektiğine ikna olabiliriz belki de.
Değişim korkundaki etken madde, belirsizliklerdir. Belirsizlikler bir insana bağlı ise, o zaman konuşmalısın ya da onu gözden çıkarmalısın. Ama belirsizlik bir bilgiye bağlı ise, yani bilmediğin bir şeye, o zaman cahilsin veya tembelsin. Bir zahmet öğren, en kötü ihtimal ile ne olabilir. Korkunu etiketlendir. Onu doğur. Ona bir isim ver.
Unutma ki hayat, daire çizip kendine gelmendir. Kimileri buna kişisel gelişim der, kimileri ise olgunlaşmak. Ama kendinden çıkarsın yola, varacağın yer de sensin. Başkasına varanlar asla mutlu olmaz.