İnsanları en memnun edecek şey sinirlerinin zayıfladığını görmektir. Sakın düşmanın seni duymasına izin verme.
Sayfa 66·Kitabı okuyor
Umudunu yitirme sakın. Neşeli ol. Yakında bunlar bitecek…
Reklam
Zaman "zaman, alaycıların, din düşmanlarının gurur dolu sözlerini duyduğum oldu: Tanrı en sevgili, en pak kulunu iblisin eğlencesi etmeye nasıl kıymış, onu evlatlarından edip vücudunu irinli yaralarla ne diye sardırmış! Bunlar öyle yaralarmış ki, adam içindeki irini bir çömlek parçasıyla kazıyarak temizlermiş... Bütün bunlar sadece şeytana, “Bir azizin, uğrumda nelere katlanacağını gör!” diye gösteriş yapmak uğrumda nelere katlanacağını gör!” diye gösteriş yapmak için miymiş... Oysa amaç, ölümlü dünyayı bir an ölümsüz gerçekle karşı karşıya getirmektir. Ulu Tanrı dünyayı yarattığı günlerde, her günün sonunda, “Yarattığın her şey iyidir,” diye övündüğü gibi Eyüp'le de gururlanmaktadır. Tanrıya övgüleri duyuran Eyüp de yalnız Yaradana değil, bütün insanlığa sonsuzluğa kadar hizmet etmektedir. Zaten dünyaya gelişinin nedeni budur: Tanrım, bu ne kitap, içinde ne yüce örnekler var! Kutsal tarih gerçekten büyük, insanlara mucizevi güçler veren bir eserdir! Sanki bütün dünyayı, insanları ve insan tabiatını temsil eder, içinde her şey gösterilmiş, adlandırılmış, sonsuzluğa dek kararlaştırılmıştır. Bundan brasscha nice çözümlenmiş, açıklanmış sır da var içinde!.. Yıllar sonra Tanrı, Eyüp'ü tekrar kalkındırır, servetini yeniden bağışlar. Bir zaman sonra da ona yeni çocuklar verir. Hey Ulu Tanrım! İnsan düşünürse, kaybolan, yokluğunu çektiği evlatların yerine yenilerini sevmek kolay mıydı acaba?.. Ne kadar sevse de öbürlerini hatırladıkça tam anlamıyla mutlu olabilir miydi? Olabilirdi, mümkündü bu. Büyük tabiatın o sırlı eli eski bir acıyı yavaş yavaş onarıp sakin, içli bir sevinç haline getiriyor, coşkun delikanlılığı durulmuş, huzurlu ihtiyarlığa döndürüyor. Her sabah güneşin doğuşunu kutsarken kalbim eski günlerdeki gibi övgülerle dolu. Ama günbatımının o upuzun, çapraz
Sayfa 389·Kitabı okudu
O sizin aileniz. Aile önemlidir. Ailenizle aranızda örülen bağlar zorluklarla dokunur ama bu durum hepinizi güçlendirir, herkesi güvende tutar, birbirinize ait olduğunuzu hissettirir. O bağları koparmayın sakın.
Sayfa 76·Kitabı okudu
— Belki de öyle, diye gülümsedi Alyoşa. Şimdi benimle alay etmiyorsun ya ağabey? — Ben mi? Yo, üç aydır beni böyle bir bekleyişle izleyen küçük kardeşimi üzmek istemem. Bak yüzüme Alyoşa: Ben de tıpkı senin gibi bir çocuğum, yalnız rahip adayı değilim, o kadar. Rus delikanlılarının daha doğrusu onlardan bazılarının yaptığı ne? Şu oturduğumuz pis, havalı aşçı dükkânlarında buluşup, bir köşeye toplanırlar. Hayatlarının bu anına dek birbirlerini tanımadıkları, bu meyhaneden ayrıldıktan sonra da kırk yıl gene birbirlerini tanımayacakları halde şu anda şu meyhanede bulundukları bu kısa müddette ne konuşur, neye kafa yorarlar? Tartıştıkları sorunlar hep en önemlileridir: Tanrının varlığı, ölümsüzlüğün olup olmadığı... Tanrıya inanmayanlar sosyalizmden, anarşizmden; insanlığın yeni kalıplara sokulmasından dem vururlar. Evirir çevirir aynı konuları didikler, zaman zaman da karşı sorunları ele alırlar. En soylu gençlerin çoğunun, hem pek çoğunun ilgilendikleri konular bunlar değil mi? Alyoşa, hep o sakin, araştıran gülümsemeyle kardeşine bakarak, — Evet, dedi, gerçek Rusları ilgilendiren başlıca konular, Tanrının ve ölümsüzlüğün var olup olmadığı, bir de demin söylediğin gibi bunların karşıtı olan sorunlardır; böyle olması gerekir zaten. — Bak Alyoşa, Rus olmak her zaman pek akıllıca bir iş olmasa gerek, öte yandan bugünkü Rus gençliğinin uğraştığı konular kadar aptalca bir şey de düşünülemez. Ama ben gene de Alyoşa adında bir Rus çocuğunu pek severim! Alyoşa güldü. Karamazov Kardeşler — Ne de güzel bağladın! — Peki söyle, nereden başlayacağız, emret. Tanrıdan mı? — Nereden istersen oradan başla. İstersen “karşıt sorunu”nu al. Dün babamdayken Tanrı yoktur dedin ya. Alyoşa, kardeşini dikkatli bir bakışla süzdü. — Dün ihtiyarda yemekteyken sana mahsus takılıyordum, gözlerinin
Sayfa 310·Kitabı okudu
Sizi gidi namussuzlar!
- Bize "namussuz" demiş. - Sakın sen "namussuz" lafına mı küstün? - Hele bak, ben sen miyim ki namussuz lafına sevineyim? - Bu söz sizin merhabanız değil mi namussuzlar?
Sayfa 60·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam