Sadece oykuyun!
Alıntı:
Yanına gittim, masada büyük bir harita duruyordu. Detaylı çizimler yapılmış, notlar alınmıştı.
Tüysüz Hayri:
- Vay kardeşim vay! Anlat bakalım bu nedir?
Canavar:
- Bu bir savaş planı, bizi yendiler, yaktılar, dövdüler, elektrik verdiler. Osman Ağa yaptırdı, komutan, muhtar hepsi kötü, hepsi zalim.
Diye bağırıp ağlamaya başladı.
Tüysüz Hayri:
- Onlar kim, ne oldu? sakin ol tane tane anlat, söz veriyorum sana yardım edeceğiz.
Omuzlarından tutup, gözlerine baktım, sarılıp, sırtını sıvazladım. Bir müddet ağladıktan sonra sakinleştirdim.
Tüysüz Hayri:
- Hadi gel otur yanıma herşeyi en başından anlat. Ne olduğunu bilelim ki ona göre plan yapalım. Zaten sen de plan yapmışsın.
Canavar yanıma oturup bir müddet sessiz kaldıktan sonra resmen dili çözülmüştü ve gayet muntazam bir şekilde anlatmaya başladı.
Canavar:
- Benim adım Kemal, büyük bir zulmün içindeydim, sadece ben değil bu zulme baş kaldıran köyümdeki bütün gençler de bundan nasibini aldı. Tek suçumuz ise zulme baş kaldırmaktı. Cumhuriyetin demokrasiyle anılan dönemlerinden biri olan 1963-1970’ler köylülerin, emekçilerin, devrimci gençlerin ekonomik ve demokratik haklarını kazanmak, korumak ve geliştirmek için örgütlü/örgütsüz mücadelesine sahne oldu. Bir yanda uçsuz bucaksız toprağa sahip olan Ege ve Doğu Anadolu’daki toprak ağaları, diğer tarafta ise bir avuç toprak için yanıp tutuşan topraksız çiftçiler vardı. Uçurum büyüktü. Bu derin uçurum 1960’larda kıvılcıma dönüşüp ateş aldı. Köylüler hakları olan toprakları geri alarak hükümetlerin gerçekleştiremediği toprak reformunu gerçekleştirmek için saygıdeğer bir mücadeleye başladılar. Yaptıkları işgal değildi. Zira bu topraklar kendilerine hak olarak intikal eden ancak bazılarının iktidar, vali ve jandarma desteğiyle ellerinden aldığı