5/10
·110 syf.··
2026 12. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 22:17
Yabancı Kişiler Celeste: lokanta sahibi Emmanuel: Bayan Meursault:Annesi Thomas Perez: Annenin arkadaşı Marie Cardona: sekreter Emmanuel: sevkiyat çalışanı Salamano: komşusu Raymond Sintes: komşusu Masson: Raymon’un arkadaşı Yazarın okumuş olduğum ilk kitabı ve kısa bir sürede bitirip de kitabı kapattıktan sonra “ben ne okudum” yorumunda bulundum kendi benliğimde. Bu denli duygudan yoksun bir roman karakteriyle tanışmamıştım. Oblomow’dan sonra gıcık olduğum ilk karakter oldu. Bütün tezler bu karakterle çürüyebilir inancındayım. Karakteri düşünürken aklıma yazar geldi. Kendisinin sağlık sorunlarıyla uğraştığını ve kötü bir evlilik yaptığını biliyorum. Acaba bu karakter o zamanlarının ürünü müdür diye kendime sormadan edemedim. ****** Yazarın bir felsefesi var ki bu; Absürdizm (Saçmacılık), insanın doğuştan gelen anlam arayışı ile evrenin tamamen anlamsız, kaotik ve sessiz yapısı arasındaki çatışmaya odaklanan felsefi akımdır. Fransız filozof Albert Camus ile özdeşleşen bu akıma göre, hayatın objektif bir amacı yoktur; kişi bu anlamsızlığı kabul edip ona başkaldırarak yaşamını yaşamalıdır.  Özetle: Dünya saçmadır, hayatın anlamı yoktur; ancak bu anlamsızlığı bilerek, onu kucaklayarak ve neşeyle yaşayarak insan özgürleşebilir. ***** Romanın adı yabancı çünkü yaşama, dine ve duygulara yabancı olan bir adamı anlatıyor. Olay örgüsü oldukça basit ilerliyor. “Bugün Anne öldü.” Cümlesiyle başlıyor. Benim ifade eden iyelik ekini asla kullanmıyor. Dünyaya karşı bir aidiyetlikten korkarcasına annem yerine anne demeyi sürdürüyor. Meursault annesinin yaşlanmasıyla onun için gayet makul bir sebepten(bakıcı parası olmadığı için) annesini bakımevine yatırıyor. Ve bir gün ölüm haberini alıp patronundan izin istiyor. Ve “benim suçum değildi” sözlerini sarfedip cenazeye gidiyor. Ancak
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
“Yabancı” yabancı değil.
Puan vermedi·112 syf.··
2025 27. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 11:53
Yaklaşık olarak 15 yıl aradan sonra ikinci kez okudum Yabancı’yı. Kitabın hangi karakteri daha çok yabancı bilemedim. Annesinin ölümünü bile kayıtsızlıkla karşılayan, tüm duyguları elinin tersiyle itmiş Meursault mu yabancı? Kendi duygularından çok karşısındaki erkeğin duygusuna hapsolmuş, mütemadiyen sevgi dilenen Marie mi yabancı? Köpeğiyle sıra dışı bir ilişkisi olan, hayatta köpeğinden başka kimsesi olmayan zavallı Salamano mu yabancı? Meursault’un ‘tuhaf’ tüm davranışlarının kaynağında yatan anne mi yabancı? Kitapta adıyla bile anılmayan Arap mı yabancı?  Insanların kendisi hakkında ne dediği ile kafayı bozmuş, Meursault’un dostluğuna muhtaç Raymond mu yabancı? Meursault bence şöyle hissediyor; bir şey hissetmek zorunda değilim, hissettim diyelim bunu dile getirmek, göstermek zorunda değilim. O, tüm duyguların anlamsızlığından kaynaklı tepkisizleşmeye neden olan yabancılaşma yaşamış bir yabancıdır. Derin bir ikilem içindedir hissettiği gibi durunca topluma yabancı olur, toplum gibi hissederse kendine yabancı olur. Aslında hepimiz gibi… yani ‘Yabancı’ yabancı değil. 
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
YABANCI (TOPLUMA YABANCI!!!)
Puan vermedi·110 syf.··
2024 40. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2024 22:33
YABANCI Roman boyunca Annesine "Anne" deyip, romanda birkaç kez geçen babasına "babam" dedirtmesi, Nobel ödüllü yazar Camus bu çelişkiyle ne anlatmak istemiş olduğunu bir türlü çözemedim. Okuduğum incelemelerde sürekli topluma yabancı olarak lanse edilen karakter, Bay Meursalut, sanıldığı kadar yabancı olmayabilir. en azından kendini doğrudan ilgilendirmeyen konular için... Roman annesinin ölüm haberini alan Meursalut, olaya karşı sevgisiz, itici tavırlarıyla başlıyor. Açıkçası annesi çok seven okur olan ben baya zorladım bu tavırlar karşısında (Yorum) hatta romanı yarıda bıraktım ilk okumamda . Anneyi toprağa verdikten birkaç gün sonra güzeller güzeli olan sevgilisi, Marie'yla , hiçbir şey olmamış gibi eğlenmesi, sevişmesi, hayata devam etmesi bu karaktere olan 'yabancılığımı' iyice artırdı. bu definden sonra kitabın ilerleyen bölümlerinde Meursalut'un günlük yaşamına tanıklık ediyoruz. Yaşadığı binanın kapıcısı (Salamano), karşı komşusu(Raymond) ve sürekli gittiği lokanta sahibi(Celeste) tanıyoruz onlarla olan ilişkilerinde, annesine olan ilişki ve sevgisinden farklı bir tutum görüyoruz. Aslında kitaptaki en önemli olay, karşı komşusunun yüzünden karıştığı kavga ve sonucunda bir insanı(Arap) öldürmesidir. Benim açımdan olayın önemli olması şudur: kitabın son bölümlerine doğru inanılmaz çıkarımlarda bulunmasıdır. Kitap benim nezdimde önemli olması hayata dair felsefi çıkarımlarıdır. Kitabın ikinci bölümden yapılan bütün sorgulamalar, tanıklıklar, savunmalar hatta ceza bana hayatla ilgili önemli sorgular yapmama vesile oldu.
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Spoiler içerir.
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2024 13:46
Hayatın ağırlığı altında, zamanla tutunma gücünü yitiren, anlam arayışından vazgeçen birinin iç dünyasını yansıtan biri..Yabancı'yı okurken, belki de bu kadar güçlü bir bağlantı kurmuş olmamın nedeni, benimde o kayıtsızlık döngüsünü bir şekilde deneyimlemiş olmam. Meursault’un Duygu Durumu Meursault, kitabın başından sonuna kadar duygusal olarak ‘nötr’ gibi görünür. Annesinin ölümüne, sevgilisi Marie'nin aşkına ya da işine karşı çok büyük bir duygu göstermez. Ancak bu durum, onun duygusuz biri olduğu anlamına gelmez. Daha çok, Meursault hayata ve olaylara alışılmış kalıplarla değil, kendi bakış açısıyla bakar. Çoğu kişi için önemli olan şeyler—sevgi, bağlılık, hırs gibi duygular—onun için bir anlam ifade etmez. Bu, hayata bakışının "absürt" felsefesiyle şekillendiğini gösterir: Hayatın anlamı yoksa, her şey aynı derecede anlamsızdır. Fakat onun bu durumu, kendini tam anlamıyla bir duygusuzluk olarak ifade etmez. Meursault, küçük anların tadını çıkarır: deniz, güneş, sıcak kumlar, Marie'nin varlığı gibi. Ancak bu anlar, toplumsal beklentilerden bağımsızdır. Bu da onun “farklı” bir insan olarak görülmesine sebep olur. Toplumun Meursault’yu Daha Suçlu Bulması Meursault’nun annesinin ölümüne kayıtsız kalması, toplumun onu yargılamasında çok önemli bir noktadır. Toplum, insanların belli durumlarda belli duyguları göstermesini bekler. Cenazede ağlamayan birinin “duygusuz” olduğunu düşünür ve bu, o kişinin diğer eylemlerini de doğrudan etkiler. Meursault’nun cinayet işlediği için değil, toplumun normlarına uymadığı için daha çok suçlu bulunması, toplumun yargılamalarının ne kadar yüzeysel ve katı olduğunu gösterir. Aslında Camus burada toplumun birey üzerindeki baskısını eleştirir. İnsanların hislerini ya da hissetmemelerini bile "normal" kalıplar içine sokmaya çalışan bir
1000Kitap
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
benim için bir anlam ifade etmiyor (spoiler!)
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Meursault'un kitap içinde ki çoğu sahnede kendisinin insanlara karşı yabancı olduğu çok aşikar. İnsanlar bir fikir danışacakları zaman Meursault'un ağzının içine bakıyorlar. Raymond, Celeste, Marie gibi karakterlerde bunu görüyoruz. Mesela Raymond eski kız arkadaşından intikam almak istediğinde, yaşlı Salamano'nun köpeği kaybolduğu zaman ne yapacağını bilememesi ve Meursault'a danışmanları bunlara örnek. Ama Meursault insanlarla konuşmayı seven biri değil. Her konuşmada içten içe sıkılan biri. İnsan ilişkilerinde olsa da olur olmasa da olur mantığında ilerleyen birisi. İlişkilere önem vermeyen birisi. Yine en bariz örnek olarak Marie evlilik teklifi ettiğinde ona fark etmediğini, isterse evlenebileceklerini söylemesi ilişkileri önemsemediğinin kanıtı. Meursault için sadece yaşam anlamsız değil. İnsanlar, ilişkiler, olaylar, ölümler ve dahası da anlamsız. Bu anlamsızlık karşısında bir insanda bulunan en büyük özelliği göz ardı ediyor. Duyguyu... Her şeye karşı bir tepkisizliği bulunuyor. Annesinin ölümüne, sahilde bir Arap'ı öldürürken, işlediği suçun sonucu olarak idama karar verildiği zaman hepsinde tepkisizdi. Sanki hayata karşı bir tepki göstermek için tepkisiz davranıyordu. Ölmek onun için hiçbir şey ifade etmiyor. Ha şimdi ölmüş ha sonra. Meursault belki de şuana kadar okuduğum kitaplarda en korkunç karakter. Çünkü her insanda az bile bulunan duygular Meursault için hiç ama hiç bulunmuyor. Albert Camus'nün ünlü romanı "Yabancı" için çok fazla bekledim. Beklediğimin karşılığını gayette aldım. Roman yalın, açık ve anlaşılır bir şekilde yazılmış. Ama bazı okurlar Yabancı romanını çok yersiz abarttığını gördüm. Okumadan önce bu tür yorumlarla beni heyecanlandırmıştı. Büyük beklenti içine girmiştim. Yine de benim icin dört dörtlük bir roman oldu. Eksiksiz ve özgün bir
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Yorumum.
Puan vermedi·112 syf.··
2023 1. kitabı
kitapta ilgimi çeken ilk bölüm, salamano'nun köpeğine olan acıması tavrına rağmen köpeğin o adama sadık kalışı oldu. bunun okurken bir köpeğe ne kadar benzediğimizi fark ettim. birbirimize her seferinde zarar verir, sonrasında unutur ve tekrar o kişiden bir zarar geldiğinde şaşkınlık içinde kalırız. ne garip ama, oysa ki gördüğümüz muamele hep aynıdır fakat beyin her seferinde unutup her seferinde aynı tepkiyi verir. kalp ise alışmış ve tabirimce 'köpek'leşmiştir. alışkanlık işte böyledir. kötü türden alışkanlık yalnızca elimde bulundurduğum sigara, şişelerce içtiğim alkol değildir. köpek ve sahibi birbirine öyle alışmıştır ki bunca kötü muameleyi görmezden gelir, o hayatı bir şekilde zorunda olmasa da kabuller. köpek kaybolur, insan pişmanlık duyar. işte, hiçbir şey kaybedilmeden anlaşılmaz. insan böyledir, öyle şımarık bir varlıktır ki her şeyi ister. kaybedince ise elindekinin değerini -artık elinde olmayanın- çok iyi anlar. işte bu noktada hepimiz salamano'ya benziyoruz. meursault'a gelecek olursam; çevresinde yaşanan her şeye öyle kayıtsız kalmış ki insanlar sonunda onu duygusuz bir et parçası ilan etmiş. toplumdan tam da bu noktada yabancılaşmış. kendimi bu kitapta herkesin yerine koydum çünkü hepsine öylesine benziyorum ki... her şeyin pişmanlığını yaşıyorum. insanlar alıştığı alafranga düzene göre hepimizi yargılamış, yabancılaştırmış. şimdi ise suçlarlar, insanlar... beni. belki de yanlıştı ama bana göre doğruydu. annesi öldüğünde ağlamayışı öyle hoşuma gitti, öyle haz verdi ki suçlu hissettim. onca tanımadığı insan birkaç senedir tanıdığı kadın için ağlarken, meursault onu doğuran kadın için tek bir göz yaşı dökmedi. kendimi meursault'un yerine koyunca insanlar çok aptal geldi. anne öyle mutluydu ki, meursault da ağlama gereği duymadı. ne de olsa annenin
Felsefe
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma