İşte o muhteşem dizeler
Şu yalnızlık çıkmazında önümde niye sen varsın Niye her şey bir anda kayıyor sen kayıyorsun Kalbim niçin bu kadar yabancı sen niye yoksun Bir sam yüklü geceleri içimden atamıyorum Niye bunları bir anda unutamıyorum Hadi tut elimden gök gibi ölü kadar yalnızım.
Sayfa 61·Kitabı okuyor
Alıntı
Necâtî'ye Nazîre
Ateş-i gamda kebâb oldı ciger döne döne Göklere çıkdı duhânumla şerer döne döne Cân firâkuñla fetîl oldı göñül hânesine Ten hayâlüñle fenâr oldı yanar döne döne Hâk-i pâyuña yüzin sürmek içün şems ü kamer Ser-i kûyuña gelür şâm u seher döne döne Kaşuña beñzemek içün senüñ ey Zühre-cebîn Kendüzin tutdı hilâl itdi kamer döne döne Cân cân-bâzını gör la˘lüñe irişmek içün Rîsmân-ı ser-i zülfüñden iner döne döne Düşeli şevki hayâl-i lebinüñ Mihrî dile Âteş-i gamda kebâb oldı ciger döne döne
Sayfa 16 - AYYILDIZ YAYINLARI, 1994 ~Mihri Hatun·Kitabı okuyor
Reklam
Trenlerimizi odunla işleriyorduk. Hatta Filistin zeytinlerini bile lokomotif ocaklarında yaktığımız olmuştur. Suriyeliler kağıt ve altının bir olduğu emrini kabul ettilerse de, odun ve her türlü ordu müteahhitliğinden vazgeçip bir kenara çekildiler. Demiryolu servisi durmak üzere idi. 0 zamanlar odun işlerini idare eden Şam yalısı Tahsin Bey, daha iyi hatırlayabilir, fakat galiba az bir müddet sonra kağıt para ile şu kadar, altın para ile bu kadarı diye bir odun fiyatı koymaya ve kendi imzamızla kağıtla altın arasındaki farkı ilân etmeye mecbur kalmıştık. Hele çöl bedevilerinin altın ve kıymetli taştan başka dinleri yoktu. Sınır boylarındaki şeyhlerin göğsünde İngiliz ve Alman nişanları yanyana idi. Şeyh size kim olduğunuzu sorar, İngiliz misiniz? - Yaşa İngiliz! - Türk müsünüz? - Yaşa Türk! Siz vereceğiniz nişan veya altını hesap ediniz. O dakikada beklediğiniz iş yapılmıştır. İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan Bedeviler, dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp ingilizlere satarlardı. Harb cephelerinin ta ortalarında saklanarak, kaçan tarafın ganimetlerini yenmiş olanlardan daha önce toplamak için hayatlarını tehlikeye atanlar az değildi. Büyük bozgundan sonra Şam istasyonunda bırakmaya mecbur olduğumuz en son vagonun bile içi mecidiye dolu idi.
Sayfa 86 - Pozitif Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Uhrevî Âlemin Süleyman mührünü taşıyan bu yollar. O mührü Mekke ve Medine'den alıp Kudüs'e, Şam'a, Bağdat'a, Konya'ya, Diyarbekir'e, Bursa'ya, İstanbul'a varmaya giden bu yollar..
Sayfa 92 - Diriliş yayınları 11.Baskı
Alıntı
○ böyle sõyleyince bu dairenin bana neyi hatırlattığını anımsadım: Bir realite șovun arka planını. Burası nötr bir alandı ve Sam karşısındaki ona ne tür bir rol biçmek istiyorsa ○ role girebilecek biriydi. Onun tipiydim ve işini görüyordum. Bu iliskide insanin içini karartan bir hesap kitap vardı ve her nedense Angus'un tarif ettiği o yıldırım aşkından çok daha rahatsız ediciydi.
Sayfa 78·Kitabı okuyor
“İlla kötü bir ruh ya da şeytani varlıklar olması gerekmiyor. İnsanoğlu da en az onlar kadar yoldan çıkmış.
Reklam
Reklam