Sana bir masal anlatayım mı baba ?
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken , pireler berber iken, ben nenemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken... uzak mı uzak diyarlarda bir yaramaz kız çocuğu yaşarmış. Annesinden nazik olmayı, abisinden savaşçı olmayı, babasından da olduğu haliyle ne kadar sevilmeye değer olduğunu öğrenirmiş. Başka babalar kız çocuklarına otur , sus , konuşma, sen kızsın yapamazsın derken onun babası onu hep yüreklendirirmiş. - şu en yüksekteki dala çıkabilir miyim baba? +çıkarsın kızım. Elini şuraya koy, ayağını şuraya. Tamam çık şimdi. Aferin benim kızım yapar. - baba sence burdan atlayabilir miyim? + atlarsın kızım, benim kızım her şeyi yapar. Kız durmadan konuşurmuş . Babası normalde konuşmayı hiç sevmeyen , asık suratlı bir adammış ama kızının her sorusuna cevap verir , onun söylediklerine gülermiş. -karıncalar nasıl su içiyor baba? +topraktaki nemden alıyorlar bir de yedikleri yaprakların içindeki su onlara yetiyor kızım. -baba kurbanın gözünü bana verir misin? +Ne yapacaksın gözünü kızım? - kesip içine bakıcam + tamam kızım. Bu tamamlar hiç de geçiştirme değilmiş. Baba tamam dediği her şeyi gerçekten yaparmış. Kız daha okula bile başlamadan hayvanların gözünü, kalbini , böbreğini, ciğerlerini incelemiş. Gezdikleri her yerde gördüğü her ağacın adını sormuş öğrenmiş. Babası göreve gittiği dağlardan envai çeşit kır çiçekleri toplarmış . Büyük bir buket annesi için, küçük bir buket kızı için... babası belgesel izlermiş, kitap okurmuş. Kızına da kitaplar alırmış. Tuhaf bir kız çocuğuna sahip olmak onu hiç rahatsız etmiyormuş. Süslenmeyi , elbiseler, etekler giymeyi, saçlarını upuzun uzatıp şekilden şekile sokmayı çok seven, narin tatlı bu kız çocuğu arka cebinde hep sapan taşırmış . Camları kırar, abisiyle mahalle maçına katılır, bisikletini bayır
d grubu'ndan başlayarak tüm turnuva gruplarının öne çıkan kadrolarını, grup karmalarını ve kağıt üzerindeki teknik analizleri. ##` d grubu` ### `türkiye` * `kaleci`: mert günok, altay bayındır, uğurcan çakır * `savunma`: ferdi kadıoğlu, merih demiral, çağlar söyüncü, zeki çelik, ozan kabak, abdülkerim bardakcı, mert müldür * `orta saha`: hakan çalhanoğlu, orkun kökçü, ismail yüksek, salih özcan, kaan ayhan * `hücum`: arda güler, kenan yıldız, barış alper yılmaz, kerem aktürkoğlu, yunus akgün, irfan can kahveci, can uzun, deniz gül, oğuz aydın ### `abd` * `kaleci` : matt turner, ethan horvath * savunma: antonee robinson, tim ream, chris richards, joe scally, cameron carter-vickers * **`orta saha` **: weston mckennie, tyler adams, yunus musah, gio reyna, johnny cardoso * hücum: christian pulisic, folarin balogun, timothy weah, ricardo pepi, brenden aaronson ### `paraguay` * kaleci: orlando gill, roberto fernández, gastón olveira * `savunma`: gustavo gómez, fabián balbuena, junior alonso, omar alderete * `orta saha`: diego gómez, andrés cubas, damián bobadilla, braian ojeda
Reklam
Bir Ülke Masalı..
Bir varmış, bir yokmuş… evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok uzak diyarlarda adı “düzen” olan garip bir ülke varmış. Bu ülkede güneş her sabah doğar, ama herkesin üstüne aynı merhameti dökmezmiş. Kurallar altın harflerle yazılır, fakat yazıldığı gibi yaşanmazmış. Adalet denen şey ise gözleri bağlı değil; yolu önceden çizilmiş bir terazide sallanıp dururmuş. Bu diyarda fakir olan her gün biraz daha eksilir, zengin olan her gün biraz daha “haklı” görünürmüş. Söylenmeyen sözler makbul, sorulmayan sorular güvenli sayılırmış. Günlerden bir gün, bu masalın içinden bir ses yükselmiş: “Bu neden böyle olmak zorunda?” O an, ülkenin bütün rüzgarları durmuş gibi olmuş. Ve o sese hemen bir isim vermişler: “anarşist.” Oysa kimse dememiş ki… Asıl mesele yıkmak değilmiş. Asıl mesele, çürümüş olanı artık kader diye yutmamayı öğrenmekmiş. Ve bu masalın en sessiz yerinde şunu fısıldarlarmış: Herkes uykuya alışırsa düzen sürer sanılırmış… oysa bazen en büyük değişim, birinin gözlerini açmasıyla başlarmış.
OBJEKTİF OLAYIM DERKEN DİNDEN ÇIKILIR MI?
Hikmet-i Hûda, denk geldi, bu sıralar Kur'ân'ın âyetlerini kanunlar gibi görmeye dair birçok yazı karaladım. "Kanun" derken ne kasettiğimi de bir parça açayım: Efendim, kanun derken, "her zamanda nümûneleri bulunan hükümler" demeyi azmediyorum. Sözgelimi: Yerçekimi bir kanundur değil mi? Evet. Peki neden? Çünkü yer her zamanda çeker. Ve her mekânda bu çekimden dolayı çekilen/düşen bir şeyler bulunur. (Uzayda değilseniz tabii.) Ayağı kaydığı için havada uçmaya başlayanımız hiç olmamıştır. Hep düşülmüştür. Hep çekilinmiştir. İşte buna "kanun" denir. Yâni kanunlar sonuçları tekrarlanan hükümlerdir. Saded harici girecek ama söylemeden geçemeyeceğim: Benim evrim konusundaki itirazlarım da hep bu noktadan kaynaklanır: "Bilimsellik" dediğimiz bilgi alanının dayandığı "sonuçların tekrarlanabilirliği" ilkesi evrimde bulunmaz. Yâni, hangi şartlar bu katakulliyi tetikliyorsa, onların tesbit edilip laboratuvar ortamında tekrarlanmasıyla, bu evrim denen hakikati(!) görebilmemiz lâzımdır. Peki bize gösterilen bir şeyler var mıdır? Vardır. Ama bunlar hep tür içi çeşitlenmelerdir. Tür içi çeşitlenmelere hiç kimse itiraz etmez. Çünkü zaten şu dünyada kaç milyar insan varsa hiçbirinin yüzü, sesi, parmak izi, retina kalınlığı, DNA'sı, daha bilmem neleri neleri birebir birbirini tutmaz. Evet. Bu çeşitlenmedir. Haktır. Tekrarlanmaktadır. Her zamanda görülmektedir. Tamam. Fakat evrim hakkında asıl sorunumuz şudur: Bu türden tür içi çeşitlenmelerle türden türe atlamalar mümkün olabilir mi? Kardeşlerim, dostlarım, canlarım, bu konuda bencileyin derim ki: **Evrimciler gayba imânda Müslümanlardan daha ileridedirler. Hattâ dinlerinin haphalis Mü'minidirler. Meselâ: Müslümanlar, âyette buyrulduğu gibi, bahara bakıp tekrar dirilişin mümkünlüğüne kanaat getirirler. Nümûnesini görüp,
Mesele Türk ve diğerleri davası..
#25MilyonAleviyiz sayfasında yapılan paylaşım: * #ANAP'LI MÜTEAHHİT VE #manisa MİLLETVEKİLİNE KÜÇÜK BİR HATIRLATMA * Duyduk ki grup salonu verilmezse bahçede toplantı yapacakmışsınız. Amaç da daha kalabalık görünmek, birkaç güzel fotoğraf verip "çoğunluk bizde" havası oluşturmakmış. Madem durum bu kadar parlak, madem anketlerde uçuyor kaçıyorsunuz, madem her gün yeni bir siyasi hikâye yazıyorsunuz; o zaman neden hâlâ Cumhuriyet Halk Partisi altında siyaset yapıyorsunuz? Yoksa anketlerde yüzde 40 olmakla, sandıkta yüzde 40 almak arasında küçük bir fark mı var? Sürekli "değişim" diyorsunuz, sürekli "yeni siyaset" diyorsunuz. İnsan ister istemez soruyor: Yeni parti kurmak için daha neyi bekliyorsunuz? Merak etmeyin, kimse sizi tutmuyor. Buyurun, kurun partinizi. Hem siz rahat edin, hem biz bu bitmeyen güç gösterisi tiyatrolarını izlemek zorunda kalmayalım. Madem bu kadar iddialısınız ,sizi tutan yok Siyaset sahnesi hazır, perde açık. Merakla bekliyoruz . HaltTv, Sözcü, satılık kalemler ve trollerin desteği ile halkı manipüle eden bu uluslararası operasyonu, üç yıldır yaptığımız gibi deşifre etmeye devam edeceğiz. * facebook.com/photo?fbid=1425... * * * Bunu paylaşmamın sebebi ne.?! * Beni hiç ırgalamıyor @eczozgurozel de Ekrem İmamoğlu da @chp de.. Çünkü CHP bana göre Ata'nın CHP'si değil. Kim isterse alabilir. Taklitler de ancak aslını yaşatır. Bu burada dursun. * Asıl mesele şu ki, hangi kılıfa girilirse girilsin: * siz hepiniz, biz TÜRK. * Sizin birbirinize göstermelik çemkirmeleriniz, uydurma düşmanlıklarınız ve hattâ uydurma dostluklarınız altında yatan tek şey, bu ülkeden koparmak istediğiniz parçalar.! O yüzden işinize gelince dost da olursunuz, işinize gelmeyince düşman da. * Ama Türk olamazsınız. İşte bütün karın
Siyaset
Bir saman sarısı, bir duman karası...
Reklam
Reklam