Knulp, elindeki bir parça ekmeği özenle önündeki süte batırdı. Ekmeğin sütü nasıl emdiğine, beyaz sütün ekmek içinde nasıl yukarılara doğru yol aldığına baktı. Rahip, dostu Knulp'a çevirmişti gözlerini. Dostunun, örneğin saman çöpü üzerine bir böceğin tırmanışı, ya da suyun akışı, çeşitli meslek kollarındaki insanların çalışmaları gibi en basit şeyleri derin bir dikkatle, kendini vererek incelemeye daha çocukken alıştığını anımsadı. Şimdi de sütün ekmeğin gözenekleri içinde nasıl yukarılara doğru çıktığını yine öyle kendini vererek, ciddi ciddi, meraklı gözlerle, sanki dünyanın en ilginç olayı karşısında bulunuyormuş gibi inceliyordu.
Tezeği yakan köylüye, «Gübreyi yakmak deliliktir, tarlaya dök... » derler. Bu konu üzerine bilimsel (!) makaleler çırpıştıranları da görürsünüz. A efendim, yakmaya tezek bulsak öpüp başımıza koyacağız ! Hem köylü tezek yakmasında ne yaksın? Günahını mı? Odun, kömür yüzü görmüşlüğü var mıdır nice köylerin, bir sorsanıza!..
Çok kere tezek, saman saçak da tükeniverir kış ortasında. İşte o zaman köyün hali dumandır. Bu yıl öyle oldu.
Arıcılık, marangozluk, demircilik ve tarım derslerinin verildiği köy enstitüleri kapatılmasaydı, dışarıdan saman ithal eder miydik veya köyden kente göç olur muydu?
Kadın ve erkeğin birlikte yaşama iklimi içerisinde eğitim gördüğü köy enstitüleri kapatılmasaydı, kadına şiddetin bu kadar fazla olduğu bir toplum olur muyduk?
Selçuk, bir süre sonra Kınık boyu ilerigelenleriyle bir toplantı yaparak içinde bulundukları şartları müzakere edip değerlendirdi ve onlara "Biz, göç edip yerleştiğimiz bu ülkede hâkim din haline gelen İslâmiyeti kabul etmek zorundayız, aksi takdirde bir devlet halinde büyüyüp gelişemeyiz, önemsiz küçük bir kitle olarak yaşamaya mahrum oluruz" dedi. Böylece Selçuk, içinde bulundukları siyasal ve sosyal ortamı ne kadar iyi anlamış ve ileri görüşlü bir lider olduğunu göstermiştir. Uzun müzakerelerden sonra Selçuk, kaynaklarda adı belirtilmeyen bir şehrin valisine bir heyet göndererek "kendilerine İslâm dinini öğretecek bir din bilgini (fakih) göndermesini" bildirdi. Böylece Selçuk ve beraberindeki Oğuzlar, Gök Tanrı dininden (Kam, Şaman) ayrılıp İslâmiyeti kabul ettiler.
bana dokunmasın hiçbir şey
hiçbir şey yarama merhem olmasın
iyileşecekse, hiçbir şeysiz iyileşsin diye
bir camın arkasında durup
akan hayata ve zamana baktım.
bilirdim, biliyordum, biliyorum,
bittiğinde, geçtiğinde,
azaldığında sızı, iyileştiğimde,
o saman tadıyla karıştığında;
her şey daha acı olacak.