samed botan

samed botan
Lê çavdêr be, bêdeng be, kêm darizîne û gelekî bipirse. https://1000kitap.com/yazar/platon
Keç û kurên ku hene li Botan Belkî li tevahiya Kurdistan Her kesê bi ciwanî navdar e Li deftera me bi cih û war e Bi qasî li şar yên xweşik hene Hemî rû bi rû me ew dîtine Lê îro du keç zêde perîşan Ji ser ta piyan hevrîşim li wan Pir ciwan wek roja di ezman de Pir bi ronî wek hîva li çarde Ji nişkê ve ew herdu bûn xuya Ji dûr ew ketin wek durrên buha Bi ser wan ve çûn binêrin kî ne Me dît ku ne wek me ademî ne Bêguman firişte bûn yan perî Ew ne wek me bûn ji av û herî Gava ku me dîtin ew perîzad Aqil û hişê me çûne berbad Wek du peyalên Cemşîd bûn ewan Em jî wek roj û hîva li ezman Gava ku hatin beramberî hev
Kurdî
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Agir e evîn ten çiyayê Tûr Dil jî ew dara pir agir û nûr Sîng çiradank e pirîsk çira ye Can zeyta wê ye fitîl cefa ye Dil şûşe ye ew çira di nav e Raz di her alî wê de belav e Ji ser ta piyan ew tev seranser Bi wî agirî şewitîn dilber
Sayfa 95·Kitabı okuyor
Kurdî
Ayrıca, Osmanlı'nın "Kürdü Kürde vurdurma" yöntemide devreye sokulmuş, Hamidiye Alayları'nın benzeri olan "Korucu­luk" sistemi yürürlüge konmuştu. "Ücretli askerligi" andıran bu sistemin korucuları arasında eski sabıkalılar yer alıyordu. Evleri, köyleri ateşe verilenler ise, bunun nedenini, "koruculugu kabul et­medigimiz için" diye açıklıyorlardı.
Tarih
Ankara, isyanı yaratıp besleyen, büyüten sorunları ağzına al­mıyor, dillendirenleri cezalandırarak susturuyor; dönemin Genel­ kurmay Başkanı Doğan Güreş'in "düşük yoğunluklu" dediği sa­vaş için bütün olanakları seferber ediyor, ama kestirmeden gide­rek olayları "terörizm" diye niteliyordu. Bu Osmanlı'dan kalma bir tanımlamaydı. Ama tanımın içinde "nedenler" yoktu. Osmanlı ve devamının dilinde Kürt hare­ ketleri "eşkıyalık"tı. Şimdi, "eşkıya" dünyadaki genel tanıma uy­gun hale getirilmiş ve "terörist" olmuştu. Olaylar da, dış kaynak­lı "terörizm" olmuştu. "Terörü bastırma"nın dışında ise teşhis ve sorunların tedavisi diye bir resmi görüş, plan, program yoktu. Oysa sorunu yaratan ve birbirinin devamı nedenler vardı.
Tarih
Osmanlıdan beri tek­ rarlanan geleneksel söylem ve alışkanlıkla hareketi, "iç ve dış düşmanların oyunu" diye nitelendiriyor, çözümü yine şiddette arıyordu. Ankara'nın bu dille konuştuğu süreçte, Ferit Melen, Mehmet Ali Birand'a şöyle diyordu: "Işte bugünlere, bu hatalar sonucunda geldik. Kürtlerin istek­leri; adam yerine konmak, insan muamelesi görmek, dayak ye­memek, küçük düşürülmemek ve pastadan pay alabilmek. Kürt sorunu, bizim doğurduğumuz ve şimdi altından kalkamayacak duruma getirdiğimiz bir sorundur."
Tarih