Ankara, isyanı yaratıp besleyen, büyüten sorunları ağzına almıyor, dillendirenleri cezalandırarak susturuyor; dönemin Genel kurmay Başkanı Doğan Güreş'in "düşük yoğunluklu" dediği savaş için bütün olanakları seferber ediyor, ama kestirmeden giderek olayları "terörizm" diye niteliyordu.
Bu Osmanlı'dan kalma bir tanımlamaydı. Ama tanımın içinde "nedenler" yoktu. Osmanlı ve devamının dilinde Kürt hare ketleri "eşkıyalık"tı. Şimdi, "eşkıya" dünyadaki genel tanıma uygun hale getirilmiş ve "terörist" olmuştu. Olaylar da, dış kaynaklı "terörizm" olmuştu. "Terörü bastırma"nın dışında ise teşhis ve sorunların tedavisi diye bir resmi görüş, plan, program yoktu. Oysa sorunu yaratan ve birbirinin devamı nedenler vardı.