samed botan

Osmanlıdan beri tek­ rarlanan geleneksel söylem ve alışkanlıkla hareketi, "iç ve dış düşmanların oyunu" diye nitelendiriyor, çözümü yine şiddette arıyordu. Ankara'nın bu dille konuştuğu süreçte, Ferit Melen, Mehmet Ali Birand'a şöyle diyordu: "Işte bugünlere, bu hatalar sonucunda geldik. Kürtlerin istek­leri; adam yerine konmak, insan muamelesi görmek, dayak ye­memek, küçük düşürülmemek ve pastadan pay alabilmek. Kürt sorunu, bizim doğurduğumuz ve şimdi altından kalkamayacak duruma getirdiğimiz bir sorundur."
Tarih
Reklam
Melen, Mehmet Ali Birand'ın Apo ve PKK adındaki kitabın­ da, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kürt politikasını şöyle anlatıyordu: "lsyanlar çok kanlı bastırıldı. Ardından da, 1950'lere kadar büyük bir baskı dönemi yaşandı. Jandarma kimseye gözünü açtırmazdı. Oraların her şeyi jandarma onbaşısıydı. Zaten Güney­ doğu Anadolu yasak bölge durumuna düşmüştü. Kimseler giremez, kimseler geçemezdi. Kürtler, sırtları Anadolu'ya dönük yaşarlardı. Doğu geri plan­da kalıyordu. Özellikle eğitim konusunda büyük hata yapıldı. Hiç unutmam, Fevzi Çakmak (Genelkurmay Başkanı) 'Ne oku­lu?' demiş. 'Biz cahiliyle başa çıkamıyoruz. Okumuşuyla hiç baş edemeyiz.' Zaten Türkiye'nin genelinde eğitim zayıftı. Bu bölgeye hiç gel­medi. Devletin söylenmeyen politikası, 'zenginleşmesinler, oku­masınlar' şeklindeydi. Örneğin, askerde yüksek rütbeye pek çı­kartılmazlar, devlet dairelerinde belirli bir düzeyin üstüne kati­yen çıkartılmazlardı. Zira devlet korkardı. Yine en büyük hatamız, Kürtleri sadece susturmak için çaba harcamamızdı. Sürgünler, hapisler, dayak ve baskı... Siyasi partiler, askerin baskısını pek sevmemekle birlikte, göz yumuyorlardı. Zira kendilerinin hiçbir politikaları yoktu. Dev­ letin de bir politikası yoktu. Sadece askerlerin politikaları vardı. O da baskı ve gerektikçe dayak..."
Tarih
İsmet İnönü’nün “Kılavuz kitapçık", rejisöre fazla iş bırakmayan usta bir yaza­rın senaryosunu andırıyordu. Kitapçıkta yakma işi ayrıntılı biçimde tarif ediliyor ve şöyle deniliyordu: "Damlar, taş ve topraktan ibaret olup, yalnız tavan ve direk­ leri ve ağaç dalları vardır. Bunları yakmak güçtür. Ancak dam üstünden bir kısım toprak atılarak, ağaçlar meydana çıkarılır. Toplanacak odun ve çalılar burada yakılmak suretiyle bina ate­ şe verilir. Kapısından içeriye odunlar yığılarak, ateşleme suretiy­le genişletilir.
Her dema dilber diyar bit Can û dil têk tar û mar bit Dê çi reng muhbet sitar bit? Xefkinn bêfeyde ye!
Kurdî
Çû 'umur im d'vê xiyalê Ma şevek 'idan di salê? Bêm ziyaret zulf û xalê! Roj û şev im ev dûa ye
Kurdî
Reklam