Bu, İtalya'daki Anagni Katedrali'nin altında gömülü olan San Magno Mezarlığı'dır. Böyle bir güzelliğin 900 yıl önce inşa edildiğini düşünmek inanılmaz...
Sesim çıkmaz. Çağırdım, ne dedimse gelmez. Oturmaz yamacıma. Bu hüzünleniş bilmem neye. Bilmem neye savruluş. Bunca insana ne var anlatacak yıldızları gizlenmiş koştururlarken. Oysa koşmaya, gerçekliği yaran o koşmaya canıyla kim açar bahsi... Ey dilim söz sende. Susarsın. Yazarım bunu! Sırası gelmemiş, vazgeçtiğim, yazılmayı bekleyen satırlar; Saymacalardan varmışlar yokmuşlar Mışçasına edişler içine dileyişler Adıyla okunan adlarda Okunmaz adımdan başkası Gel gör ki Yalnızca bana bakan aynalara, küstüm çiçeği sardı Ufuktan bir göz Ufaktan bir buluta dokunsa Gel gör ki Hayal mayal hatırlarım şimdiyi koluma taktım yol ayrımı! Yarına mı yârına mı Aymazlardan oğlu susturur Aylak tanesi, evladiyelik tanrısını Kurmaca bir saat gibi İşler tıkırında Guguk kuşunun Şiş boğazında
Reklam
"Aşığım sana" cümlesinin sonundaki "a" harfi terk etti seni. O da üzülmüyor gittiğine. Sen hâlâ aşığım san beni."
Nebiyy-i Ekrem Efendimiz: Sübhaneke mâ abidnake hakka ibâde-tike Yâ Ma'bûd Ey Allâhım; Seni tenzih ve takdîs ederim. Senin şân-ı Ulûhiyyetine lâyık ibâdetde bulunamadık...
Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Gönül kapım açık bekler her an o canan gibi Aşkın zincirini boynumdan çözemedim Ebuzer Özkan Gönül kapısı açılmamıştı islama Yinede cesurdu arslan avlardı sokaklarda Canan gibiydi yar gibiydi her mazluma Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Dedilerki gökler süslendi yıldızlar ile Bir arslan dolaşıyordu Mekke Medinede Hz Hamza dediki arslan ve tilki hep hikaye Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Hz Hamza cesurdu korkmazdı arslandı O şeytandan korunurdu heybetli insandı Mekkede Medine arslan avı ile yaşardı Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Hz Hamza Hz Muhammedin amcasıdır Candır canandır şehitlerin başıdır Mazlum aslana can zalim aslana avcıdır Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Kul Nefsani der bazı aşklar ilk gün gibidir Hamza peygamberimizin en sevdiğidir
Şiir
Vitrin Esareti ve Şahsiyet Buhranı
Yazılarım uzun ve sıkıcıdır, arka fonda çalsın youtu.be/U8oLGWSDVsE?si=... Ben meselelere hendese ilminin verdiği düşünme sistematiğiyle önce konuyu anlama, derinleştirme, tahlil etme, tetkik etme, fayda zarar analizi, hasar tespiti ve nihayetinde çözüm önerileri sunarak ilerleyeceğim. Modern insan, varoluşsal zeminini yitirdikçe siber mecraların yapay vitrinlerinde kendine sahte bir cennet inşa etme yarışına girişmiştir. görünüyorsam varım yanılgısıyla şekillenen bu yeni dünya düzeni, insanın fıtri istikametini kaybetmesinden doğan dehşetli bir performans kaygısını ve modern bir riyakarlık buhranını beraberinde getirmektedir. En mutlu anların, en şık kıyafetlerin ve derinliği hazmedilmemiş entelektüel alıntıların sergilendiği bu dijital panayırda, insanlık kendi gerçeğine yabancılaşmaktadır. Oysa hakiki samimiyet; insanın zayıflığıyla, acziyetiyle, kusuruyla ve yaralarıyla barışık olmasıyla var olur. Yaraların gizlenip sadece kurgulanmış başarıların yarıştırıldığı bu çağda, samimiyet erişilmez bir lüks haline gelmiş, kimse gerçek halini göstermeye cesaret edemediği için de kitleler derin bir anlaşılamama sızısıyla baş başa kalmıştır. Bu marazi tabloyu ve ruhsal yarılmayı tahlil ederken Furkan-ı Hakim’I esas kaynak olarak almak elzemdir. Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs ve aranızda bir övünme yarışıdır. Ayet-i kerimenin açıkça ihtar ettiği bu mahiyet, insanın dijital ekranlarda sergilediği cafcaflı ama içi boş tasannu hayatının tam bir tasviridir. İnsanın dış dünyaya sunduğu mükemmeliyetçilik maskesi, Fahr-i Kainat Efendimiz’in (sav) Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. bu nebevi ihtarı, hakiki kıymetin dış görünüşte, takipçi sayılarında yahut vitrinlerdeki

Esra Nevi Şahıs Hanım

@Fani_biri
·
İnsanlar artık vitrinlerde yaşıyor. En mutlu anlar, en şık kıyafetler, en entelektüel alıntılar hep sergilenmek için. Bu kadar "görünür" olma çabası, insanı derin bir performans kaygısına sürüklüyor. Herkes birbirinin sadece "en iyi versiyonunu" görüyor. Oysa samimiyet, insanın zayıflığıyla, kusuruyla, yarasıyla var olur. Yaralarımızı gizleyip sadece başarılarımızı yarıştırdığımız bir dünyada, samimiyet bir lüks haline geldi. İnsanlar anlaşılmadıklarını hissediyor çünkü kimse gerçek halini göstermeye cesaret edemiyor
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam