Allah'a şükürler olsun ki, kâmil insan göründü de can onun hayâlinde kendi hayalini gördü. 19 Ey kâmil insan! Dergâhının toprağı gönlümü büyüledi. Senin hakîkatini, mânevî gücünü göremeyenin, sana karşı büyüklük taslayanın toprak başına olsun. Kendi kendime dedim ki, eğer ben güzel isem, bu güzelliğim ondan, onun lûtfundandır. Güzel değilsem, zâten çirkinler bile bana gülerler. Bunun çâresi, kendime bakmamdır. Ona lâyık değilsem, ben seni hiç alır mıyım? diye bana güler. 20 O güzeldir, güzelliği sever. Genç bir delikanlı, eli ayağı tutmaz bunamış bir ihtiyar kadını seçer, alır mı?21 Güzel, güzeli cezb eder, çeker, alır. Bunu bil de doğruluğunu an-laman için "Temizler temizlerindir." âyetini oku. Dünyada her şey, kendi cinsi olan şeyi çeker; sıcak, sıcağı çeker, soğuk da soğuğu. Aslı olmayan bâtıllar, bâtıllardan; bakîler yâni Hakk yolunda olanlar da bâkîlerden hoşlanır. Cehennemlikler cehennemlikleri seçer. Nûrlu kişiler de cennetlikleri isterler. Gözünü kapayınca, nûru göremez olursun da, içine bir huzur-suzluk çöker, canın sıkılır; göz, güneşin nûrundan ayrı düşmeye nasıl sabreder? Gözünü yumunca, canın kopuyormuş gibi bir ızdıraba düşersin. Gözün gündüzün nûrundan ayrılmaya sabrı yoktur. Senin üzüntün, sıkıntın gündüz nûruna çabucak kavuşmak isteyen göz nûrunun özleminden ileri gelir. Gözün açık iken içine bir üzüntü çökerse, üzülür, perişan olur-san; bilmiş ol ki, gönül gözün kapalıdır; onu aç ki gamdan, elemden kurtulasın. Çektiğin sıkıntıyı, ızdırabı gönlünün iki gözünün de kapalı olduğundan bil; çünkü, gönül gözü kıyasa sığmaz sonsuz nûr aramaktadır. Sen iki baş gözünü kapayınca, az bir zaman için nûrdan ayrı düştüğüne üzülüyorsun da, bu yüzden hemen gözlerini açıyorsun. O sonsuz olan gönül gözünün iki nûrundan (akıl ve basîret nûrundan) mahrûm
Savaşların çıkmasının beş sebebi vardır: Birincisi şan, ikincisi çıkar için mücadele, üçüncüsü birikmiş husumet, dördüncüsü iç karışıklık, beşincisi ise kıtlıktır. Savaşın beş türü vardır: Birincisi haklı savaş, ikincisi kuvvet üstünlüğüne dayanan ordunun savaşı, üçüncüsü öfkeli savaş, dördüncüsü zalim savaş, beşincisi ise asi savaşıdır. Zulmü durdurup karışıklığa son vermek haklı savaştır, sayısal üstünlüğe güvenerek saldırmak güçlü ordunun savaşıdır, öfkeyle ordu toplamak öfkeli savaştır, görgüyü terk edip açgözlülükle çıkar peşinde koşmak zalim savaştır, devlet karışıklık içinde ve halk bitkinken isyan çıkarıp kitleleri harekete geçirmek ise asi savaşıdır. Bu beş savaşta galip gelmenin farklı yolları vardır: Haklı olan görgü ve saygıyla; güçlü olan alçakgönüllülükle; öfkeli olan sözle [diplomasiyle] ikna edilmelidir. Zalim olan hileyle, asi olan ise güç ve otoriteyle alt edilmelidir.
Reklam
Her bir sokağında, tek başına ölenlerin hazin iz-leri vardır kentin. Emeğini, geleceğini, gülümsemelerini payla-şan insanların, müthiş bir gürültüyle üzerlerine düşen yıldırım-ların altında, hiç ummadıkları bir anda tek başına kalmanın ça-resizliği okunur yüzlerinden. Asıl soru sona kalanın kim olaca-ğı sorusudur.
"Ey insan! Sen kendine mâlik değilsin. Sen bir Sâni-i Zülcelâl'in san'atı ve ona ait bir mülksün. Öyle ise, kendi başına bir şey yapamazsın."
İslâm Dini
Bunlardan çoğu dikta rejimlerini özgürlüğe yeğlerler. Çünkü onlara göre diktalar yozlaşıp çökmeye mahkumdur. Oysa özgürlük insanoğlundan çok şey ister. Müthiş bir içtenlik arar. San Antonio'nun canavarlarla yaptığı türden zorlu bir savaşı gerektirir özgürlük. İnsanoğlunun kendisiyle her gün böyle bir savaş vermesini ister.
Puslu ve san bir çin sabahı gibiyim bazen Sağım solum kış, şehir, Üstüne ay mavisi düşmüş bazen uzak nehir... Dünya bana göre bazen, bazı zehir...
Alıntı
Reklam
Reklam