​"Geriye, Bir Yaralı Kuşa Ettiğin Merhamet Kalır"
Puan vermedi
​"Yol uzun, menzil uzak, kalk ey yolcu!" ​Modern dünyanın gürültüsünden sıkılıp, kendi içinize doğru derin bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? ​Bu kitap, felsefe ile tasavvufun harmanlandığı muazzam bir arınma rehberi. Yazarın güçlü kalemi, ilk bölümlerde kurduğu felsefi altyapıyı kitabın sonunda kalbe dokunan harika şiirlerle taçlandırıyor. ​Neden Okumalısınız? (Olumlu Yönleri): "Geçer bu debdebe, mülk virane kalır..." diyerek unuttuğumuz o saf şefkati ve merhameti hatırlatıyor. Ucuz kişisel gelişim formülleri vermek yerine, insanı kendi nefsiyle yüzleştiren gerçekçi bir ayna tutuyor: "Ruh dilemmada, kalp mevcelere mesken." ​Kimler Zorlanabilir? (Eleştirel Yönü): Kitabın dili oldukça zengin, katmanlı ve edebi kavramlarla örülü. Günümüzün hızlı tüketim diline alıştıysanız sizi yavaşlatabilir. Ama kesinlikle sindire sindire okumaya değiyor! ​ Unutmayın: "Ey yolcu, sanma menzil ıraktır. Nefsini bilene, hakikat her dem nefestir." ​Eğer kalp aynanızı kederden arındırmak istiyorsanız, bu esere mutlaka kütüphanenizde yer açın. ​Kitaptan kalbime kazınan o son sözle bitireyim: "Padişah da olsa, sadece amelini alır. Geriye... Bir yaralı kuşa ettiğin merhamet kalır." ​Siz bu tarz içsel yolculukları seviyor musunuz? Yorumlarda buluşalım!
Eşref-i Mahlukat İnsanAbdurrahman Tuncel · Harika Yayınları · 20265 okunma
Bir iz incelemesi olduğu için spoiler içerir.
Puan vermedi·176 syf.·
2026 17. kitabı
Meleklerin İsyanı metaforik anlamda çok güçlü ve zamansız bir kitap çünkü insanın kalıplaşmış, hiçbir zaman değişmeyen o düşünce yapısını çok iyi yakalıyor. Kitabın zengin bir kütüphanede başlıyor olması bu yüzden en önemli detaylardan biri. İnsan, bilimin ve ilmin efendisi olduğunu, her şeyi çözdüğünü sandığı an zihninde kendini tanrılaştırmaya başlıyor. Kitapta Hristiyanlıktan, Yahudilikten, yani Tevrat (Talmud) ve İncil'den söz edilmesi de tam olarak bu düşüncenin köklerine inmek için. Bütün dinler birbirinin devamı olduğu için birbirine benziyor ve kitap bize aslında tüm bu yaratılışın tiyatrosunu yaşatıyor. Anatole France bu bütünlüğü kurarken sadece kutsal kitaplardan değil, Tevrat'ın dışlanan parçası olan kadim Hanok’un Kitabı’ndan ve antik Gnostik metinlerden de derinlemesine besleniyor. Zaten kitapta Tanrı’dan bahsedilirken geleneksel dini figürler yerine ısrarla Gnostisizmdeki "Ialdabaoth" isminin kullanılması bu yüzdendir. Melekler kütüphanede okudukça, karşılarındaki gücün evrenin gerçek, sevgi dolu yaratıcısı değil; her şeyi bildiğini sanan, kibirli ve insanları cehalette bırakmak isteyen kör bir gök tiranı (Demirurgos) olduğunu keşfederler. Kitaptaki meleklerin o tozlu raflar arasında bulduğu büyük sır tam olarak budur. Onlarınki sadece alelade bir başkaldırı değil, bilginin önünü tıkayan ve cehaleti kutsayan bu yalancı tiranlığa karşı bir aydınlanma savaşıdır. Burada kitapla ilgili çok can alıcı bir detayı ve insanın büyük bir yanılgısını netleştirmek gerekir: Koruyucu melek Arcade yeryüzünde ilk somutlaştığında, aslında insanların kafasındaki o klasik, kanatlı ve görkemli melek tasvirlerine hiç benzemez, tamamen cinsiyetsizdir. Onu gören kadın ve erkek bunun nasıl mümkün olduğunu şaşkınlıkla sorduğunda, melek onlara adeta bir tokat gibi şu cevabı
Meleklerin İsyanıAnatole France · Dorlion Yayınevi · 2023110 okunma
Reklam
Puan vermedi·210 syf.··
2026 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 06:29
Kitabın sonlarında kendi içimde felsefi bir düşünce uyandırdı ve Seneca'nın "Beyaz saçlarına ve kırışıklıklarına bakıp bir insanın uzun süre yaşadığını sanma; o uzun süre yaşamadı, sadece uzun süre var oldu" sözünün hislerimin karşılığı olduğuna karar verdim. Sefalet içinde geçen uzun bir hayat beraberinde uzun bir sefalet getirmez mi? böyle bir hayat, yaşamaya gerçekten değer mi?
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,5bin okunma
Puan vermedi·100 syf.··
2026 32. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 23:41
Leyla ile Mecnun mesnevisini şiir formatından çıkarıp düzyazı şeklinde anlatıyor İskender Pala. Eski edebiyata, mazmunlara bu kadar hakim olan birinin anlatımı ile hayat bulmuş beyitler. Asırlar boyunca nice divan şairinin kaleminde hayat bulan mesnevi en güzel Fuzuli’nin kaleminden hayat bulmuşken yine Fuzuli’den beyitlere yer vermiş yazar. Beyitlerin günümüz Türkçesine çevirisi çok başarılı. Sadece beyitler değil minyatürlere de yer verilmesi anlatımı daha da canlı kılmış. Mecnun ararken Leyla’sını İlahi aşkı bulmuş. Yaratılış gayesine erişmiş. Mecnun, Leylasına kavuşabilseydi eğer; mutlak olana, ebedi aşka ulaşabilir miydi? Mısralara dökülür müydü aşkı? Aşk acısı çekenler Mecnun’un acısı ile teselli bulabilir miydi? Ve son olarak Fuzuli’nin mesnevisinden bir beyitle bitirelim: “Sanma ki ol oldur benem ben Bir cân ile zindedir iki ten”
Leyla ile Mecnunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20205,7bin okunma
Ya evde yoksan?
9/10
·200 syf.··
2008 1. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2008 00:00
Devrimizin hececi şairleri arasında Mümtaz bir yere sahiptir Cemal Safi. Pek çok şiirini bilirsiniz ama şairinin o olduğunu bilmezsiniz. Ya Evde Yoksan desem, Hazin Geliyor desem, Saatler Vuslatı Vurmuyor Ayşen desem, Gözlerim Uykuyla Barıştı Sanma desem, Seni Görmem İmkânsız Rüyalarım Olmasa desem… İşte şimdi mırıldandığınız o şarkıların güftesi Cemal Safi’ye aittir. Şiir tutkunları zaten kaçırmaz gözden ama…
VurgunCemal Safi · Beste Yayınları · 2019603 okunma
10/10
·312 syf.·
2025 143. kitabı
Tam da aşk şiirlerini kendimden uzak tutmaya çalıştığım bir dönemde okuyorum seni. Ne yazık ki sen aşk şairlerinin en sultanısın. Acı, dramatik ve tutkulu bir aşkın/hayatın/şiirin içinden seslendiğinde, bu sesi işitmemek imkansız. İmkansızın şarkısını en güzel terennüm eden şiirlerinden sırtımı dönemedim. Bir kez daha açtığın çukura düştüm. Klasik edebiyatla dünya şiirine yön veren İran edebiyatının, modern şiirde de etkili olabileceğini gösteren ilk şairlerinden... Çalkantılı bir hayatıyla (erken evlilik, boşanma, oğlunun elinden alınması, yalnız yaşama, evli adama aşk), tutkulu bir aşkla (İranlı evli bir sinemacıya gönlünü kaptırmış, dışlanmış, yalnızlaştırılmış, içe kapanmış, kara sevdalı bir yürek) ve erken ölümüyle (trafik kazasıyla 32 yaşında vefat etmiş) gündeme gelse de Füruğ, modern şiirin önde gelen şairlerinden. Onu okumaktan çok keyif almadım maalesef beni mecnun etti :( Duygusal dengemi bozdu. O kadar etkili o kadar etkili bir şair. Her şiirinde üzerinde saatlerdir durulacak dizeleri var. Günlerce tekrar edilecek, uzun süre etkisinden sizi çıkarmayacak etkili dizeleri... Defalarca okuduğum şiirlerinin yanı sıra şiirlerinin tamamını ikinci kez okudum, yeniden çarpıldım. Ne var şiirinde? Arzu var, tutku var, heves var, yalnızlık var, isyan var, aşk var, şiir poetikasıyla isyan var (klasik divan edebiyatı sınırlarına isyan, kafiyeli yazıma isyan), yerleşik kültürel düzene isyan var, Hafıza, Ömer Hayyam'a selam var, duvarı aşma girişimi var, pencerelerden bakma çocuksuluğu var, içsel dram var.... Yeniden Doğuş'a kadar şiirleri daha ziyade bireysel dramı var (aşk, tutku, heves dolu şiirler). Bu kitabıyla, daha farklı konuları da şiirine taşımış. En sevdiğim şiirleri yazılış sırasına göre şunlardır: Gece ve Heves, Rüya, Hercai, Tutsak, Günah, Hasret,
Rüzgâr Bizi GötürecekFuruğ Ferruhzad · Yapı Kredi Yayınları · 20232,862 okunma
Reklam
Reklam