HER ŞEY SENİNLE BAŞLAR İNCELEME YAZISI
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 14:41
Her Şey Seninle Başlar Kitabı İncelemesi Mümin Sekman’ın kaleme aldığı Her Şey Seninle Başlar, kişisel gelişim alanında Türkiye’de en çok okunan eserlerden biridir. İlk yayımlandığı günden itibaren geniş bir okuyucu kitlesine ulaşan kitap, bireyin hayatındaki başarı ve başarısızlıkların temelinde kendi seçimlerinin, çabasının ve sorumluluklarının bulunduğu düşüncesini merkeze alır. Kitabın temel mesajı, insanın yaşamını değiştirecek gücün dış koşullardan çok kendi içinde bulunduğudur. Yazar, insanların çoğu zaman başarısızlıklarının nedenini çevreye, şartlara veya şansa bağladığını; oysa değişimin ilk adımının kişinin kendisini değiştirmesiyle atılacağını savunur. Bu yaklaşım, okuyucuya hem motivasyon kazandırmakta hem de kendi yaşamını sorgulama fırsatı sunmaktadır. Mümin Sekman’ın sade ve akıcı dili, kitabın en dikkat çekici özelliklerinden biridir. Karmaşık teoriler yerine günlük hayattan örnekler, başarı hikâyeleri ve kısa anlatılar kullanılarak okuyucunun konuya ilgisi canlı tutulur. Bu yönüyle eser, kişisel gelişim kitaplarına yeni başlayan okuyucular için de oldukça erişilebilir bir yapıdadır. Kitapta başarı, disiplin, kararlılık, özgüven ve hedef belirleme gibi kavramlar üzerinde durulurken, bireyin kendi potansiyelini keşfetmesinin önemi vurgulanır. Yazarın sık sık kullandığı “başarı bir tercih meselesidir” anlayışı, kitabın genel atmosferini belirleyen temel düşüncedir. Bununla birlikte bazı okuyucular, kitabın bireysel çabayı ön plana çıkarırken toplumsal ve ekonomik koşulların etkisini yeterince ele almadığını düşünebilir. Sonuç olarak Her Şey Seninle Başlar, okuyucuyu harekete geçirmeyi amaçlayan, motive edici ve kolay okunabilir bir kişisel gelişim kitabıdır. Özellikle hedeflerine ulaşmak için motivasyon arayan, yaşamında değişiklik yapmak isteyen
Her Şey Seninle BaşlarMümin Sekman · Alfa Yayıncılık · 202316,7bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 244. kitabı
Erich Fromm, psikoloji ve felsefeyi muazzam bir potada eriterek aşkı, sevgiyi ve insan ilişkilerini modern dünyanın o bencil tüketim çarkından söküp alıyor. Sevginin kendiliğinden gerçekleşen, şansa bağlı ya da sadece "doğru insanı bulduğumuzda" aniden parlayan edilgen bir duygu olmadığını; aksine bilgi, emek, sabır ve disiplin gerektiren aktif bir sanat olduğunu savunuyor. Fromm, kapitalist sistemin insanı yalnızlığa ve yabancılaşmaya ittiğini, modern bireyin bu varoluşsal yalnızlıktan kaçmak için sevgiyi bir "pazar nesnesi" gibi tükettiğini açık yüreklilikle gözler önüne seriyor. Gerçek sevgiyi yaşayabilmenin ön koşulunun insanın önce kendi bütünlüğünü sağlaması, yani kendi kendine yetebilmesi ve kendini tanıması olduğunu vurguluyor. Kitap boyunca kardeşlik sevgisi, anne-baba sevgisi, erotik sevgi, öz-sevgi ve Tanrı sevgisi gibi sevginin farklı katmanlarını incelerken; her birinin temelinde özen, sorumluluk, saygı ve bilgi unsurlarının bulunması gerektiğini anlatıyor. *Sevme Sanatı*; sadece romantik ilişkilerin karmaşasına ışık tutmakla kalmayan, bireyin dünyayla ve toplumla kurduğu bağı da kökten sorgulayan felsefi bir başucu eseridir. Sevmeyi pasif bir kapılma hali olarak görenlere karşı, onun her gün yeniden üretilmesi gereken bilinçli bir yaşam pratiği olduğunu kanıtlayan evrensel bir kılavuz.
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·177 syf.··
2026 48. kitabı
Kumarbaz, kumar tutkusunun ve yıkıcı aşkın kıskacında sürüklenen genç öğretmen Aleksey İvanoviç’in ruhsal çöküşünü anlatıyor. Dostoyevski, kendi yayıncısına olan borcunu ödemek için çok kısa bir sürede ve kendi kumar bağımlılığından esinlenerek yazdığı bu romanda, insanların paraya, şansa ve hırsa olan zaaflarını çarpıcı bir psikolojik derinlikle gözler önüne seriyor.
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,6bin okunma
8/10
·328 syf.··
2026 47. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 21:10
Merhaba, bugün sizlere 𝕭𝖎𝖗 𝕶𝖊𝖗𝖊 𝕯𝖆𝖍𝖆 kitabının yorumu ile geldim Hayatınızda ikinci bir şansa daha yer olsaydı neyi değiştirmek isterdiniz? Bu kitapta ikinci şansı bir kere daha okuyacağız Alfie, annesini daha henüz sekiz yaşındayken kaybetmiştir. Ama annesi ölürken Alfie'nin bir yeteneği ortaya çıkacaktır. Alfie, oynadığı kumar oyunlarında tutturduğu sayılar ile milyonlar kazanmıştı. Bunun bir hile ve suç olduğu için göz altına alınarak, sorgulamaya başlarlar. Alfie, hayatını çocukluktan itibaren günlük gibi yazıyordu. Ve bunun adına da Kompozisyon Defteri diyordu. Defteri okumaya başladıklarında henüz sekiz yaşında ortaya çıkan yeteneğini öğrenmeye başlarlar. Geçmişe bir kez gidebilir ve bunun için neleri göze alması gerekmektedir? Alfie'nin annesi bunu bir kere kullanması gerektiğini ve çok dikkatli olması gerektiğini söylemesine rağmen her fırsatta bu durumu kullanmıştır. Gianna ile de yaşadığı aşkı.. Bu aşkın getirdikleri ve ne götürdüklerini de beraberinde okuyoruz Bakalım, Alfie daha neler yaşayacaktır? Okurken, hayatı Bir Kere Daha sorguledığımız bir eser aslında Yeniden bir şansınız olsa neleri değiştirmek istediğinizi biliyor musunuz? Bu türde eserler okumayı seviyorsanız listenize ekleyin diyorum Kitapla ve sevgiyle kalın
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202645 okunma
Puan vermedi·239 syf.··
2026 45. kitabı
Hikaye aslında bir yas, vicdan azabı ve şüphe muhasebesiyle başlıyor. Çok güzel, zengin ama bir o kadar da bencil ve yüzeysel bir kadın olan Rosemary Barton, lüks bir restoranda doğum gününü kutlarken şampanyasına karıştırılan siyanürle herkesin gözü önünde can veriyor. Dönemin polisi ve çevresi bunu kadının depresyonda olmasına bağlayıp "intihar" diyerek dosyayı kapatıyor.Ancak aradan tam bir yıl geçiyor. Rosemary’nin kocası George, karısının intihar etmediğine, masadaki altı kişiden biri tarafından öldürüldüğüne dair isimsiz mektuplar almaya başlıyor. George, katili açığa çıkarmak için adeta akılalmaz ve tehlikeli bir kumar oynuyor: Karısının öldüğü aynı restoranda, tam bir yıl sonra aynı masayı ayırtıyor ve o gece masada olan aynı konukları tekrar çağırıyor. Masada Rosemary’nin anısına boş bir sandalye ve bir biberiye dalı bırakılıyor. Tam "George şimdi bombayı patlatacak" diye beklerken, kurgu öyle bir ters köşe yapıyor ki George da tıpkı karısı gibi aynı masada, aynı şekilde zehirlenerek ölüyor. Olayı çözmek ise eski bir istihbaratçı olan aile dostu Albay Race’e düşüyor. Kitabın en sevdiğim yanı üç bölümlü yapısı oldu. İlk bölümde masadaki altı şüphelinin de geçmişe dönüp Rosemary ile olan anılarını hatırlamasını okuyoruz. Bu sayede Agatha Christie bize şu mesajı çok iyi veriyor: "Bu kadından nefret etmek ve onu öldürmek için masadaki herkesin son derece geçerli bir sebebi vardı!". Kitap sadece "katil kim?" sorusundan ibaret değil. İnsanların iç dünyasındaki kıskançlıkları, miras kavgalarını, yasak aşkları ve üst sınıfın o sahte nezaketini çok iyi yüzümüze çarpıyor. Rosemary karakteri fiziksel olarak romanda olmasa bile, bir hayalet gibi tüm kitabın ve karakterlerin üzerine çöküyor. Şüpheli sayısı aslında çok az (sadece masadaki o birkaç kişi). "E bu kadar az
Şampanyadaki ZehirAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20192,185 okunma
içimde sigarasını yakıp oturan kitap
Puan vermedi·536 syf.·
2026 45. kitabı
Bazı kitaplar insanın karşısına yalnızca okunmak için çıkmaz, daha ilk sayfadan itibaren insanın içinde kilitli tuttuğu, başkalarına göstermediği, hatta çoğu zaman kendisinden bile sakladığı karanlık odalara doğru yürümeye başlar. Kinyas ve Kayra benim için tam olarak böyle bir kitap. Hakan Günday bu romanda yalnızca iki karakterin düşüşünü, savruluşunu ya da dünyayla arasına koyduğu mesafeyi anlatmıyor; insanın yaşamakla, düşünmekle, hatırlamakla ve var olmakla kurduğu o hastalıklı bağın içini açıyor. Bu yüzden Kinyas ve Kayra’yı sıradan bir yeraltı romanı gibi okumak bana her zaman eksik gelmiştir. Bu kitapta asıl mesele kirlenmek değil, insanın kendi kirini ne kadar taşıyabileceği; düşmek değil, insanın düştüğü yeri zamanla yurdu sanmaya başlamasıdır. Kinyas, bütün öfkesini dünyaya doğru savuran, kendi varlığını hareketle, kaçışla, bedenle, eylemle ve yıkımla doğrulamaya çalışan taraf gibi duruyor. Onun içinde dinmeyen bir huzursuzluk var. Bir yerde kalırsa çürüyeceğini bilen, fakat nereye giderse gitsin kendi içindeki karanlığı da yanında taşıdığını fark etmek istemeyen bir insanın öfkesi bu. Kinyas’ın trajedisi biraz da burada başlıyor. Hayata saldırdıkça hayattan intikam aldığını sanıyor, oysa her saldırısında kendi içindeki boşluğu biraz daha büyütüyor. Onu güçlü yapan şey cesareti değil, vazgeçmeyi bile bir saldırı biçimine dönüştürebilmesi. Kinyas, dünyanın üstüne yürüyen ama aslında kendi içinde açılmış uçurumun kenarında bağıran adamdır. Kayra ise daha içe dönük, daha zehirli, daha zihinsel bir karanlığın temsilidir benim gözümde. Kinyas dünyayı tüketerek yok olmaya çalışıyorsa, Kayra düşünerek, hatırlayarak, kendi bilincinin içinde boğularak yok olur. Onun acısı daha sessizdir ama daha derine iner. Kayra’nın dünyasında yaşamak, katlanılması gereken kaba
1000Kitap
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
Reklam
Reklam