Kış ortasında derece sıfırın altında on beş, on sekiz dereceye düştüğü halde hava insana karın az, derecenin daha yüksek olduğu kış başından daha yumuşak gelir. Şimdi de öyle... Çünkü insanlar baştan soğuğa alışmamıştır. Hayatta alışkanlığın büyük önemi var. Devlet ve siyaset işlerinde de alışkanlık her şeyin başı.
Kurtuluş Savaşı sonrası bambaşka bir dönemdi. Alabildiğine yoksulluk ama sonsuzcasına umutluyduk. Mustafa Kemal, "Muasır medeniyete yetişeceğiz!" dediği zaman, biz bu söze inanıyorduk. Şimdi aynı sözü söyleyen politikacılara gülünüyor, gülenler haklıdır.
Yurt bilgisi öğretmenimiz o döneme özgü çok ilginç tiplerden biriydi. Bu tipler o günlerde çok görülürdü. Bunlar giyinişleri, kılıkları, kafa yapıları, konuşmaları, davranışları, her şeyiyle, Batı ile Doğu'nun kırması, padişahlıkla cumhuriyetin karışımı, yerliyle yabancının alaşımı insanlardı.
Muayeneye giren çocuğu, içi kül dolu bir kaba yellendirirlermiş. Yel ne denli çok kül kaldırırsa o denli iyi, o denli yiğitlik sayılıyor. Yel hiç kül kaldırmazsa, çok kötü..." Mangalda kül bırakmaz" sözü, sonradan bir alay sözü olarak kullanılmış olsa bile, kabadayılığı, yiğitliği anlatmak için söylenir.