Yokuşun Başı (Böyle Gelmiş Böyle Gitmez - 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.746
Gösterim
Adı:
Yokuşun Başı
Alt başlık:
Böyle Gelmiş Böyle Gitmez - 2
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
455
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759038977
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesin Yayınları
Baskılar:
Yokuşun Başı
Yokuşun Başı
Yokuşun Başı
Yokuşun  Başı
Babam Dünyaların en iyi babası benim babamdır Düşmandır düşüncelerimiz Dosttur ellerimiz Dünyada tek elini öptüğüm Babamdır Kırkım geçtin adam olmadın der Başım önümde dinlerim Önünde tek baş eğdiğim babamdır Sabahlara dek Kur'an okur Anamın ruhuna İnanır ona kavuşacağına Bana gâvur der diş bilemeden Dünyada tek bağışladığı ben Tek bağışladığım odur Başım derde girdikçe bakar çocuklarıma Bitürlü ölemiyorum der senin yüzünden Çocuklar ortada kalacak Ölemez kahrımdan benim Yaşamak zorunda benim yüzümden Gözlerindeki ateş bakışlarında söner Tuttuğun altın olsun der Çocukluğumu tek anlayan odur Dünyaların en iyi babası benim babamdır
455 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10 puan
Sevgili DOSTLAR!
Yol ile başladığım yolculuk Yokuşun Başı ile devam etti. Nusret zorlu bir yoldan giderken, şimdi karşısında bir yokuş var ve o yokuşu çıkmak zorunda. Bakalım o zorlu yokuşu nasıl çıkacak?

On iki yaşında bir çocuk düşünün. Elinde hiçbir olanak yok, hiçbir gelir yok. Ama azim var. Ben yapacağım, ben başaracağım diyen bir azim. Ve ölüm döşeğinde annesinin söylediği sözler. Sanki sadece annesine verdiği sözü tutmak için başarmak istiyor.

"— Oğlum yatılı okulda okuyor ya, onun için gözlerim açık ölmüyorum..."

Yokuşu çıkmak kolay mı sanıyorsunuz? Hele de çok sevdiği annesini kaybettikten sonra. Ama yok başarmak zorunda, ne olursa olsun başaracak.

Çok sevdiği Darüşşafaka'ya gidemiyor, babası olduğu için. Oysa o kadar çok istiyor ki okumayı. Önce bir gün, sonra iki gün derken Nusret okuldan kaçmayı alışkanlık haline getiriyor.

"Babam sağ olduğu halde, yalnız babasız çocukların okutulduğu Darüşşafaka'ya gitmek istemediğim için okuldan kaçıyordum." s. 25

Üstüne bir de babasını inkar etmesi var. Mümkün mü çok sevdiği babasını inkar etmesi?

"Bir çocuğun babasını, hem de çok sevdiği, beğendiği babasını inkar etmesi kadar acılı üzünç verici başka ne olabilir?" s. 25

Hem okumak istiyor, hem okuldan kaçıyor. Tam bir çıkmazda. Daha o yaşta acı bir dram yaşıyor. Yalanlar üstüne yalanlar söylüyor.

—Ne oldu? Neden geldin oğulcuğum?
—Okul tatil üç gün... Bulaşıcı hastalık varmış da..." s. 70

Babası her defasında sözlerine inanıyor. En sonunda da babasına okuldan atıldığı yalanını söylüyor. Ama okumayı o kadar çok istiyor ki, vazgeçmiyor. Sonunda mücadele boşa çıkıyor ve Nusret 5. sınıfta devamsızlıktan kalıyor.

"Ah, beni alsaydı okula yeniden..., ah alsaydı... Bir daha hiç kaçmazdım okuldan, ama hiç mi hiç... Hem de öyle çalışır, öyle çalışır, öyle çalışırdım ki..." s. 93

Yok olmaz böyle. Mutlaka para kazanmalı. Ne yapmalı, nasıl yapmalı? Koyuyor kafasına, kaçacak. Nasıl olsa gittiği yerde bir iş bulur. Bir sabah babasının cebinden para alarak atlıyor bir trene ve kendini İzmit'te buluyor. Orada şans ondan yana oluyor. Parkta karşılaştığı iki iyi yürekli öğretmen, onu yeni harfleri öğrenmek için kurs gördükleri okula götürüyor. Herkes şaşıp kalıyor. On iki yaşındaki bir çocuk, onların öğrenmek için çırpındıkları yazıyı nasıl bilebilir! O yaşında öğretmenlik yapıyor. Biraz da böbürlenerek tabi. Ve şansa bakın ki Galip Amcası da orada. Herkes bu zeki öğrenciye yardım etmek için uğraşıyor ve onu sınava sokuyorlar. Sonunda da 5. sınıf diplomasını alarak evine dönüyor. Yaptığı yolculuktan kazançlı çıkıyor.

Nusret artık çok sevdiği okula devam edebilecek. Babasını kimseden saklamak zorunda olmadan hemde. Ve meşhur "Hababam Sınıfı"nın olduğu okula başlıyor. O artık Vefa Ortaokulu'nda. Büyük bir hevesle başlıyor. Ama yok yine olmuyor.

"Ders kitaplarından ikisini alsam biri eksik kalıyor, defterleri alsam pergel eksik. Yavaş yavaş okuldan soğuyorum." s. 115

Üstüne bir de her gün adalardan okula gidip gelmek var. Altı saati, bazen yedi saati yollarda geçiyor.

"Hergün yedi saati okul yollarında geçen bir öğrenci... Oysa çok çalışmaya, başarısızlıklarımı kapamaya kesin karar vermiştim." s. 130

Tabi bir de yol parası var. Ah Nusret! Sırf yol parası vermemek için ne çareler düşünüyorsun. İstemediğinden değil ki, parası yok. Ne yapsın garibim. O da istemez mi herkes gibi vapurda göğsünü gere gere gitmeyi. Ama olmayınca olmuyor.

Zorlu yol koşulları, üstüne bastıran kış Nusret'i yine okuldan uzaklaştırıyor. Ders çalışmaya bile zaman bulamazken nasıl başarılı olacak? Nusret yıl sonunda devamsızlıktan kaldığını öğreniyor. Babasına ne diyecek şimdi? Bu sefer de, İzmir'de bir okul kazandığı yalanını atıyor. Babası yine inanıyor. Her koşulda ona inancı sonsuz çünkü.

"Babam bana hep güvenmiştir." s. 113

Babası İstanbul'da iş bulduğu için artık Heğbeliada'da da oturmak zorunda değiller. E, İzmir'de uzak ne yapsın, mecbur evine en yakın okula gidecek. Davutpaşa Ortaokulu'nda 5. sınıftan başlıyor tekrar. İkinci kez aynı sınıfta, ama önceki yıl doğru düzgün okula gitmediği için hiçbir şey bilmiyor. Tek çare çalışmak... Gaz lambasının ışığında, zamanını boşa harcamadan çalışmak. Annesine söz verdi. Başaracak... Hayali resim öğretmeni olmak. Resim yapmayı çok seviyor çünkü. Üniversiteye gitmek istiyor. Ama imkansız.

"Yaşadığım o ev koşullarında tek odada, babamla bir yatakta yatarak, gaz lambası ışığında ve masasız bir küçük evde çalışarak nasıl liseyi bitirebilir de üniversitede okuyabilirdim? Olanaksızdı." s. 234

Davutpaşa Ortaokulundaki çok sevdiği iki arkadaşı askeri okula gitmek için ikna ediyorlar. İstemese de mecbur boyun eğiyor. Çünkü büyük adam olmak istiyor.

"E, ben de büyük adam olmak istiyordum. Büyük adamlığın yolu askerlikten geçtiğine göre, ister istemez asker olmak zorundaydım." s. 235

Nusret artık, Çengelköy Askeri Ortaokul öğrencisi.

"Yatılı bir okula girdiğim için çok sevinçliydim, çünkü düzenli bir yaşam içindeydim. Bize verilenleri, bize sağlananları hak etmek için kavuştuğum her şeye layık olmaya çalışıyordum." s. 268

Okulunu o kadar çok seviyor ki, tatillerde bile eve gitmek istemiyor. Yaşayamadığı çocukluğunu doyasıya yaşıyor.

"Daha önceki günlerimde çocukluğumu yaşayamadığım, çocukça oynayamadığım için, cuma günleri arkadaşlarla yaptığımız bu eğlenceli ve serüvenli kır gezintilerinden doyumsuz tat alır, sonsuz mutlu olurdum." s. 315

Hem yatılı okuyacaksın, hem çok çalışkan olacaksın, hem de sevileceksin, kolay mı? Çok çabalıyor ve sonunda başarıyor. Hem arkadaşları tarafından seviliyor, hem öğretmenleri tarafından örnek gösteriliyor.

"Sınıf birincileri, çalışkanlar sevilmezken, beni arkadaşlarımın sevmelerinin başlıca nedeni, elcil oluşum, onlara yardım edişim, sonraları da bunu isteyerek, içten yapışımdı." s. 375

Yatılı okulda yaşanan olumsuzlukları okurken bir çok olaya şahit oldum. Hayatı sönen onlarca çocuğun dramı içimi yaktı. Olmaz dediğim o kadar çok olay varki. O konulara girmek istemiyorum. Okuyan çok şey görecek. Zaten Aziz Nesin'de o olayları yazıp yazmamak konusunda çok tereddüte düşmüş, ama sonunda yazmaya karar vermiş.

"Nitekim o toplumsal cengelden, on onüç yaşlarında pekçok çocuk, ya ağır ahlaksal yaralar alarak geçip gittiler yada ahlaksızlığın bataklığında boğulup kaldılar." s. 244

Yatılı okulun en büyük şansı olarak öğretmenlerini görüyor. Onlar sayesinde bu günlere geldim diyor.

"Bana öyle gelir ki, sanki dünyanın en iyi öğretmenleri benim öğretmenlerimdi." s. 378

Nusret kendine sunulan fırsatı en iyi şekilde değerlendiriyor ve her yıl sınıfının birincisi olarak ortaokuldan mezun oluyor. O artık Kuleli Askeri Lisesi öğrencisi.

Nusret, tırnaklarıyla kaza kaza yokuşu çıktı. Her defasında aşağı düşse bile, yine de vazgeçmedi. Onun yerinde kim olsa belki de bataklıkta boğulup gidecekti. Ama çok sevdiği annesi ona her zaman güç verdi.

"Ne olursa olsun, hangi pis çukura düşsem, annemin son sözlerini içimde duyar, kendimi o çukurdan kurtarmaya çalışırdım." s. 157

Yokuşun başına gelen Nusret, artık Yokuş Yukarı çıkmaya hazır. Yolun açık olsun Nusret. Sen her şeyin en iyisine layıksın.

Sevgili Aziz Nesin, okudukça seni daha iyi tanıyor, tanıdıkça seni daha çok seviyorum. Özellikle de yaşadığın onca zorlukları nasıl aştığını öğrendikçe bana umut oluyorsun. Herkes seni tanımalı, tanımak için de okumalı. Hem de geç kalmadan...
510 syf.
·1 günde·10/10 puan
Kendisiyle geç tanıştığımız yazarın anılarının yer aldığı ikinci kitabı.
Aziz nesin in otobiyografik kitabını okurken o zaman ki şartları, mahalle baskısı ve toplumsal sorunları ile ilk kitapta olduğu gibi bu kitapta da çok güzel değinerek anlatmış yazar. Kitabı okurken o zamanda yaşadığımı hissettim resmen. Beni benden alıp götürdü.
Şimdi kendime kızıyorum. Aziz Nesin'e bu kadar ön yargılı davranıp okumadığım için pişmanım. Ama çevremde Aziz Nesin okumak hoş karşılanan bir şey değildi. Ama şimdi kimseye değil kendime kızıyorum. İnşallah tüm kitaplarını okumayı düşünüyorum yazarın..
Yazarımızın yaşadığı zorlukları, kişiliğinin nasıl şekillendiğini öğreniyoruz bu kitapta.
Mutlaka okumanızı öneririm.
İyi okumalar..
Kitapla kalın...
  • Yol
    9.3/10 (117 Oy)125 beğeni302 okunma918 alıntı4.738 gösterim
  • Aferin
    8.5/10 (62 Oy)53 beğeni199 okunma125 alıntı1.773 gösterim
  • Aşkım Dinimdir
    8.7/10 (36 Oy)41 beğeni112 okunma216 alıntı2.198 gösterim
  • Tek Yol
    8.8/10 (65 Oy)59 beğeni192 okunma221 alıntı2.206 gösterim
  • İt Kuyruğu
    8.6/10 (42 Oy)38 beğeni165 okunma157 alıntı1.819 gösterim
  • Nazik Alet
    8.7/10 (46 Oy)39 beğeni158 okunma32 alıntı1.329 gösterim
  • Yüz Liraya Bir Deli
    8.7/10 (89 Oy)67 beğeni272 okunma140 alıntı1.837 gösterim
  • Alev
    7.2/10 (52 Oy)35 beğeni133 okunma153 alıntı2.174 gösterim
  • Hayvan Deyip de Geçme
    8.6/10 (41 Oy)38 beğeni154 okunma108 alıntı1.808 gösterim
  • İnsanlar Uyanıyor
    7.7/10 (42 Oy)45 beğeni215 okunma198 alıntı1.620 gösterim
455 syf.
·27 günde·Puan vermedi
Tarih sadece tarih kitaplarından öğrenilmez. Anı kitapları tarihi öğrenmenin, o dönemin içinde kendini hissetmenin daha kolay ve daha öğretici yoludur. Aziz Nesin'in 3 ciltlik serisi de bunu yansıtıyor.
Bu cildinde Nesin eğitim macerasına ve çoğunlukla askeri okul hayatına yer vermiş.
Aziz Nesin hayranlarının ve tarihi satır aralarında bulmayı sevenlerin ilgilisini çekebilir.
455 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Babam Dünyaların en iyi babası benim babamdır Düşmandır düşüncelerimiz Dosttur ellerimiz Dünyada tek elini öptüğüm Babamdır Kırkım geçtin adam olmadın der Başım önümde dinlerim Önünde tek baş eğdiğim babamdır Sabahlara dek Kur'an okur Anamın ruhuna İnanır ona kavuşacağına Bana gâvur der diş bilemeden Dünyada tek bağışladığı ben Tek bağışladığım odur Başım derde girdikçe bakar çocuklarıma Bitürlü ölemiyorum der senin yüzünden Çocuklar ortada kalacak Ölemez kahrımdan benim Yaşamak zorunda benim yüzümden Gözlerindeki ateş bakışlarında söner Tuttuğun altın olsun der Çocukluğumu tek anlayan odur Dünyaların en iyi babası benim babamdır.
Aziz Nesin
Hikaye kalan yerden devam ediyor. İlk kitapta ilkokul yıllarındaki insan ve memleket manzarasını bizlere sunan Aziz Nesin bu eserde bizler ortaokul dönemini ve askeri okulda yaşadıklarını anlatıyor. Kimi yerlerde sıkılmış olsam da Aziz Nesin'in bazı olaylar ve kişiler hakkında düşünceleri gerçek manada o dönemde canlı şahit olmamızı sağlıyor. Üçüncü seriyi okuyup tüm hayatı hakkında konuşmak dileği ile...
.
455 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Merhaba; bir yazarı tanımayı, onun tecrübelerini okumayı ve gelişim sürecigi öğrenmeyi çok değerli buluyorum her zaman. Ve Aziz Nesin'in serisine de bu sebeple basladım. Serinin 1. Kitabj şahaneydi; onun çocukluk aniları ve taflı telaşları okurken bizi oldukca mutlu etmişti. Fakat 2. Kitaba gelince okurken oldukca zorlandım. Çünkü çok fazla 3. Kisilerden bahsetmişti ve duygudan ziyade eylemlere daha fazla yer vermişti. Üstelik kronolojik sıralamada yoktu aklina heldikce yazmış gibiydi.
Aranızda yine de bu 2. Kitabı sevenler ve severek okuyacaklar mutlaka vardır. Fakat brn Aziz Nesin'in duygularına daha fazla önem verip, daha fazla merak ettigim için, arkadaşlarınin yaptıklarını, yasadıklarıni okumak cok hoşuma gitmedi.
Hatta bir yerinde şöyle bir cümle vardı "şimdi bunları size niye anlattım bilmiyorum. Bir onemi varmıydı, yoktu. Ama anlatmak istedim anlattım" Bence bu alıntı kitabı güzel bir şekilde özetliyor.
Serinin 3. Kitabı için heyecanlıyım. Okuduktan sonra onunla ilgili fikirlerimi paylaşırim.
Herkese keyifli okumalar dilerim.
Youtube kanalım için;
https://www.youtube.com/...YAdpca9gSpXaa33F04Cw
455 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Aziz Nesin’in bu kitapını okurken kendimi Türk tarihinin içinde buldum.Anlattıkları sanki 1800’lü yıllar gibi insanın inanası gelmiyor.Ayrıca okurken bu olayları yazarın samimiyetiyle okumak çok güzel mutlaka herkesin bu kitapı okumasını öneriyorum.
455 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kurtuluş Savaşından daha yeni çıkmış bir ülkede yoksul bir çocuk ve öğrenci olmanın nasıl bir şey olduğunu anlamak için, Aziz Nesin ile birlikte o yılların Türkiyesini, insanlarını ve herkesin kaleme almaya cesaret edemeyeceği olayları görmek için Aziz Nesin'in hatıratını okumalıyız.
455 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Aziz Nesin'in mizahi diliyle anlattığı bu 2 kitap okumaktan mutluluk duyduğum kitaplar serisine eklenmiş bulunmaktadır. Toplum sorunlarını öyle güzel yerden yakalamış ki okurken gülsek mi ağlasak mı karar veremiyoruz..
511 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Aziz Nesin’in 1927-1931 yılları arasında yani 12-16 yaş arasındaki yaşam öyküsü Yokuşun Başı.
Davutpaşa lisesi ve ardından askeri okula yazılışı ,artık okuldan kaçmayıp sınıfın en iyi öğrencilerinden biri oluşuna, alaycılığı neden öğrenmek zorunda kalışına, o zamanın öğretmen kalitesine ve askeri okuldan kendisinin de aslında pek de yazmak istemediği şekilde askeri okulda erkek öğrenciler arası tuhaf cinsi ilişkileri okuyoruz .O günün resmi adeta kitap ve ayrıca o günlerin Türkiye’sinde kadın erkek arkadaşlığının mahallenin küçük çocukları arasında bile olmadığına rastlıyoruz.Toplumun bugünkü halini anlamak için okumalıyız derim
Bütün öğrencilik yaşantımda hiç kopya yapmadığım, kopya yapmayı gereksinmediğim halde, sınavlarda her isteyen arkadaşıma kopya verdim.
Aziz Nesin
Sayfa 348 - NESİN YAYINEVİ 13. BASKI
Öğrencilerin büyük çoğunluğu tembel, derslere ilgisiz olduğu için çalışkanlara düşmandılar. Parmak kaldırıp derse kalkmak isteyenlerle "ukala", yani bilgiçlik taslıyor diye alay ediyorlardı.
Aziz Nesin
Sayfa 269 - NESİN YAYINEVİ 13. BASKI
....altı gece üstünde yattığımız pantolon kendiliğinden ütülenmiş olurdu. Buna "bekar ütüsü"  deniliyordu.
Aziz Nesin
Sayfa 264 - NESİN YAYINEVİ 13. BASKI
Anneniz, eşinizle çocuğunuzla birlikte sandaldayken, sandal devrilip hep birden denize düşseniz, sizden başkası da yüzmek bilmese ve yalnız içlerinden birini kurtarabilecek olsanız, hangisini kurtarırdınız?
Aziz Nesin
Sayfa 423 - NESİN YAYINEVİ 13. BASKI

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yokuşun Başı
Alt başlık:
Böyle Gelmiş Böyle Gitmez - 2
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
455
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759038977
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesin Yayınları
Baskılar:
Yokuşun Başı
Yokuşun Başı
Yokuşun Başı
Yokuşun  Başı
Babam Dünyaların en iyi babası benim babamdır Düşmandır düşüncelerimiz Dosttur ellerimiz Dünyada tek elini öptüğüm Babamdır Kırkım geçtin adam olmadın der Başım önümde dinlerim Önünde tek baş eğdiğim babamdır Sabahlara dek Kur'an okur Anamın ruhuna İnanır ona kavuşacağına Bana gâvur der diş bilemeden Dünyada tek bağışladığı ben Tek bağışladığım odur Başım derde girdikçe bakar çocuklarıma Bitürlü ölemiyorum der senin yüzünden Çocuklar ortada kalacak Ölemez kahrımdan benim Yaşamak zorunda benim yüzümden Gözlerindeki ateş bakışlarında söner Tuttuğun altın olsun der Çocukluğumu tek anlayan odur Dünyaların en iyi babası benim babamdır

Kitabı okuyanlar 173 okur

  • Feyza Uysal
  • okuyannn
  • Murat Tandoğan
  • Kendine Tanık
  • Safa
  • Kudret
  • Emir
  • Bohem okur
  • Tolga Uzun
  • Berfin Ceren Önal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46 (23)
9
%18 (9)
8
%10 (5)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%2 (1)
3
%2 (1)
2
%0
1
%0