Puan vermedi·147 syf.··
2026 254. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:12
Kitap güzel başlamıştı samimi diliyle anadoluda bir köyde gezintiye çıkmış gibi hissetmiştim ama birkaç yerde hayal kırıklığı yaşadım. Kitaplık açılışına duanın zararı yoktur derken faydası yoktur ama zararı da olmaz gibisinden bir kinaye hissetmiştim ama tam emin olamamıştım ki köyün imamına ''Allah kazancı mübah saymıştır. Üzümden şarap yapmakla kazancımızı sağlıyoruz. Allah bunu yukarda görüp durur biz işimize bakalım. Bakınız sapla samanı karıştırmayınız Allah Kuranda şarabın sarhoş olup gönül kıracak derecede içilmesini yasaklamıştır. Sağlık için her gün bir bardak şarap içmek faydalıdır.'' şeklinde nasihat verdirince yazar emin oldum. Dini konuya hiç girmeyebilir yazar ama fetva verecek derecede özellikle gençleri ve dini bilinci olmayanları etkileyebilecek dini safsataları kitapta sunmak yakışmaz diye düşünüyorum. Kitabın ana fikri herkes okusun çok doğru ama okuduğu şeyleri de iyi seçmek şartıyla.
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
Puan vermedi·187 syf.··
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 15:57
Şimdi benim yapabileceğim,sinirimi bozan 3 büyük ciddi eleştiri var. Fuzuli hoca şüphesiz Türkolojiye çok büyük katkı sağlayan, önemli araştırmaları olan bir hocamız. Lakin 1.Kitabın özellikle sonuç kısmında feminist araştırmacıların yanlı olduğu ve gender meselesine yanlı yaklaştığı ama erkek araştırmacıların da konuyu araştırmalarıyla daha sosyolojik çıkarımlarda bulunulduğu iddiası var. Bu ilk olarak akademik anlamda korkunç bir önyargının, genellemenin ve mansplaningin bir örneği. Elbette sadece gender değil herhangi bir konuya yanlı yaklaşan ve bunu bir ideolojinin çatısı altında yaptığını iddia eden bir sürü kişi var ama sapla samanı ayırt etmek bu kadar zor olmasa gerek. Öyle içselleştirilmiş bir kadın düşmanlığı ve erkek kutsiyeti var ki, feminist araştırmaları sosyolojik saymayıp ancak erkekler araştırınca sosyokültürel çıkarımlarda bulunabildiğine işaret etmiş hoca. İnanılmaz rahatsız edici bir bakış açısı, asıl YANLI olanın bu bakış açısı olduğunu söylemekte fayda var. 2.Kadın şamanlarının güçlü olması ya da ilk şamanın kadın olabilmesi ihtimalinin kuvvetinin yanında, bunun sebebini kadının "kadın" olmasına bağlamış hoca. Bu şamanların toplum içinde saygın ve yetkin görülmelerinin sebebinin doğurganlık olduğunu işaret etmiş ama bu kadın şamanların bilgi ve yetilerinin bu saygının sebebi olabileceği konusu oldukça üstünkörü geçilmiş. Kaldı ki hem niçin ilk şamanın kadın olabileceği sorusu doğurganlıkla ilişkilendirilmiş hem de kadın şamanların doğum yaptığında güçlerinin azaldığına dair inanıştan da söz edilmiş. Bu durumda ikinci anektot ilk analizle çeliştiği için tekrar gözden geçirilmesi yerinde olurdu. 3.Kadın şamanların azalması ve erkek şamanların yoğunlaşmasında ataerkilliğin etkisine değinilmiş fakat bununla ilgili esaslı bir sosyolojik inceleme
Türk Kültüründe Kadın ŞamanFuzuli Bayat · Ötüken Neşriyat · 2015369 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·112 syf.··
2026 24. kitabı
·
359 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 10:18
Yorumumu kitabı okumak isteyen kişileri etkileme amacıyla değil, ne düşündüğümü unutmama amacıyla yazıyorum. Kitabın asıl adında ek olarak “çekiçle nasıl felsefe yapılır” ibaresi yer alıyor, gerçekten isminin hakkını veriyor. Hristiyanlık ve Platon öğretilerine dair eleştirisinde yer yer hak verdiğim noktalar vardı, mesela din ve ahlak anlayışlarını birbirinden ayırıp insanın sezgisel bir ahlak anlayışı olması fikrinin aslında dini öğretilerin ne kadar içimize işledğini gösterdiğini savunuyor. Antik Yunan öğretileri Hristiyan felsefesinin temeli olduğu için ikisini birlikte yıkma girişimi hoşuma gitti. Fakat yine de bunların yerine koyduğu yaklaşımlara kendimi yakın bulmadım. Bu kitap aslında aforizmalarıyla ünlü, ben diğer yorumlarda olmayan birini buraya eklemek istiyorum: “Kadının derin olduğu kabul edilir - neden? Çünkü asla inilemez onun temeline. Kadın, sığ bile değildir henüz.” Bu kadar cinsiyetçiliği ve elitistliği ön planda olan eserler okuyunca kendimi sürekli bir içsel tepki halinde buluyorum. Sanırım işin sırrı bu tepkilere rağmen sapla samanı ayırabilmekte. Yine de bütüncül olarak baktığımda öne sürdüğü dünya görüşü hiç arkasında durabileceğim bir görüş gibi hissettirmiyor.
Putların AlacakaranlığıFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20218,3bin okunma
Etkisinden çıkılmayacak bir kitap
Puan vermedi·120 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 01:06
"Hafıza sapla samanı çok iyi ayırır.Büyük olaylardan on yıl , yirmi yıl sonra bunların insanın içinde hiç bir etki yaratmadığı ortaya çıkar. Sonra insan günün birinde bir avı, bir kitabın bir yerini ya da bu odayı hatırlar." . İki dostun 41 yıl sonra tekrar karşılaşacaklarını hissederek; yaşadıkları onca yıldan sonra, yaşananların arkadasında ne olduğunu öğrenmeye çalıştıkları samimi bir hesaplaşma... Artık hayatlarının büyük kısmını tamamlamış olmanın bilinciyle de geçmişteki izlerine derin bir bakış....Hem felsefi hem psikolojik unsurlar barındıran bu kitapta hepimize dokunacak birşeyler olduğu kesin. O iki dost sohbet edip,hayatı sorgularken; bende yanlarında o sohbetin içinde sorulara benim cevap vermem gerekiyormuşçasına bir dikkatle okudum bu güzel kitabı.Bazı kitaplar bittikten sonra bi an var sadece bakakalıyorsun öylece , ne yapacağım ben bu kitaptan sonra dercesine. İyiki rastlaştık
Edebiyat
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,6bin okunma
7/10
·328 syf.··
2025 55. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 21:47
“Biz, insanlığın sevdalılarıydık.” Demir Ökçe, Jack London 336 sayfa, İş Bankası Kültür Yayınları Ernest, yüreği devrim ateşiyle dolu, sisteme her yönüyle oldukça hakim, ve içindeki bu devrim ateşiyle gözünü karartmış bir genç adamdır. Eşinin günlüklerinin yazıya döküldüğü eserde, başta bir aşk hikayesi okuyacakmışız gibi olsak da daha sonradan sert bir sistem eleştirisi ve sosyalizm güzellemesi okuyoruz. Ernest’in kitleleri nasıl etkilediğini, iç savaşa sürüklenen bir toplumu, ortalığın kan gölüne döndüğü bir hareket okuyoruz. Sapla samanın birbirine karıştığı, iyi niyetlerle çıkılan yolların ne denli sarp hale dönüştüğünü gözler önüne seriyor Jack London. Sosyalizmin yüceltildiği, mevcut sistemin sertçe yerildiği bir roman Demir Ökçe. Başta oldukça akıcı başlasa da sonradan sistem ve devrim üzerinde derinlemesine cümlelerin yer aldığı eseri okurken ben açıkçası keyif alamadım. Başlarda hikaye kendine çektiyse de daha sonradan süregelen bir tekrarlar dizisi okumuşum gibi hissettim. Distopya türünün ilk örneklerinden sayılıyor eser. Buna rağmen oldukça gerçekçi olaylar okuyoruz. Bu kısmı etkileyiciydi. Distopik eserleri sevenler için güzel bir tercih olacaktır. Meraklılarına keyifli okumalar dilerim #alıntı “İnsanın karnını doyurana kadar ruhuna yardım edemezsiniz.”
Edebiyat
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
9/10
·151 syf.··
2025 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 22:00
Normalde pek kişisel gelişim ya da motivasyon kitaplarından hoşlanmamama rağmen kitabı eşim aldığı için bir şans vermek istemiştim. Beni gerçekten ters köşe yaptı. Şöyle ki; son zamanlarda şişirilmiş motivasyon kitapları, 777, 333, aldım kabul ettim muhabbetleri beni sıktığı gibi aşırı da saçma geliyordu. O sebeple sapla samanı ayıramadığımız bir dönemden geçtiğimiz için bu tarz okumaları reddediyordum. Ta ki bu kitabı okuyana kadar. Öyle derin ya da bilmediğimiz şeyler yazmıyor fakat gerçekleri öyle sade dile getiriyor ki yüzleşmemek imkansız hale geliyor. Kitapta yazanları ben de 4-5 senedir kendi zihnimde düstur edinmeye gayret ediyordum açıkçası. Yakınlarıma ve sevdiklerime kendimi adamak, minimum beklentiye sahip olmak, yetinmek, sadeleşmek, işime kendimi adamak, bir takım amaçlar edinmek, cahille muhabbeti kesmek gibi Ve benim dönüm noktam herkesi olduğu gibi kabul etmekle başladı. Kimseden beklentiye girmemek böylece. Bu evlat, eş, anne, baba olsa dahi. Bir şey yaptığımda karşılık beklemeden yapmak daha çok haz verir oldu ve gerçekten daha çok dönüt almaya başladım. Canımı sıkan insanlar ya da durumlar karşısında da saygı çerçevesinde meramımı anlatıp, sınırımı çiziyorum, anlaşılamadığım durumlarda da uzaklaşmayı ya da diyaloğa girmemeyi tercih ediyorum. Büyük rahatladığımı itiraf etmeliyim. Hala tabi ki herkes gibi öfkelendiğim, endişelendiğim, korktuğum durumlar oluyor. Fakat bunlarla yüzleşip kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum. Tepkilerimi dizginliyorum. Umarım daha da muvaffak olurum, oluruz hepimiz ve mutluluğun tadına doyasıya bakarız. İyi okumalar…
Düşüncenin GücüJames Allen · Koridor Yayıncılık · 20084,978 okunma