Samuel Beckett Külliyatı #3
6/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 19:50
Beckett’in sarsıcı üçlemesinin ikinci kitabı olan Malone Ölüyor, eylemin tamamen durduğu, hikaye anlatıcılığının kendi üzerine çökerek can çekiştiği bir bekleme odasına davet ediyor resmen okuru. İlk kitap olan Molloy'daki o fiziksel, acı verici sürünüş ve arayıştan bahsetmiş idim, ikinci kitabında ise bu arayış bitmiş; yerini, kimin olduğunu bilmediği bir odada, bir yatağa çakılı halde ölümü bekleyen Malone'un mutlak eylemsizliğine bırakmış Beckett. Bu eserde artık Malone dış dünyadan tamamen kopmuş durumda. Sahip olduğu tek şey; bir defter, bir kalem ve yatağından uzanıp bastonuyla kendine çektiği birkaç zavallı eşya. Dış dünya, sadece pencereden sızan ışıktan ve uzaktan gelen anlamsız seslerden ibaret. Dış dünyayla tüm bağlarını koparmış, insanlarla yüz yüze gelmekten kaçınan ve sadece önüne konan fotoğraflara bakarak yağlı boya portreler çizen asosyal bir ressamın zihniyetini kavramak için Malone’un bu odası son derece sarsıcı bir ontolojik zemin oluşturur ayrıca. Odanın sınırları, bilincin sınırlarına dönüşür. Eşyaların (boyaların, fırçaların, fotoğrafların veya Malone'un tükenmekte olan kaleminin) varlığı, yüce bir yaratıcılığın araçları olmaktan çıkar; ölümü, hiçliği ve anlamsızlığı unutturmak için kullanılan zavallı oyalayıcılara dönüşmüş durumda. Manik ve bipoların zirvesi bu adam. Diğer yandan Malone ölümü beklerken zaman öldürmek zorundadır. Vakit geçirmek için hikayeler uydurmaya karar verir (Sapo ve daha sonra Macmann adını alan karakterler yaratır). Ancak bu yaratım süreci sancılıdır, isteksizdir ve neşeden bütünüyle yoksundur. Romanın sonlarına doğru kurgu ile gerçeklik birbirine girer. Malone'un bilinci zayıfladıkça, yarattığı karakter Macmann'ın hikayesi ile kendi ölümü arasındaki sınırlar erir. Kitabın sonunda kelimeler teklemeye, cümleler
Malone ÖlüyorSamuel Beckett · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018326 okunma
İnsan Öyle Boş Bir Yere Ait Hisseder Mi?
10/10
·384 syf.··
2026 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 20:13
"O isme layık olmak içim çabalayacağım." Evet bir serinin daha sonuna geldik.Bu incelemeyi yazarken hüngür hüngür ağlıyorum çünkü ben bu seri hiç bitmesin istemiştim.Hep orada kalsın ama bazı şeyler bitmeli. Her şey bir konakta başlıyor aslında.Ana karakterimiz Kurara'nın ve Haru'nun hizmetçilik yaptığı konakta.Kurara bir hünerbaz.Hünerbaz kağıdı zihin gücü ile istediği hale getirebilen anlamına gelmekte.Bu iki arkadaşı okuyoruz ilk sayfalarda.Sonra konağa yeni biri geliyor.Himura.Kurara'ya yanına almak istiyor çünkü Himura da bir hünerbaz.Himura'nın teklifini reddediyorlar ama çıkan kargaşa ile onun yanında gitmek zorunda kalıyor ikilimiz.Çünkü bir şikigami saldırıyor konağa.Şikigami ise kagıttan canavarlar.Hikayemiz böyle başlıyor. Kurara'nın ismini de atlamayacağım.Japoncada neşe ve hüzün anlamına gelen kelimelerin birleşiminden oluşuyor.Küçük kızım benim. Bu serinin bende yeri çok ayrı çünkü belki de şuan yazdığım kurguyu yazmama çok yardımcı oldu.Bu seri çok şey öğretti bana.Çok fazla şey kattı.Bu yüzden herkesin bu kurguyu okumasını istiyorum.Herkes okuyabilir her yaştan herkes.Çünkü bu kurgunun bor yaşı veya sınırı yok.Asi gökler evreni herkes için. Serinin son kitabı olarak değerlendirecek olursak gerçekten mükemmel ötesi bir final kitabıydı.Her şeyi çok güzel anlatmış Ann ve en önemlisi çok güzel kurgulamış evreni.Kitapta işlenen dostluklar çok derindi.Haru ve Kurara,Mana ve Himura,Sayo ve Tomoe. Bu serinin bana kattıklarına gelecek olursak: Bedel ödemeden hiçbir şey kazanılmaz. Öncelikle bu söz beni çok yıprattı.Gerçekten de bedel ödemek lazım bir şeyler için.Aslında her şey için.Ödediğimiz bedeller çok acı oluyor bazen.Kazanmak için kaybetmek gerekir ya.Öylesine bir oyun hayat.Zirveye çıkarken çok şey kaybedeceğiz.Bu yüzden her şeyden önce
Asi ŞafakAnn Sei Lin · Timaş Genç Yayınları · 202552 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 01:13
Rintaro sıradan liseli bir çocuktur. Daha küçük yaştayken anne ve babası boşanmış, çok geçmeden annesi vefat etmiştir. Bunun üzerine dedesi onu yanına alır. Fakat artık dedesi de ölmüştür ve halası onu yanında götüreceğini söyler. Bu süreçte Rintaro dedesinin Natsuki Kitabevi’nde vakit geçirir. Bu sırada bir ses duyar fakat gelen bir müşteri değil, kedidir. Bu kedi diğerlerinden oldukça farklıdır. Çünkü insan gibi konuşabilmektedir. Rintaro bir an afallasa da bu duruma ayak uydurur. Kedi, bir yerde çok sayıda kitabın kapalı kaldığını ve yardıma ihtiyacı olduğunu söyler. Rintaro bir şey yapamayacağını söylese de ikna olur ve kedinin peşinden gider. Gizemli bir yolculuğun ardından görev yerine ulaşmışlardır. Televizyona ve radyolara çıkan, konferanslar veren, yılda yüz kitap okuduğunu söyleyen bir adam vardır karşılarında. Kütüphanesindeki bütün kitapları, yani elli yedi bin altı yüz yirmi iki adet kitabın tamamını okuduğunu söyler. Rintaro ise onun aslında kitapları sevmediğini, onları buraya hapsettiğini savunur. Adam bir kitabı ikinci kez okumanın vakit kaybı olduğunu düşünürken Rintaro tam aksini söylüyordur. Hararetli geçen bu tartışmanın sonunda adam ikna olur ve bütün kitapları özgür bırakır. Rintaro’nun sınıf arkadaşı Sayo, kitabevine uğrayıp ona ders notlarını bırakıyor ve okula gelmesi için onu uyarıyordur. Ancak Rintaro ona pek kulak asmamaktadır. Bir gün tekir kedi tekrar kitabevine gelir ve Rintaro’dan tekrar yardım ister. Bu defa ise, kitapları kesip kırpan birinden söz eder. Rintaro tekrar yardıma gidecekken Sayo kitabevine gelir ve tekir kediyi görür. Tekir kedi Sayo’nun onu duyamayacağını söyler. Çünkü onu duyması için özel koşulları taşıyan bir insan olması gerekiyordur. Ancak Sayo onu duymuştur. Rintaro istemese de ikinci görev için Sayo da peşlerine
1000Kitap
Kitapları Kurtaran KediSosuke Natsukawa · Turkuvaz Kitap · 20203,520 okunma
Malone ölüyor
Puan vermedi·168 syf.··
2026 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 00:00
Malone ölüyor. Bunu biliyor, biz de biliyoruz. Beckett de biliyor ama yine de 200 sayfa yazıyor. Bir yatakta, hareketsiz, elinde bir kalem. Geçmişi yok, ailesi yok, gidecek bir yeri yok. Molloy yürüyordu en azından Malone'da yürüyüş de bitti. Geriye sadece beklemek kaldı. Ama Malone anlatıyor. Sapo adlı bir çocuk yaratıyor, sonra Macmann adlı bir yaşlı adam. Onları yaşatıyor dünyayla bağ kuramayan, toplumun dışında kalan, anlamsız bir varoluşun içinde debelenen insanlar. Tanıdık mı? Olmalı. Çünkü bunlar Malone'un kendisi başka isimler altında, başka bedenlerle hayatta kalmaya çalışan o son yaşam kırıntısı. Beckett burada çok sinsi bir şey yapıyor: Malone kendi ölümüne bakmak için başkalarının gözlerini kullanıyor. Kendi adıyla var olamıyor artık, ama Sapo olarak, Macmann olarak bir şekilde devam ediyor. Anlatmak duruyorsa o kırıntı da sönüyor. Dil de buna ayak uyduruyor. Cümleler yarım kalıyor, düşünceler buharlaşıyor, hikayeler kontrolden çıkıyor. Molloy'da dil kendini yiyordu Malone'da dil ölüyor. Yavaş yavaş, sayfa sayfa. Roman bir ölümle bitmiyor. Kelimeler dağılıyor, cümleler kesiliyor, sayfa beyazlaşıyor. Beckett ölümü anlatmıyor sadece dilin çöküşünü gösteriyor. Gerisi sessizlik. Godot'da bekliyorduk. Molloy'da yürüyorduk. Malone'da sadece anlatıyoruz ta ki o da bitene kadar.
Edebiyat
Malone ÖlüyorSamuel Beckett · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018326 okunma
7/10
·131 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Bu romanı okurken oldukça zorlandım. Yine de okuduğuma değdi. Malone Ölüyor, önemli bir yazar olan Beckett’tan okuduğum ilk eserdi. Yazarla tanıştığım için mutluyum. Malone bir düşkünler evi ya da tımarhane olduğunu tahmin ettiği bir yerde yaşayan yaşlı bir adamdır. Nerede olduğunu tam olarak bilmez. Yatalaktır ve odasından hiç çıkmamaktadır. Bir kurşun kalem ve defteri de içeren az sayıda eşyası vardır. Bizim okuduklarımız da Malone’un bu deftere yazdıklarıdır. Aklından geçenleri yazar Malone, kendinden ve durumundan bahseder, eşyalarının dökümü yapmaya çalışır, bize üç öykü anlatacağını söyler fakat bu öykülerin hiçbirini anlatmaz. Onun yerine başka öyküler anlatır: Biraz bön bir çocuk olan Sapo üzerine ve düşkünler evine gelen Macmann isminde bir adam üzerine. Sapo ve Macmann’ı anlatırken, hiçbir zaman açık bir şekilde söylemese de, Malone kendi hayatını anlatıyor gibidir. Son olarak da en çok ölümden söz eder. Malone ölmeyi sabırsızlıkla beklemektedir. Roman karmakarışık bir düşünce akışı halinde ilerliyor. Zaten ölmek üzere olan, yaşlı ve büyük ihtimalle akli dengesi yerinde olmayan bir adamın zihninden de başka bir şey beklemek haksızlık olurdu. Önsözde yazan iki şey romanı biraz anlamlandırmama yardımcı oldu. Birincisi Malone Ölüyor modernist ve deneyci, yani geleneksel roman formundan kopmaya çalışan bir metin. İkincisi bu roman varoluşçu düşünceye temas ediyor. Malone dünyaya -diğer herkes gibi- iradesi dışında gelmiştir. Varoluşunun bir anlamı veya amacı yoktur, yalnızca ölüme doğru ilerleyen ıstıraplı bir süreçtir. Ölmek ve böylece benliğinin doğumdan öncesi, zaman ve mekandan bağımsız haline dönmek istemektedir. Ölene dek de varoluşunu anlamak için akıl yürütmeye çalışmakta, fakat sözcüklerin esaretinde olduğu için bunu da yapamamaktadır. Böylece aklından
Malone ÖlüyorSamuel Beckett · Ara Yayıncılık · 1989326 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2025 121. kitabı
Bu kitap bir kısmı şiir, bir kısmı da şiir incelemesi içeriyor. Şiirlerine ve tarzına alışamadım, serbest, kapalı, artık nasıl adlandırılırsa, bende çok fazla rezonans oluşturmadı. Ama şiir incelemesi bir akademik yetkinlik sahibi olduğunu gösteriyor. Zaten şair, aynı zamanda yazar ve eleştirmen olarak da eserler veriyor ve o alandaki eserleri çeşitli dillere çevrilmiş. Kitapta, Mevlana ile Antik Yunan şairi Sapfo'nun şiirleri arasında bir paralellik olduğunu ispatlamaya çalışmış. Bu sayede Sapfo'yu da tanımış olduk.
Kalbi Durmuş ZamandaMehmet Yaşın · Everest Yayınları · 20091 okunma