Tuhaf şey ise, onun bedeninden çok zekasını çekici bulmamdı. Kadınlardaki zekayı bulmak bir afrodizyaktı benim için ve o tanıdığım en zeki insanlardan biriydi.
Genç kadın, heyecanla romanlar okudu. Okumak, ona şimdiye kadar bilmediği şairane ufuklar açmıştı. Şimdiye kadar bedeniyle sevmişti, şimdi kafasıyla sevmeye başladı. Eski kitaplara abone oldu.
Ne yaparsa yapsın etrafını göremeyen bir körün,zaman içinde başka duygularının sivrilmesi gibi,ne yaparsa yapsın etrafındakiler tarafından görülmeyen çirkin erkek de beynini geliştirir.
Şimdi, tüm o kitaplara sahip olan ve onları okuyan, tüm o dilleri bilen ve bilgili olduğundan kuşku duyulmayan o kişi nasıl biridir diye düşünmekten kendimi alamıyordum. İçten içe, onca kitabın varlığı, olağanüstü sayılabilecek bir saygıyla özdeşleşmişti.