Yılmaz Çakır

Yılmaz Çakır
@sargeant
Ne demiş Yunus, Gelin Tanış olalım işi kolay kılalım, sevelim, sevilelim bu dünya kimseye kalmaz, Yaşamın temelinin SEVGİ olduğuna inanan okudukça, insanları gördükçe artık Nihilist.
Eşin Benzerin Yok Granada
Puan vermedi
Kitap dörde ayrılıyordu: Granda Kitabı, Fas Kitabı, Kahire Kitabı ve Roma Kitabı. Tam o anda anladım kitabın bizi bir o şehirde, bir başka şehirde farklı maceralara doğru götürüyor. 1488-1527 yıllarını kapsayan bir dönemi anlattığı için, döneme ait devletler ve imparatorluklar, savaşlar, kaçışlar, sürgünler gibi dönem tarihine dair birçok detayı da kitapta bulabiliyoruz. (Yavuz Sultan Selim 1511-1520)(Kanuni 1520-1566) Endülüs'te kültürel etkinlikler çoktu; bu etkinliklerin ürünleri olan kitapların sabırla yapılan kopyaları Çin'den Uzak Batı'ya dek öğrenim görmüş kişilerin ellerinden düşmüyordu. Sonra insanların ruhsuzlaştığı, kalemlerin kuruduğu dönem geldi. İnsanlar kendilerini Frenklerin düşüncelerine ve geleneklerine karşı korumak için gelenek'i bir kale yapıp kendilerini bu kaleye kapattılar. Granada artık yalnızca yetenekten yoksun, korkak taklitçiler yetiştiriyordu. Ebu Hamr işte bunun yasını tutuyordu. Bu konuda Estağfirullah ona katılmıyordu. Ona göre herhangi bir alanda yenilikler aramak ayıptı. Ona göre en önemli şey, eskilerin yaptıkları gibi Tanrı'nın buyruklarını yerine getirip onları anlamaya çalışmaktı. "Kim gerçeği peygamberden ve yakınlarından daha iyi bildiğini öne sürebilir? Onlar Hak Yolundan uzaklaştıkları, ahlakın bozulmasına, değerlerin yıkılmasına, Müslümanların düşmanları karşısında güçsüz görünmelerine neden oldukları için böyle konuşuyorlar," diyordu. Öte yandan doktor tarihin verdiği derslerin farklı olduğuna inanıyordu. "İslamın en parlak çağı, halifelerin akıllı kişilere ve çevirmenlere altınlar dağıtıp, akşamları yarı esrik ozanlarla hekimlik ve felsefe konularını tartıştıkları dönemdi. Endülüs'ün ise en parlak dönemi, vezir Abdurrahman'ın 'Ey ağlayanlar, dualarınıza sarılın. Ağlamaktansa şişeye sarılın' dediği günler değil miydi?
Kitap Alıntısı
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,3bin okunma
Reklam
Haberim olmaz gidersem, gölgem bile gelemez peşimden.
Felsefe
Edebiyat sayesinde başka birisi olmanın tadına varmak.
Puan vermedi
KENDİSİNDEN; Kitapları küçük yaşımda keşfettim ve annemin bana ilk jurnalimi armağan ettiği günden beri yazıyorum. Edebiyat en yakın dostlarımdan biri oldu hep. Çocukluğumun büyük bir kısmı gerçek dünyada değil de edebi olanda geçti. Buna rağmen yazarlığı hiç hayal etmedim. İstanbul’da doğdum. Doğu Ekspresi’nin son durağı olan kentim bence büyülü bir yerdi. Doğu’yla Batı’nın tam orta yerinde büyüdüğüm için olsa gerek çocukluğum süresince her iki dünyayı gezmeyi, uzak memleketlerde mesken tutmayı düşledim. Tüm hayallerim cebimde, on yedi yaşındayken Boğaziçi Üniversitesi’ne girdim. Sosyoloji Bölümü’nde sıkı bir eğitim gördüm. Lisans diplomamı elime aldığımda düşlediğim hayata nasıl geçeceğimi hâlâ bilmiyordum. Bu yüzden de üniversitede biraz daha kalmaya karar verdim ve yüksek lisans programına yazıldım. Onu da bitirdiğimde feminist kuramdan şarkiyatçılığa, post-sömürgecilikten post-modernizme, toplumsal hareketlerden araştırma yöntemlerine kadar pek çok konuda bilgi sahibiydim ama hâlâ çocukluk hayallerimi süsleyen serüven ufukta belirmemişti. Ufukta beliren tek şey ABD’nin prestijli üniversitelerinden biri olan UCLA’in sosyal antropoloji bölümünde tam burslu doktora programıydı. Ben, düşlerinde dünyanın uzak köşelerine seyahat eden biri olsam da, hakikatte o güne kadar şehrimin Bizans surlarından dışarı pek çıkmamıştım. Amerika’ya gidip akademisyen mi olsam yoksa başka bir şey mi yapsam (ama ne?) diye diye kararsızlık çektiğim uzun ayların sonunda, yirmi sekiz yaşındayken sırtımda bir çanta ile İstanbul’dan ayrıldım ve dümeni Tayland’a kırdım. Bana hayallerimi benden başka kimse veremezdi. Bunu anlamıştım. Sonraki on yılda dünyayı gezdim. Tayland’da yoga öğrendim. Anlamlı ve tatminkâr bir yaşam için enerjimi ne yönde kullanmam gerektiğini yoga sırasında içime bakarak
Edebiyat
Çember ApartmanıDefne Suman · Doğan Kitap · 0476 okunma
O bizi anlamaz biz de onu anlamayız.
Puan vermedi
José Saramago, Portekiz'in Lizbon kentinin kuzeyindeki küçük bir köyde doğdu.(1922-2010) Yoksul bir köylü ailenin oğlu olarak büyüdü. Ailesiyle birlikte taşındığı Lizbon'da öğrenim gördü. Öğrenimi sırasında kırsal kesimde çalıştı. Ekonomik sorunları nedeniyle okulu bıraktı. Makinistlik eğitimi aldı. Teknik ressamlıktan redaktörlüğe, editörlüğe ve çevirmenliğe kadar birçok işte çalıştı. Daha sonra bir yayınevinde, yayın hazırlığı ve üretim departmanında görev yaptı. Diario ve Lisboa gazetelerinde kültür editörü olarak çalıştı. Siyasi yorumlar yazdı. Portekiz Yazarlar Birliği'nin yönetim kurulunda görev üstlendi. 1976'dan sonra kendini tümüyle kitaplarına verdi. 1993'te Kanarya Adaları'ndaki Lanzarote adasına yerleşti. Pilar del Rio ile evlendi. İlk romanı Günah Ülkesi 1947'de yayımlandı. 1995 yılında kaleme aldığı Körlük adlı romanıyla birlikte geniş kitlelerce tanındı, büyük bir başarı yakaladı. Yazarın romanları ve denemelerinin yanı sıra iki şiir kitabı ve oyun kitapları da vardır. José Saramago, 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmaya layık görüldü.Yazarın anlatma biçimi gayet dikkate değerdir ve öğüt niteliğindedir. Kitaplarındaki düz yazılarında, kendine özgü bir yazım stili vardır: Diyalogları düz yazı biçiminde yazar ve noktalama işareti olarak nokta ve virgülden başkasını kullanmaz. Anlatım dili de oldukça muzip, sade ve akıcıdır. Bunlar da, okuyucuyu yazara bağlayan diğer etkenlerdir. Ünlü yazar 18 Haziran 2010 tarihinde, 87 yaşında öldü. Saramago, bir ateistti. 1969 yılında üye olduğu Portekiz Komünist Partisinden ömrünün sonuna kadar ayrılmamıştır. Havva ile Adem’in oğlu Kabil, kardeşi Habil’i öldürür ve Tanrı tarafından lanetlenir. Kabil’in laneti evinden uzakta zamansallık ve mekansallık olmadan yolculuk etmektir. Gittiği yerler arasında Sodom ve
Felsefe
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
"Kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin." - Tarkovski
Felsefe
Reklam