Şarkiyatçılık bir söylem olarak incelenmedikçe, Aydınlanma sonrasında Avrupa kültürünün Şark'ı siyasal, sosyolojik, askerî, ideolojik, bilimsel, imgesel olarak çekip çevirebilmesini -hattâ üretebilmesini- sağlayan o müthiş sistemli disiplinin anlaşılması olanaksızdır.
Şark, Avrupa'nın sadece komşusu değildir; Avrupa'nın en büyük, en zengin, en eski sömürgelerinin mekânı, uygarlıkları ile dillerinin kaynağı, kültürel rakibi, en derin, en sık yinelenen “Öteki” imgelerinden birisidir. (..) Şark, Avrupa'nın maddi uygarlığı ile kültürünün belirleyici bir parçasıdır. Şarkiyatçılık bu bütünleyici parçayı, kültür, hattâ ideoloji düzleminde, bir söylem biçimi olarak -bu söylemi destekleyen kurumlarla, sözcük dağarcığıyla, araştırmalarla, imge dağarcığıyla, öğretilerle, hattâ sömürge bürokrasileri ve sömürge biçemleriyle birlikte- dile getirir, temsil eder.
Uzun bir müddet için sefere gideceğim. Evin ihtiyaçları tedarik olundu. Bir ay için ev verdim. Çocukların nafakaları hallettim. Fakat kendim için yolculuğa çıkacak kadar bir paranın yokluğu yolumu kesmekte idi. bunun için de borçlanmaya karar verdim. Dostların birinden yirmi ruble borç aldım. Hemen bir mâni çıkmadan yola çıkmak üzere teşebbüs etmiştim. O günü Rusya'nın payitaht gazetelerinde Reval mülâkatı, Şark meselesin de kat’! bir karar vereceği haberini getirdi. Zaten İslâm âleminde ümitsizlikten başka birşey yoktu. Türkiye inkılâbının nasıl bir neticeye varacağı meçhuldü. Biz de her zaman uzun ve derince düşünmekle uğursuz Şark meselesi için bir son verileceğine kanaat etmiştik. Fakat mutlaka Osmanlı kahramanları son nefese kadar can feda edeceklerini de düşünürdük. Bundan dolayı ben de kırlangıcın Nemrud’un ateşine ağzıyla su götürdüğünü hatırlayarak uzak doğuya doğru harekete geçtim. Fakat kalbimde yerleşmiş olan uzun seyahati kendimden başka kimse bilmiyor; ailem ise yolculuğun sonunu Ofa, daha ziyade olursa Tomski zannetmekte; ben de ayrılık acısıyla çekişmekte, “Nâr-ı fırkatle dönüp pervaneye, benzedim her hal ile divaneye” mısranı tekrar etmektedim. Çocuklarım ise hazin hazin gözlerime bakmakta idiler.