Kendine olan saygın duygularından daha güçlü olmak zorunda.
İnsan ve Duygular
Kendine olan saygın duygularından daha güçlü olmak zorunda ..
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
1000K’da Kız Bakan Erkek Kardeşlerime Altın Tavsiyeler
Erkek kardeşlerim, size kısa ve net bir tavsiye: Bir kadın için kitap okumanızın, kedileri sevmenizin, çiçek paylaşmanızın, böcek fotoğrafı atmanızın ya da sosyal medyada duygusal sözler paylaşmanızın bir anlamı yoktur. Her ne kadar bunların önemli olduğunu söyleseler de, iş pratiğe geldiğinde insanların kararlarını etkileyen şey çoğu zaman sunduğunuz yaşam standardıdır. Bu yüzden eğer memur, mühendis, doktor, öğretmen (kadrolu) ya da genel olarak düzenli ve saygın bir meslek sahibiyseniz, bunu profilinizde belirtmekten çekinmeyin. Çoğu zaman sizi bulacak olan şey paylaştığınız kitap alıntıları değil, hayatınızın somut gerçekleridir. Yok şu kitabı paylaşmadın, yok bu çiçeği sevmedin, yok şu kadar duygusal değilsin… Bunlara gereğinden fazla anlam yüklemeyin. Eğer amacınız gerçekten kitap okumaksa okuyun, çiçek seviyorsanız paylaşın, hayatınızı yaşayın. Ama amacınız karşı cins üzerinde etki yaratmaksa, bilin ki belirleyici olan şey çoğu zaman bunlar değil; hayatınızın sunduğu imkânlar, düzen ve istikrardır.
1000Kitap
DAİMA
" Kendine olan saygın duygularından daha güçlü olmak zorunda. "
Hayata Dair
İsmet Özel Niye indim buraya ben? Boşuna mıydı yol boyunca benliğime musallat olan belâ? Bir çevrim tamamlandı mı şimdi? Yine mi döndüm başa? Olmaz diyor yanımdan ayrılmayan vaşak kimse başa dönmemiştir, dönemez hele sen geçtiğin o ormanlar rüyalarındaki canavarlardan sonra çok uzaksın o ilk fırlatıldığın zamana. Aldanma bunlar tayfa değil burada doğdu hepsi denize hiç açılmadılar denizi sen kadar bile tanıyan yoktur aralarında her biri uzak bir beldeden geldi sanılsın istiyor yosmalar böylece saygın fahişeler arasına katışacaklar müptezel birer facire ofsalar da. Tecimenler, onlar da sahi değil onlar da olmayan tayfaların gemilerinden çıkan malları sattıklarına inandırmak istiyor şehrin acemi insanlarını. Sen ve yağmur. Başa dönemezsiniz. Öyle bir yol yürüdünüz ki ancak
Edebiyat
ZULÜM ALLAH'TAN MI GELİR: Dımaşkî - İktidar ve Kader
Hicrî 125 (M.S. 743) yılına yaklaşırken Şam’da, Bâb el-Ferâdîs “Cennet Kapısı” denilen kuzey sur kapısının önünde bir kalabalık toplanmıştı. Kapının altında, az sonra idam edilecek, elleri ve ayakları kesilmiş bir adam vardı; bazı rivayetlere göre, son sözünü söyleyemesin diye dili de kesilmişti. Yanında, bir zamanlar adaletiyle ünlü Halife Ömer b. Abdülaziz’in muhafızlığını yapmış olan müridi Sâlih b. Süveyd duruyordu, o da asılacaktı. İnfazı emreden, dönemin güçlü hükümdarı Hişâm b. Abdülmelik’ti. Asılan adamın adı Gaylân ed-Dımaşkî’ydi. Suçu bir isyan, suikast ya da ihanet değildi. Suçu, tek bir cümleydi: “İnsan, yaptığından kendisi sorumludur.” Bugün bize sıradan bir hakikat gibi görünen bu cümle, sekizinci yüzyıl Şam’ında bir adamın hayatına mal oldu. Çünkü o cümlenin arkasında, düzeni sarsabilecek bir cümle gizliydi: Eğer insan yaptığından sorumluysa, halife de yaptığından sorumludur ve zulüm “Allah böyle takdir etti” diyerek meşrulaştırılamaz. ŞAM’IN KÂTİBİ, SARAYIN İÇİNDEKİ YABANCI Gaylân ed-Dımaşkî’nin hayatına dair elimizdeki bilgiler sınırlı ve yer yer tartışmalıdır. Tam adıyla Ebû Mervân Gaylân b. Müslim, nisbesiyle el-Kıbtî ed-Dımaşkî, muhtemelen Mısırlı bir Kıptî ya da Himyer’in Kıbt koluna mensup bir aileden geliyordu. Her halükârda Arap aristokrasisinin dışında, mevâlî (azatlı) tabakasına mensuptu. Babasının Emevî hanedanına bağlı bir azatlı (yani köleliği sona erdirilmiş kimse) olduğu aktarılır. Kendisi ise Şam’da, imparatorluğun kalbinde, devlet kâtipliği yapıyordu. Kaynaklar onu, Abdülmelik b. Mervân’ın oğlu Saîd’e öğretmenlik yapacak kadar saraya yakın gösterir. Daha da önemlisi, sonradan “İslâm’ın en âdil halifesi” diye anılacak olan Ömer b. Abdülaziz onu yanına almış, vaazlarını dinlemiş ve bazı reformlarda ona dayanmıştı. ADALET SÖZ DEĞİL,
Alıntı