O zavallı seni çok severdi.İki sene sırtında ateşten gömlek taşıdı.Nihayet İzmir’e senin kollarının arasına düştü.Bir tek insana bu kadar saadet yetmez mi?Benim arkamdan bu ateş gömlek hiç çıkmayacak,öldükten sonra da ebediyen taşıyacağım.Fakat ben onu, o ateşi,o ıstırabı seviyorum Ayşe.Senin,sizin ayakucunuzda bana el kadar yer verin,oracıkta sizi beklerim.Tek sana layık olayım Ayşe,istersen İhsan’ın ayağının altına yatayım.O senin sahibin değil mi?Ayşe dünya kuruldu kurulalı böyle azap olmamıştır.
Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var.
Bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanın vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? Fakat bu hep böyle değil midir? Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?