Huzur Sokağı (1970), Şule Yüksel Şenler’in kaleme aldığı ve Türkiye'de muhafazakâr edebiyatın önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen bir roman. Eser, bir aşk hikâyesi etrafında dönse de geleneksel ve modern yaşam tarzlarının çatışmasını işleyen derin bir sosyal eleştiri barındırır.
.
Roman, Bilal ve Feyza isimli iki ana karakterin hikâyesine odaklanır. Bilal, muhafazakâr ve dini değerlere bağlı bir genç. Onun karşısında ise Feyza, modern yaşam tarzını benimsemiş, Batılılaşma eğiliminde olan bir genç kadın. Bu iki karakterin karşılaşması, farklı dünya görüşlerinin çatışmasını simgeliyor. Bilal’in manevi dünyası ile Feyza’nın modern hayatı arasındaki fark, roman boyunca oldukça derin bir şekilde işleniyor.
.
Romanın ana temalarından biri, bireyin içsel dönüşümüdür. Feyza, başlarda modern dünyanın cazibesiyle büyülenmiş bir karakter ancak Bilal ile olan ilişkisi sayesinde zamanla manevi bir uyanış yaşıyor ve kendini dini değerler doğrultusunda yeniden tanımlıyor. Bu içsel yolculuk, Şule Yüksel Şenler’in eserinde dini ve ahlaki değerlerin bireysel mutluluk ve huzur için ne kadar önemli olduğunu vurgulayan bir çizgide ilerliyor. Ayrıca, romanın adının da ima ettiği gibi, gerçek huzurun yalnızca maneviyatla bulunabileceği fikri, romanın merkezindeki ana mesajlardan biri.
.
Bilal, dini değerlere olan bağlılığı ve dürüstlüğü ile dikkat çekiyor. Toplumsal değişimlere rağmen kendi inançlarından ödün vermeyen, idealleri doğrultusunda yaşayan bir genç olarak betimleniyor. O, bir bakıma yazarın savunduğu ahlaki ve dini değerlerin vücut bulmuş hali.
.
Feyza ise romanın en dikkat çeken karakterlerinden biri. Başlangıçta modern dünyanın cazibesiyle büyülenen, ancak zamanla manevi bir uyanış yaşayan genç bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Feyza’nın yaşadığı dönüşüm, yazarın
Maya Taşı, Mutlu Özçelik’in ilk öykü kitabı.
Kitap 22 öyküden oluşuyor.
Yazar, öykülerindeki bütün kahramanlarını sıradan hayatların içerisinden kurgulayıp okura sunarken her birini de gerçeklerle yüzleşen bireyler olarak farklı yolculuklara çıkarıyor. Bu yolculuklar bazen bir çocuğun gözünden bazen de bir yetişkinin yanılgısından sızıyor öykülere. Daha çok da kısıtlamaların verdiği bunalımları içeriden dışarıya doğru bir kaçış olarak işliyor yazar. Bu anlamda bakıldığında, birbirinden bağımsız olan her öykü bir bütünsellik de oluşturuyor kitap boyunca.
Mutlu Özçelik, öykü dilini oldukça serbest bırakmış. Bu dil oluşumu, kahramanlarının yaşadığı yöreye, zamana ve yaş aralığına göre değişebiliyor. Ağdalı sözlerden uzak, yalın ve gerçekçi, biraz da suskun bir anlatım hâkim. Bu haliyle bile öykülerin senfonik yankısı, okurun duygu dünyasında güçlü ezgiler oluşturabilecek düzeyde.
Maya Taşı, karakterler ve hayatlar üzerinden kusursuz fotoğraflar çekebilen bir öykü kitabı…"
Ömer Turan
Matthew Perry`nin trajik ölümü beni hayal edebileceğimden çok sarstı. 29 ekim sabahına uyanıp trajik şekilde vefatını öğrendikten sonra gerçekten ne olduğunu algılamam uzun sürdü. Matthew`nun Friends dizisi süresince bağımlılıkla uğraştığını, çok zorlandığını biliyordum ama hikayeyi hiçbir yerde detaylı şekilde öğrenmek gibi bir imkanımız olmamıştı. Ben bir az da vedaların hakkını vermeyi seven bir insanım, Matthew Perry`ni yolcu ediyorsak ona hakkettiği vedayı edebilmek için hem de sanki bir ihtiyac olarak bu kitaba başladım. Şimdi bir az spoilerlı, bir az da iç dökmeli bir inceleme yapacağım.
Matthew Perry bu kitabı hiçbir şey sansürlemeden, açıkça, zihninin akışı gibi yazmış. Gerçekten kafasının içini görebileceğimiz şeffaflıkla tüm şeytanlarını, zayıflıklarını yansıtmış. Dünyanın 1 numaralı dizisinin, en yakışıklı, en çok kahkaha atılan adamı olmasına rağmen içten içe nasıl da yetersiz, kusurlu, boş hissettiğinin altını defalarca çizmiş ve düşünceler o kadar eskiye dayanıyor ki daha Friends başlamadan artık bağımlılığı varmış, çünkü bu sesleri sadece alkol ile susturabiliyormuş.
Kitapta kısaca, Friends`den önce nerelerde olduğu, Friends`e seçilmek için Allaha nasıl dua ettiğini ve 3 gün sonra seçildiğini, bu serüvenin belki de onu hayatta tutan bir dönem olduğunu, Friends`den sonra yaşadığı zorlukları, o boşluğun içinde kaybolmamak için nasıl çabaladığını, 65 kere detoksa başladığını, 14-15 kere rehabilitasyona baş vurduğunu, ameliyat yara izlerini her şeyi tüm açıklığı ile anlatıyor.
Kitab gerçek bir anı defteri, onunla beraber ne kadar ışıltılı görünen hayatının içinde aslında tepesine çökmüş iblisleri ile nasıl mücadele ettiğine tanık oluyoruz. Her röportajında Friends`i izlemeye tahammül edemediğini söylüyordu bir anlam veremiyordum. Ama kitabı okurken